menüler
HAVA DURUMU

“AAA TADI ÇOK GÜZELMİŞ”

Hürmet FEYZİOĞLU
Hürmet FEYZİOĞLU
15 Haziran 2019, Cumartesi
Yaşadığımız toplumun hatırı sayılır bir bölümü besin alerjisi denen bir rahatsızlıkla boğuşmakta. Besin alerjisi çoğunlukla astımı da beraberinde getirmekte. Besin alerjisi olan bireyler, alerjisi olan yiyecek ya da içeceği kesinlikle tüketmemeli. 
 
Tüketmesi durumunda alerjisinin derecesine de bağlı olarak yaşayabileceği en büyük sıkıntı anafilaksi. Anafilaksi, yaşamı tehdit eden reaksiyonlar olduğu için tedavisinin de en kısa sürede yapılması kritik. İşte bu sebeple besin alerjisine sahip olan kişinin ve beraberinde etrafındaki insanların alerji denen rahatsızlığa mümkün mertebe ciddi şekilde yaklaşıyor olması önemli…
 
Etrafımızdaki insanların birçoğu, besin alerjisi izah edilmesine rağmen istisnasız şu cümleleri sarf etmekte, “Birazcık yesin, bir lokmadan bir şey olmaz ki?”, “Alerji de neymiş bizim zamanımızda alerji mi vardı?”, “Yerse vücudu alışır alerjisini de atar”… Ve daha niceleri… Ben hayatımın son altı yılında bu cümlelerle muhatap olmak zorunda kalıyorum.           Çünkü şu anda altı yaşında olan oğlum Kayra’nın doğuştan bazı besinlere alerjisi var. 15 Aralık 2018 tarihine kadar süt ve yumurtanın içeriğinde olduğu hiçbir besini tüketmeyen Kayra bu tarihten itibaren yumurtayı tam altı sene sonra tüketmeye başladı. Süt alerjisinin deride ve kanda yüksek derecede oluşu bir süre daha süt tarafında diyet yapmamızı zorunlu kılıyor. Diyet açma sevinci ilerleyen zamanda süte inşallah…
 
Besin alerjisi yaşayan bireyin yetişkin ya da çocuk olması, alerjiyi doğru yönetebilmesi için önemli bir kıstas. Çünkü yetişkinler alerjileri olan besini tüketmeleri halinde başlarına gelebilecek felaketlerin farkındalığına sahip bireyler. Çocuklar ise, ebeveynleri kontrolünde neyi yiyip neyi yiyemeyeceklerinin planlandığı bireylerdir. Çocuk, anne ve babasının güven çemberi içerisinde hayatına devam ettiği sürece sorun yaşanma ihtimali düşükken, okul çağı gelip çattığında, çocuğun etrafındaki tüm insanların bilinçlendirilmesi gerekliliği ortaya çıkar. Özellikle en bilinçli olması gereken kişi, besin alerjisine sahip olan çocuktur. Kendisine uzatılan bir yiyecek ya da içeceğe “hayır” diyebilme iradesi, çoğu zaman hayat kurtarıcı olacaktır. Özellikle, çocukları sevindirmek ya da ödüllendirmek için çikolata, şeker, bisküvi tarzı yiyeceklerin sunulması alerjisi olan çocuklar için sıkıntı doğurabilir. Bu sebeple özellikle bir çocuğu sevindirmek ya da ödüllendirmek istiyorsanız, yiyecek içecekler haricinde farklı materyaller kullanmanız daha güvenli olacaktır. Sağlıklı bir çocuğa ikram edilen çikolata serotonin hormonu salgılatırken, süt alerjisi olan çocuğun anafilaksi geçirmesine sebep olabilir…
 
Oğlumun süte ve yumurtaya alerjisi olduğunu öğrendiğimde önce dünya başıma yıkıldi sandım. Süt ve yumurta…Küçücük bir bebeğin gelişimi için ne kadar kritik besinler dedim içimden. Bunların yerini hangi besinler almalı ki, vücudun eksik kalan taraflarını tamamlayabilsin? Haberin ardından ışık hızıyla toparladım kendimi ve hemen aksiyon planları yapmaya başladım. Anne olmak böyle bir şey… Bir günü bir yana bırakın bir dakika güçsüz durma gibi bir lüksünüz olmuyor. Her zaman dik her zaman hayata karşı dirençli olmak zorundasınız. Yediklerine içtiklerine dikkat ederek, etrafımızdaki insanları teyakkuza geçirerek tam altı seneyi bitirmişiz. Kayra’nın sağlam iradesi, besin alerjisi sebebiyle olgunlaşmak zorunda kalan bir çocuk oluşu da işimizi bir nebze olsun kolaylaştırdı. Sadece bir nebze…
 
Beraberinde astım geldi. Polen, küf mantarı alerjileri de…
 
Besin alerjisi sebebiyle hayatımızdan bazı insanları da çıkarmak zorunda kaldık. Çocuğumun karşısında inadına sucuklu yumurta yiyip, kendi çocuğuna da yemesi için ısrar eden, dondurmayı olmazsa olmazmış gibi tüketmekte ve tükettirmekte kararlı insanlar önce Allah’a havale, sonra kendi hayatlarına iade edildi.
 
Hacettepe Üniversitesi Astım ve Alerji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bülent Enis Şekerel’i tanıdığımız gün, bir ışık beliriverdi hayatımızda. Rutin tedavi sürecine ek hastanın hayatını kolaylaştırabilmek adına çabalayan kocaman yürekli bu insan, tetkikleri sonucunda Kayra’nın yumurta yiyip yiyemeyeceğini denemek istedi. Denedi ve başardı. Tam altı yıl sonra yumurta yiyen Kayra, Ankara’ya giderken “Anne yumurta tatlı mı tuzlu” sorusuna ek, yumurtayı ilk tattığında “Aaa tadı çok güzelmiş” cümlesini kurdu. Belki, bir annenin yaşayabileceği en muhteşem anlardan birini yaşadım. Yumurtayı yerken “başaracak” diyen hemşirenin sırtımı sıvazlamasından Sayın Şekerel’in “inşallah yumurtayı yiyecek annesi” demesine kadar tek yürek oluşumuz harikaydı. Bu anı yaşattığı için önce ALLAH’a şükrediyorum sonra Prof. Dr. Bülent Enis Şekerel’e teşekkür ediyorum. İyi ki diyorum, iyi ki…
 
Ve süt alerjisinin de sona ereceği günü duayla bekliyorum… (TEKRAR)

En Çok Okunan Yazıları

Copyright 2016 Tüm Hakları Saklıdır