menüler
HAVA DURUMU

BEN HEP SENİ BEKLEDİM

Mustafa URHAN
Mustafa URHAN
12 Kasım 2018, Pazartesi
Biri diğerine bağıra çağıra günününün özetini anlatıyordu bekleyip kulak misafiri oldum.
 
“Aslında iş sabahın erken saatlerinde başladı, diyordu.Bugün asansörle ineceğim dedim.Kaçıncı katta oturuyorsun diyeceksin. İkinci katta efendim.Ama inat ettim asansörle ineceğim . Ardı ardına sözleşmişler gibi bütün apartman sakinleri aynı dakikalarda asansörü çağırıyor asansör bir türlü ikinci kata gelmiyor.Epeyce bekledim. Artık gelmeyeceğine kanaat getirince neyse spor olur diyerek yürüyerek indim aşağıya.
 
Beni katta bekleten bütün “asansör sakinlerine” sakin sakin günaydın demek zorunda kalarak güne başladım.Tahmin edersin işte o sakinlikle arabama bindim evin önündeki dar yolda biri arabasını önüme kırıvermesin mi?Ben daha bir şey demeden o bana bulaştı.
 
-Biraz bekle kardeşim.
 
-Neyi bekleyecekmişim. Önüme hızlıca kırıyorsun arabanı. Sonra biraz bekle kardeşim. Senin acelen varsa benim de acelem var. Kornaya bastım, el kol hareketi yaptım. O da kornasına bastı uzun uzun, o da el kol hareketi yaptı. İhtimal içinden galiz bir küfür de savurmuştur. Sonra kolunu camdan çıkarıp bekle biraz kardeşim dedi.
 
Aynı gün “Geliyorum biraz bekle.” diyen yakın bir arkadaşım bekletti beni. Yahu biraz acele etsen olmaz mı dedim içimden. Bankada işlerim var bekletmeye gelmez üstelik.Neyse telefonla halledeyim bari dedim.Nerde o günler. Telefondaki ses güvenliğim için annemin kızlık soyadının bilmem kaçıncı harflerini sorduktan sonra sizi bekleteceğim biraz demesin mi. Üstelik onlara ulaşmak için nerdeyse on dakika beklemişim .Bir sinirlendim bir sinirlendim anlatamam.Sabahtan beri bekliyorum zaten.Asansörü bekle, arkadaşını bekle, sırada bekle,trafikte ışıkta bekle, hatalı bir şoförün önüne arabasını kırdığında bekle,üstelik haksız oldduğu halde el kol hareketi yaptığı halde bekle,uzun kornadan galiz bir küfür yedikten sonra bekle. Kendime mani olamayıp dalacağım bunlara. Beklemek ne ya, herkes işini gereği gibi ve hızlıca yapsa beklemeyeceğiz. İşmiz gücümüz var bizim arkadaş. Hayatımız beklemekle geçiyor. Ağzını burnunu kıracaksın bunların, pıçaklayıp atacaksın.” diyordu.
 
Beklemek güzeldir aslında diyeyim istedim ona. Bu hay huylu zamanların içinde beklemek sevincini yaşamadan geçiyor hayatımız demek.
 
Gelmesini büyük ihtirasla beklediğimiz zamanlar vardır. Bekletildiğimiz güzel mekanlar, beklediğimiz kişiler, beklediğimiz olaylar var. Beklediğimiz biz varız üstelik .Oluşunu belki hiç beklemediğimiz kendi hikayemiz . Sanki bir sihirli el bunu birgün gerçekleştirir tembelliği içinde hızını hiç kesemeden yaşadığımız, içine dahil olmak istediğimiz kendi hikayemiz vesselam.
 
Beklemenin ne güzel halleri vardır.İçimizdeki heyecanı yıldız yıldız ışıklara dönüştürür mesela beklemek.Her yıldız ayrı şarkı olur, ruhumuz beklemenin verdiği ızdırabın neşesini yudum yudum içer; kulağımız alesta gözlerimiz yolda kalır.Sabır meyvesine dönüşür beklemek.Belki hiç sorusu olmayan dervişe dönüşüveririz bizi beklemek.
 
Kimi zaman bir şiirin mısraına dönüşmek isteyip bekleriz. Kimi zaman sessiz bir çığlık halinde bekleriz.
 
