menüler
KAYSERİ HAVA DURUMU

SADECE ORGAN BAĞIŞI DEĞİL BU: “CAN BAĞIŞI”

Prof. Dr. Elçin Balcı
Prof. Dr. Elçin Balcı
05 Mayıs 2021, Çarşamba

Vücudumuzu oluşturan doku ve organların bir sistem içinde düzenle yürütmek zorunda oldukları belli görevleri vardır. Bu görevlerini yerine getiremeyecek şekilde hastalandıklarında, çok ciddi hatta ölümcül sonuçlar yaşanabilir. Tedavisi başka türlü sağlanamadığında da aynı doku ve organın başka bir yerden (vericiden) temin edilmesi ve hasta vücuda (alıcıya) ameliyat şartlarında eklenmesi gerekir. Başka yerden temin demek; bir başka canlıdan (canlı verici) veya ölmüş bir bedenden (kadavradan) alınmasıdır. Bu işlemin yapılmasına “Organ nakli (Organ Transplantasyonu)” denir. Bu işlemler bir takım özel şartların sağlandığı zorlu cerrahi süreçlerle gerçekleştirilir.

Günümüz şartlarında kalp, böbrek, karaciğer, akciğer gibi organlar ve deri, kornea gibi dokuların nakilleri başarılı şekilde yapılabilmektedir ve her geçen gün bunlara yeni doku ve organlar eklenmektedir. Tüm dünyada en çok nakli yapılan organların başında böbrekler gelmektedir. Her nakil amacına ulaşamayabilir. Hasta kişinin bünyesi nakledilen organa, organ da nakledildiği vücuda uyum sağlayamayabilir. Bu durumda eğer alıcı için ölümcül risk oluştuysa, nakledilen organın geri çıkarılması bile gerekebilir.

Organ nakli; hem tıbbi hem de hukuki prosedürleri olan bir alandır. Tüm şartlar tam sağlanmadan nakil işlemi gerçekleştiril(e)mez. Organ bağışlayacak kişi ölü (kadavra) veya beyin ölümü gerçekleştiğine hekimlerden oluşan bir heyetin karar verdiği, makinelerin desteği ile yaşayabilen, makineden ayrıldığında tıbbi ölümü kesin olan bireyler (verici=donör) olabilir. Kalbi duran veya beyin ölümü gerçekleşen kişilerin organları 24 saat içinde vücuttan çıkarılıp başarılı şekilde nakledilebilir. Bu süre uzarsa fonksiyonlarını ve böylece nakil şansını kaybedebilir. Bazı dokular ise (kornea hariç) doku bankalarında beş yıla kadar çok özel şartlarda korunup saklanabilmektedir.

Konuya daha hakim olabilmeniz için haberlerde, yayınlarda, konuşmalarda duyduğunuzu tahmin ettiğim bir iki kavramı açıklamakta fayda görüyorum.

Nakiller aynı kişinin kendi vücudundan (örneğin kalpte bypass ameliyatlarında bacaktan alınan damar parçasının kalbe nakledilmesi şeklinde) yapılırsa buna “otogreft” denir. Nakledilen doku da kişinin kendine ait olduğu için bünyenin dokuyu reddi gibi sıkıntılar bu grupta çok yaşanmaz.

Aynı türün (örneğin insandan insana) genetik olarak özdeş olmayan iki üyesi arasındaki bir organ veya dokunun nakline “allogreft” denir. İnsanlarda gerçekleştirilen doku ve organ nakilleri de genellikle allogrefttir.

Organ bağışı; (18 yaşını doldurmuş) kişiler hayatta iken kendilerinin, ya da ölmeleri durumunda ailelerinin, özgür iradeleriyle tıbben yaşamları sona erdikten sonra doku ve organlarının, başka hastaların tedavisi için kullanılmasına onay vermeleri ve bu durumu belgelendirmeleri olarak tanımlanmaktadır.

