menüler
KAYSERİ HAVA DURUMU

MİSAL-İ ŞİMŞEK VELAKİN OUT

Mustafa URHAN
Mustafa URHAN
20 Şubat 2018, Salı
”Bir padişahın çok sevdiği bir ayısı varmış. Bu ayının okuyup kültürlü olmasını arzu ediyormuş padişah. Bir vakit ilan vermiş meydanlarda. Benim ayıma kırk günde okuma öğreten adama kırk bin altın vereceğim demiş. Ancak öğrenemezse o kişinin kellesini vurdururum demiş. Fakir fukara bir adam taliplisi olmuş bu işin. Bir günün beyliği beylik demiş. Hayatımda göremem bu kadar parayı. Ölürsem de bu serveti yiyerek ölürüm. Ayının okuması yazması olmaz zaten demiş. Neyse uzatmayalım sayılı gün çabuk geçmiş: Bizimki otuz dokuz gün har vurup harman savurmuş, yemiş eğlenmiş. Kırkıncı gün bir can korkusu telaşı başlamış. Nasıl olur da kurtulurum bu işten derken ayının bir kitabın arasında kalan bir meyve kabuğunu yediğini, yeni bir şey bulurum ümidiyle diliyle sayfayı çevirdiğini, bulamayınca diğer sayfaya geçtiğini görünce: Ayı okumaya okuyamaz; ama okusa okusa böyle okur deyip her sayfaya bir meyve kabuğu koyarak padişahın huzuruna çıkarmış ayıyı. Padişah manzarayı görünce öyle sevinmiş ki o kadar olur. Kırk günde ayıya okuma öğreten bu adama kırk bin altın daha vermiş.”
 
Son zamanlarda ellerinde, sadece resimlerine bakıp geçilen dergiler gördüğüm kimselerle karşılaşıyorum. Düşünmeye zorlamayan, yormayan, iştah açan, diğer sayfada hangi araba; veya hangi adam, hangi kadın var diyebileceğimiz magazin dergileri. Böyle durumlarda hep bu hikaye geliyor aklıma. İşte okuyan ayı diyorum.
 
Halk kütüphanesinde rastladım ona. Birden bir şikâyetlenmenin ortasında buldum kendimi. Konuşmayı sürdürmeyeceğim ama mecbur kalıp birkaç şey söylüyorum, sesini alçaltmaya çalışarak sırıtıp: “Aynen con vaynen diyor.”
 
“İnan yoruluyorum düşündükçe.” Düşünmek yorucu bir iş. Ayrıca kitap okuyacaksın, araştırma yapacaksın falan filan. Okuyup da alim mi olacaksın yani. İş olabildiğince uzun anlayacağın.”
 
diyordu karşımdaki arkadaş.
 
“Amaaan bırak dağınık kalsın.” Ne lüzumu var bu kadar enerji sarf etmeye .
 
Şimdi televizyonlarda isimlerinin önünde dr. doç.dr. prof.dr. yazan adamlar, kadınlar var. Kim dinliyor, kim ciddiye alıyor ki bunları. Bu kadar düşünüyor, kitap yazıyor, hararetli hararetli konuşuyor, kendilerini hırpalıyorlar. Anlaşılmayacak kadar anlamsız bir durum bu. Kanepeye uzanıp da 55 inçlik televizyonumda izlediğim bu laf ebelerinin sonu bir tuşluk mesafede. Ayrıca anlattıkları, bol internetli telefonumun arama motorlarında rahatlıkla bulabileceğim şeyler. Bak sana şunu söyleyeyim “Bunlar reklam kokan hareketler Mayk.” Giyinmişler efendim şık şık. Saçlar yapılmış. Eller, yüz, mimik hep ekranın sevdiği tarz. Ben çok entelektüel birisiyim, bu benim her halimden belli oluyor tavırları. Yahu kardeşim dürüst olun biraz. İki kitap okudunuz, üniversite falan bitirdiniz diye her şeyi bilen birisi mi oldunuz şimdi. “Bizimla değilsın”deyip geçiyorum başka kanala.
 
Bizim çocuğa öğretmeni ödev vermiş işte. Çocuğa kitap almak için kitapçılara gittim geçen. Ne kadar kitap var bilader. Usanmadan yazmışlar da yazmışlar. Ne yapacaksak bu kadar kitabı. İnsanın bin ömrü olsa ve sadece bu ömürleri okumaya ayıracak olsa gene yetmez. Evine göstermelik bir kütüphane satın al. İçine bol satanlardan kitaplar koy. Hem evine gelenler keyifle(!) okuma sevinci yaşasın , hem seni entelektüel zannetsinler. Amaan zannetmeseler de olur.
 
Kitapçıda kitabı bulamadım da beni şu ilerde kitaplarla meşgul olan arkadaşım getirdi buraya.” dedi. Benimle kafa dengi çocuklarla da karşılaştım burada. Kitap okumuyor habire testlerden soru çözüyorlar. Kitap okuyor musunuz burada dedim. Ne kitabı abi kitap okumaya vakit mi var dediler.
 
Hah, bana bunlarla gelin kardeşim, dedim. Gülüştük biraz. İşi çözmüşler. Bu yaşlarda fazla düşünmeye, yorulmaya gerek yok. Bol bol test çözmek gerek. Sıkıldığınız zamanlarda ne yapıyorsunuz dedim. Abicim elimizde bol internetli telefonlarımız var. Hafif, abartmadan oyun oynuyoruz. Lan ne kafa dengi adamlarsınız dedim onlara. Şurada dergiler de var dediler. Allahım, ne çok dergi bunlar. Bunlar kaç senelik dedim. Ne seneliği abi, her ay değişir buradaki dergiler dediler. Magazin dergisinden spor dergisine, bilim ve teknoloji dergisinden edebiyat sanat dergilerine kadar her ay yeni sayıları gelen onlarca dergi. Yahu bu dergilerde de yazanlar var. Her ay nerden buluyorlar bu kadar farklı sözleri anlayamıyorum. Ayrıca gerek var mı? Bence yok. Sonra oturdum magazin dergilerini falan karıştırıyordum ki seninle karşılaştım, dedi.
 
Ben de sana bakıyordum, dedim. Aklıma resimlere bakıp geçen birinin masalı geldi, dedim.
 
-Ne masalı dedi.
 
Anlatıverecektim oracıkta vazgeçtim.
 
-Ne güzel değil mi bu magazin dergileri, dedim.
 
-Aynen con vaynen, dedi.

En Çok Okunan Yazıları

Copyright 2016 - 2019 Tüm Hakları Saklıdır