menüler
HAVA DURUMU

YALNIZLIK

Hürmet FEYZİOĞLU
Hürmet FEYZİOĞLU
22 Nisan 2017, Cumartesi
Neden yalnız kalmaktan korkar insan? Tek başına kaldığında sorunların üstesinden gelemeyeceği endişesi midir yoksa başka bir insanın varlığı olmadan kendi kendine yetemeyeceği düşüncesi midir insanı korkak yapan. Belki de alışkanlıklar...
 
"Yalnızlık Allah'a mahsustur" gibi ağzımızdan büyük cümleler kurarız ya hani, sanki yalnız kalmak azaptan öteye geçmeyen bir seçimmiş gibi...Ben yalnızlıktan bahsetmeden önce, yanımda duran kişi her kimse dönüp bakma taraftarıyım. Dünya üzerinde sadece bir yer mi işgal ediyor, yoksa varlığı hem kendine hem bana hem de dünyaya anlam mı katıyor iyi idrak etmem lazım. Sadece bir et parcasından ibaret ne bir arkadaşım ne de dostum olsun istemem. Olmaması olmasından kırk kat daha hayırlıdır şüphesiz. Yalnız kalmamak adına içi dışı boş,  anlamsız insanları hayatınızda tutmak yükten öteye geçmez...
 
Yalnızlık benim için çoğu zaman karakterli bir seçimdir. Bir çok insan arkadaş sayısının çokluğu ile övünürken ben ancak nikah defterine imza atmadan önce söylendiği gibi, iyi günde kötü günde dostum ya da arkadaşım beni uzaktan mı izleyecek yoksa yanıbaşımda yüreğini benim için ortaya mı koyacak anlamaya çalışırım. Yanınızda bir yoldaş, arkanızda bir duvar olamıyorsa sevdikleriniz, size olan sevgilerini sorgulama zamanı gelmiş demektir. Sağımı soluma karıştırdığımda pusula vazifesi görüp yanıldığımı söylemiyorsa destek beklediğim kişi, yanlışsız hiçbir anımdan kendine pay çıkarmasını istemem...
 
Bir insan sizi anne gibi sahipleniyor, baba gibi koruyor, kardeş gibi kucaklıyorsa, üzmeyin onu. Kalmadı böyle saf temiz insanlar hayatımızda.  Menfaatsiz adım atanı görmek için dua eder olduk. Birinin iyilik yapması,  beklentisi olduğu hissiyatını veriyor artık.  Sohbet etmek, birlikte kahkaha atmak, Türk kahvesini beraber yudumlamak hayalle eşdeğer...
 
Bencilliğinizde boğulduğunuz her an, daha da yalnızlaşmaya mahkumsunuz. İnsanları paylaşmaktan alı koyan duyguların başlangıç noktasını merak eder oldum. Fikrim var elbette. Para araç olmaktan çıkıp amaç olduğundan ve  teknoloji yüzyüze iletişimin gereksizliği konusunda insanları inandırdığından bu yana toplum olarak yapayalnızız sanki.  Bahsettiğim iki kavram da ne yazık ki canlı bile değil. Sizin yerinizi alan başka bir insan olsa canınız yanmayacak.  Daha pahalı giyinmek için cebinizdeki tüm parayı mağazaya yatırırsanız eğer,  dostunuza ısmarlayacağınız bir kahve şansınız olmayacak. Önemli olan insanların sizi pahalı giyinen biri olarak reklam etmeleri. Kahve içmişsiniz, sohbet etmişsiniz kimin umrunda? Sizin umrunuzda olmadığı aşikar ama zamanınızı ayırmak yerine yalnızlaştırdığınız insanın umrunda. Ve şunu sakın unutmayın, anne ve evlat harici kimse vazgeçilmez değildir.  Birinin yeri bir başkası ile çok çabuk doldurulur. Çok örneğini gördüğüm için rahatlıkla ahkam kesebiliyorum...
 
Bir de kalabalık içinde yapayalnız olma hastalığından söz etmek istiyorum. Bu en vahim olanı. Siz bir çok dost ve arkadaş sahibi olduğunuzu sanarken, bir de bakıyorsunuz, insanların sizin yanınızda boy göstermelerinin sebepleri var. Hoş sohbet ya da zeki olmadığınızı da varsayarsak, ya paranızdır cezbeden ya da nerden edindiğiniz belli olmayan popülerliğiniz. Allah kimseyi bu örnekteki insan durumuna sokup sınamasın...
 
Beni sadece ben olduğum için seven, bir sonraki randevu için kahvesini bitirmeden tarih belirleyen, küçük taburelerinde bir bardak çayına minik paralar ödeyip sohbetine doyup çıktığım insanlar diliyorum Allah'tan. Hem kendim hem de iyi niyetini rafa kaldırmamış insanlar için. Marifet, iki saatlik buluşma neticesinde mekana ödenen kabarık hesaplar değil, seni gülümseten, sana güven veren, hüznünde şefkat gösterebilen, mutluluğunu kendi başına gelmişçesine paylaşabilen insanları hayatına dahil edebilmek...
 
Yani, ya aslan gibi tek tüfek yaşayıp kimseye tamah etmeyeceksin, ya da senin aslan yürekli olduğunu farkeden insanları yaşam alanına dahil edeceksin...

En Çok Okunan Yazıları

Copyright 2016 Tüm Hakları Saklıdır