Son yıllarda cerrahi teknikler ve tıbbi bakım olanakları iyi yönde gelişmekte olsa da yaşanan en önemli sorun; verici sayısındaki yetersizliktir. Kişiler organlarını bağışlamaya çeşitli nedenlerle çekinmektedir. Bağışların çoğu aile içi kişilerden ve akrabalar arasında gerçekleşmektedir. Gelişmiş ülkelerde kadavra donörlerin kullanımı daha yaygın iken, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde kadavra bağışları yetersizdir. Bağış sayısının artırılmasına ihtiyaç vardır, çünkü bağış bekleyen çok hastamız mevcut. Bağış kararları büyük oranda bağışçılarla kurulan duygusal iletişimin başarısıyla artırılabilir. Bazı ülkelerde organ nakli koordinatörü olarak çalışan sağlık profesyonelleri, bağışçı ailelere konu ile ilgili yeterli bilginin verilmesi ve ikna başarısını artırmak için özel olarak iletişim eğitimi almaktadır. Bu çözüm bizim gibi ülkelerde de kullanılabilir ve konu ile ilgili görevli tüm birimlerdeki çalışanların, iletişim becerilerini artıracak eğitimleri almaları sağlanabilir. Çünkü görünen o ki; ülkemizdeki önemli sorunlardan biri, bu konuda uzmanlaşmamış sağlık personeli ve organ-doku nakil koordinasyon ekiplerinin eğitim, iletişim ve ikna yetersizliğidir. 

Türkiye’de organ bağışı ve nakli ile ilgili veri tabanı yönetimi Sağlık Bakanlığı tarafından yapılmaktadır. Konu ile ilgili kayıt ve istatistikler, Organ, Doku Nakli ve Diyaliz Hizmetleri Daire Başkanlığı veri tabanında toplanmaktadır. Organ bağışı ile ilgili çalışmalar ve uygulamalar 29.05.1979 tarih ve “2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Yasası”na göre gerçekleştirilmektedir (https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.2238.pdf). Yasanın gerektirdiği şartların sağlanması zorunludur. Prosedür tam olmadığında işlem gerçekleştirilmez. İşlemlerin gerçekleştirildiği merkezler Bakanlıkça yetkilendirilmiş ve denetlenen merkezlerdir.

Organ bağışının belgelenmesi, kişinin veya vefatından sonra yakınlarının, konu hakkında ayrıntılı olarak bilgilendirildiklerine ve her aşaması için rıza gösterdiklerine dair imzaları şarttır.

2000 yılında yapılan yeni düzenlemeyle, Türkiye’de organ ve doku nakline yönelik hizmet sunan kurum ve kuruluşlar arasında gerekli işbirliğini sağlamak, kadavradan elde edilen organ sayısını artırmak, tıbbi etik anlayışına ve hukuka uygun şekilde organ dağıtımını sağlamak amacıyla “Ulusal Organ ve Doku Nakli Koordinasyon Sistemi” kurulmuştur. Sağlık Bakanlığı tarafından “Organ ve Doku Bağış Kartı” hazırlanmıştır. Tüm organ bağış kartları, “Türkiye Organ ve Doku Bağışı Bilgi Sistemi”nde kayıtlıdır.

Konu ile ilgili araştırmaların gösterdiği üzere; bağış sayılarının azlığında önemli etkenlerden biri dini inançlar konusundadır. Bizim gibi Müslüman ülkelerdeki bağışların az olması benzer nedenlere dayanmaktadır. İslam dininde canlı veya ölü insanların vücuduna zarar vermek yasaktır. Ancak diğer yandan, Maide Suresi 32. Ayette belirtildiği gibi, başka bir insanın yaşamını kurtarmak, zor durumda olan insanlara iyilik amacıyla yapılıyorsa, bu durumda günah değil sevap kazanılacaktır. Din görevlileri ve dini liderlerin konu hakkındaki farkındalıklarının artırılması ve onlar tarafından halka yeterli açıklamaların yapılmasıyla bağışların artırılabileceği de bilimsel çalışmalarla gösterilmiştir. Din adamlarının organ bağışına yönelik özendirici açıklamaları rakamların artışına katkı sağlayabilmektedir. Ve diğer gruplardan daha etkili olmaları beklenebilir.