Bir rüya denizi olur ümitlerimiz bekleriz. Sevdalı bir bulut olur gözlerimiz bekleriz. Saçlarımız yıldız olur bekleriz.
 
Sırada bekliyoruz,durakta bekliyoruz, bankada bekliyoruz,asansörü bekliyoruz telefonda bekliyoruz hayatımız hep beklemekle geçiyor diyorsunuz değil mi? Aslında beklemiyoruz.Öfkemizi çoğaltıyoruz.Hızımızın kesilmesine sinirleniyoruz.Belki yapacağımız birçok işi bekletiyor bunlar diyerek insani duygularımızı çökertiyoruz.
 
Nedir bu kadar acele olan. Acele olursa daha mı çok yaşayacağız mesela.Geçenlerde bir arkadaşımla konuşuyorduk.Geçmiş yüzyıllarda 40 sene yaşayan mı günümüzde 80 sene yaşayan mı daha çok yaşamıştır konusu üzerinde beklettik düşüncemizi.40 sene yaşayan düşüncesi galip geldi.Sevdiğini görmek için beklemiştir mesela.Hasreti en koyusundan yaşamıştır.Bir cevabı beklemiştir.Merakı en derinden yaşamıştır.Yolda beklemiştir yolu yaşamıştır.Dertte dermanı beklemiştir.Günlerce beklemiştir beklediği olsun diye.Bazen olmuştur bazen olmamıştır. Ama herhalükarda bu beklemek onu bir şekilde insan yapmıştır.
 
Hayatı bir şarkı gibi görmek lazım. Hepimiz hayatımızı bir rüyaya ,bir tatlı ahenge, ruhumuzu coşkun bir ırmak gibi çağıldatan sese dönüştürmek için çalışmıyor muyuz? Bu bakımdan diyorum işte.Şarkısıyla yaşamak istiyoruz hayatı ve bir bahar rüzgarı olsun yaşadıklarımız diyoruz.Başarabiliyor muyuz? Kendi adıma söyleyeyim hayır.
 
Ayrıca bu hızdan veya hazdan kurtulmak için hepimizin “beklemek zamanları”diyeceğimiz zamanlar icat etmesi lazım kendine aslında.
 
Farkında mıyız bilmiyorum gittikçe hızlanıyoruz . Bunu dinlediğimiz şarkıların müziğinden anlıyorum biraz. Beklerken kulaklık takıp dinlediğimiz hızlı müziklerden.Beklediğimiz zamanı hızlı geçirelim diye.4.5 G’li internetimizi açıyor facebookumuza tivitırımıza instangramımıza bakıyoruz.Hemencecik geçiyor zaman.Saat epeyce geçmiş ve bizim zamanımız gelmiş.Beklediğimize değmişmiş ve ammada beklemişiz aslında.
 
Ben bu tür beklemelere karşıyım.Beklediğimiz zamanların bizi çoğaltmasını istiyorum çünkü.Hayata dokunmasını ,insanlarla sanal bir gerçeklik içinde değil,bir sinir harbiyle kendi kendimizi yediğimiz zamanlarla değil , yaşadığımızı hissettiren hızımızın kesildiğine sevindiğimiz beklemeyi önemsiyorum.
 
Düşünürken buldum. Beni de telefonda bekleten bankanın müşteri temsilcisini arayacağım. Beklettiğimiz için özür dileyince : Yoo ben çok memnunum beklediğim için diyeceğim.Biraz kendimi dinliyorum mesela.Biraz içimdeki boşluğu dolduruyorum.Çok hızlı yaşıyorum son günlerde iyi ki beni beklettiniz.İnanın beklemek bana iyi geldi durup düşünme mecburiyetine sürükledi bekletmeniz.Bana lütfen hızlıca dönmeyin. Rica ederim biraz bekletin, diyeceğim. Filhakika hızımı kesiyor beklemek ve ben bu hızdan oldukça rahatsızım. İyi ki size rastladım diyeceğim. İçime beklemenin neşesi çöktü bir kere.Bunu da bütün sevinciyle yaşayacağım.

En Çok Okunan Yazıları

Copyright 2016 Tüm Hakları Saklıdır