menüler
KAYSERİ HAVA DURUMU

ABD Başkanlık Seçimi Üzerine Düşünceler

Prof. Dr. Tuncay ÇELİK
Prof. Dr. Tuncay ÇELİK
09 Kasım 2020, Pazartesi
BUGÜNLERDE Ulusal ve Uluslararası haber kanallarının hangisini açsanız karşımıza ABD’de yapılan başkanlık seçimine ilişkin haberler çıkmaktadır. Tüm Dünya’da olduğu gibi, ABD seçim sonuçlarının ne olacağı ülkemizde de merak edilmektedir. Bu durumun ortaya çıkmasının önemli bir nedeni ise, Donald Trump’un son 4 yılda gösterdiği Başkanlık örneğidir. Emlak sektöründe önemli bir ismi olan Başkan Trump, ilginç tavır ve davranışları, verdiği kararlar, milliyetçi söylemleri, gösterdiği tepkiler, ABD’de bazı kurumların ve meclisin aldığı kararlarla ters düşmesi ve daha birçok davranışıyla bu seçimi kaybetse bile ABD siyasi tarihine, adı sıkça anılacak bir başkan olarak geçecektir. Sanırım bu dönemde kamuoyunun Trump’ın geleceğinin ne olacağını merak etmesi, ABD başkanlık seçimini de merak edilen bir olay haline getirmektedir. Açıkçası ben de merak etmiyorum desem, sanırım yalan söylemiş olurum.
Trump, 2016 yılında yarışı kazandığı seçim çalışmalarında milli üretimin arttırılmasının işsizliği azaltacağı ve bu nedenle özellikle sanayicilerin desteklenmesi gerektiği vurgusunu sıkça dile getirmiştir. Seçimi kazanıp göreve başlamasının hemen arkasından da aldığı kararlarla Çin-ABD ticaret savaşları başladığı gibi, Avrupa Birliğinden ABD’ye yapılan ticarette de gümrük vergilerini arttırarak ABD’nin ithalat yükünü azaltırken iç üretimi arttırmaya çalışmıştır. Yaşanan pandemi sürecine kadar da ABD’de ekonomik gelişmelerin olumlu olduğu söylenebilir. Örneğin 2016 yılında ABD işsizlik oranı %4.9 iken bu oran Trump yönetimi döneminde sürekli azalarak 2017’de % 4,3, 2018’de % 3.9, 2019’da % 3,7 ye gerilemiştir. Her ne kadar bazı konularda Trump yönetimi içinde de anlaşmazlıklar olmuşsa da, ABD ekonomisi pandemi dönemine kadar iyi yönde gelişme göstermiş, işsizlik ve enflasyon azalırken, yıllık faiz oranları da %0-0,25 düzeyine gerilemiştir. Bu dönemde dikkat çeken bir gelişme de siyahi vatandaşların işgücüne katılım oranlarının artmış olmasıdır. Ekonomide yaşanan olumlu hava pandemi ile son bulmuş, özellikle Trump’un çelişkili siyasi kararları, yaşanan ırkçı olaylarda takındığı tutum, pandemi sürecini hafife alması ve ortaya çıkan gelişmeler ile Dünya ticaretinde gerginliği arttırıcı söylemleri 2020’nin Trump için zor bir yıl olmasına neden olmuştur. Dünya’da olduğu gibi kendi ülkesinde de “istenmeyen adam” ilan edilmesiyle birlikte aslında kamuoyu, ABD’de seçimden çok Trump’ın akıbetinin ne olacağının merak etmeye başlamıştır.
Ülkemizde kamuoyunun inandığı bir görüş vardır. Bu görüş “ABD’de kimin başkan olduğunun önemli olmadığı, çünkü ABD’nin uzun dönemli plan yaptığı ve bu planların tıkır tıkır işlediği” dir. Bizleri bu inanışa sürükleyen bir çok gelişmeye yıllar boyu birlikte şahit olduğumuz ortadadır. Özellikle dış politikada ABD’nin uzun dönemli planlarının düzenli bir şekilde işlediğine şahit olmaktayız. Bu durum ABD’de başkanların kısmen iç siyasette özellikle de dış siyasette fazla belirleyici olmadıkları inancını güçlendirmektedir. Aslında demokrasinin beşiğiymiş gibi gösterilen ABD’de, başkanlık seçimleri son yıllarda komediye dönüşmüş, sadece iki adayın göstermelik sözüm ona demokratik yarışları, haber kanallarına gündem olmuş, seçim sonuçları ise uzun süre netleşememiştir. Başkan Trump’ın antipatikliğinin yarattığı tepki bu yıl ABD seçimlerine halkın katılım oranının artmasına neden olmuştur. Bundan önceki seçimlerde “sistemin nasıl olsa pek de fazla değişmeyeceğine” inanan ABD’liler, şimdiye kadar yapılan seçimlere bu kadar ilgi göstermemişlerdir.
ABD seçimleri bu defa ABD’yi olduğu kadar Avrupa Birliğini, Çin’i, Orta Doğuyu, Rusya’yı, Asya’yı, Afrika’yı ilgilendirdiği kadar bizi de yakından ilgilendiriyor. Tüm Dünya, seçimi kaybetmesi halinde Trump’ın Dünya siyaseti ve ticaretinde yarattığı gerilimin azalacağına inandığı gibi, ABD’liler de ülkelerinde yaşanan sosyal gerilimin son bulacağına inanmaktalar. Seçimi bizim için önemli kılan ise, Trump’ın kaybetmesi durumunda ABD ile olan siyasi ve ekonomik ilişkilerimizin zarar göreceğine inanılmasıdır. Ülkeler arası ilişkiler, karşılıklı menfaatler kapsamında belirlendiğine göre Trump’ın kaybetmesi durumunda ABD’nin ilişkilerimizin sağlıklı bir şekilde devamı için yeni tavizler istemesi olasılığı güçlenmektedir. Biden’in seçim çalışmalarında ülkemiz aleyhine verdiği demeçleri dikkate aldığımızda kazanması durumunda insanın aklına “söyleyene değil, söyletene bak” cümlesi gelmektedir. Biden ‘in arkasındaki güçlerin Suriye meselesi, Doğu Akdeniz sorunu, Ermenistan-Azerbaycan sorunu, Rusya ile ilişkilerimiz, S-400 meselesi vb. gibi konularda seçim sonrası nasıl bir tavır takınacakları oldukça önemli bir konu haline gelecektir. Daha önce de belirtiğimiz gibi ABD dış siyaseti başkanlardan bağımsız işlese de, aslında önceden planlı olmasına rağmen sanki değişen başkandan kaynaklanmış gibi gösterilebilecek yeni kararların Türk-ABD ilişkilerini nasıl etkileyeceği şimdilik belirsizlik göstermektedir. İşte bu belirsizlik, sadece biz de değil Avrupa Birliği ve diğer ülkelerde de özellikle piyasaların ABD seçimine kilitlenmesine neden olmuştur. Burada diğer ülkelerden ayrıldığımız nokta ise, Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu kırılgan yapının bu belirsizlikten olumsuz etkilenme ihtimalinin güçlü olmasıdır. Dünya üretim merkezlerinden biri olan Avrupa Birliği, Çin, Japonya gibi ülkeler ile petrol-gaz zengini ülkeler ABD seçim sonuçlarına çabuk adapte olacaklardır. Burada asıl sıkıntı enerjide, hammaddede, ara girdide, teknolojide ve daha birçok üründe dışa bağımlı olan, dış borcu yüksek, dövize olan ihtiyacı şiddetle artan ve bu nedenle de oldukça kırılgan bir yapı gösteren ekonomimizin ABD seçim sonuçlarına nasıl tepki vereceğidir. NATO kanadında ve ekonomik ilişkilerde Türk-ABD ilişkilerinin ılımlı olması, sadece bu dönemde değil NATO’ya üye olduğumuz günden beri büyük önem arz etmiştir. Bununla birlikte NATO üyeliği sonrası Türkiye-ABD arasındaki sözüm ona ılımlı ilişkiye rağmen Türkiye bu durumdan önemli menfaatler elde etmemiş, aksine bu süreç Türkiye’de teknolojik gelişimin önemli bir ayağı olan savunma sanayiinin gerilemesine ve bu alanda dışa bağımlılığa sebep olmuştur. Sanırım sonuçta ABD’de kim seçilirse seçilsin ABD-Türkiye ilişkilerinin kamuoyunda da inanıldığı gibi ABD’nin yaptığı uzun dönemli stratejik plana göre devam edeceği anlaşılmaktadır. Lige başlayan her takımın hedefi şampiyonluktur. Örneğin 3 büyüklerden birinin lige başladıktan hemen sonra teknik direktörü değişse de, takımın ulaşmak istediği hedef değişmemekte fakat iki farklı antrenörün bu hedefe ulaşma taktik, teknik ve yöntemleri farklı olmaktadır. İşte ABD seçimlerinde başkanın değişmesi halinde de yaşanacak olan şey aslında tam da budur.
 

En Çok Okunan Yazıları

Copyright 2016-2019
Kayseri Anadolu Haber Gazetesi
Kayseri Haber, Son dakika Kayseri haberlerini buradan takip edin. En son kayseri haberleri Kayseri Anadolu Haber'de.

Sitede kullanılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Yazı ve meteryaller hiçbir şekilde kullanılamaz!

Künye

Yazarlarımız

İletişim

Adres

Sahabiye, Ahmet Paşa Cd. No:7, 38010 Kocasinan / Kayseri

Telefon

+0.352 222 51 13 - 14

Email

kayserianadoluhaber@msn.com
Copyright 2016 - 2019 Tüm Hakları Saklıdır