Hali hazırda nakil listesinde organ bağışı bekleyen ve her gün ölümle burun buruna yaşayan 25 bini aşkın kayıtlı hastamız mevcut ve tek umutları kendilerine yapılacak bağışlarla sağlam organlara kavuşmak. Bu kişilerden biri kendimiz veya en sevdiğimiz olabilir. Çocuğumuzun, anne babamızın, kardeşimizin, eşimizin nakil için bekleyen çaresiz bir hasta olduğunu ve elimizden hiçbir şey gelmediğini hayal etsek nasıl hissederiz sizce? Çare olamamak ve derdimizin dermanının başkasının elinde olması nasıl bir duygu olabilir hiç düşündünüz mü? Günden güne ellerinizden kayan bir hayat… ve her bağışlanan organ haberi ile açılan pencereden güneş gibi doğan umut ışığının, dokular uyumsuz çıktığı zaman parlaklığını yitirip yeniden aynı karanlığa gömülmenin çaresizliği. Allah düşmanımıza bile vermesin dedirtecek kadar büyük bir çaresizlik. Tıpta en temel bakış açısı; her bireyin kendi yaşam hakkı olduğu ve çok düşük bir olasılıkla bile olsa yaşama dönüş şansı varsa, bu şansın sonuna kadar kullanılması gerektiğidir. Hiçbir hekim hastasının durumu ne kadar kötü olursa olsun “nasıl olsa ölecek” gözüyle bakmaz. Yani beyin ölümü veya makineden ayırma kararı sanıldığı kadar kolay verilebilen kararlar değildir. Beyin ölümü tanısı almış kişiler hayata dönmesi mümkün olmayan kişilerdir. Kendileri iyileşemeyecektir. Ama bir başka hastaya şifa olma şansları henüz vardır. Hızla karar verilerek, kullanılabilir durumda sağlam olan organların fonksiyonlarını kaybetmeden alınabilmesi gerekir. Burada hızlı karar vermek ve organların hızla alıcıya nakledilmesi hayati önem taşır. Tıpkı canlı bir insana ameliyat yapıyormuş gibi, multidisipliner bir yaklaşımla ve son derece özenli şekilde işlemler yapılır. Sanıldığının aksine; vücudun parçalanması veya bütünlüğünün bozulması, parçaların çöpe atılması vb bir durum söz konusu değildir. Cenazelere de tıpkı yaşayan insanlara olduğu gibi gereken özen ve saygı gösterilerek süreç tamamlanmaktadır. Ve cenaze dini inançlarına uygun şekilde ailelerine teslim edilmektedir.

Bağışlanan organlar “Organ Bağışı Ulusal Koordinasyon Sistemi” tarafından tıbben aciliyet ve doku uyumuna göre en uygun alıcıya nakil edilir. Buradaki kriterler zenginlik, fakirlik, ırk, cinsiyet vb. ayrımı değildir. Organlar doku en uygun olarak uyuştuğu hastalara, hakkaniyet ve şeffaflık ilkeleri çerçevesinde ve listedeki sırasına göre nakledilir. Organ naklinin amacı; organ yetmezliği nedeniyle ölümü bekleyen bir hastanın ya hayatını kurtarmak ya da yaşam süresini ve kalitesini artırmaktır. Organ yetmezliği sebebiyle tek şansı organ nakli olan hastalar için organ nakli bir umut ışığıdır ve bu ışığı besleyecek şey bağışların artırılmasıdır.

Hemen herkes doku ya da organ bağışında bulunabilir. Yakın zamanda beyin ölümü gerçekleşmesi beklenen ya da gerçekleşmiş olan kişi, daha önceden resmi yollardan organ bağışında bulunduysa, organların başkalarına hayat vermek üzere nakledilmesi için uygun bir operasyon odasında bekletilebilir. Bu izin resmi yollardan yapılmamış ancak kişi yaşarken; ailesi, yakın çevresi huzurunda ve onların şahitliğinde organlarının bağışlanması isteğini pek çok kez sözlü olarak dile getirmişse, ailesi bireyin ölümünden sonra bu vasiyeti yerine getirmek üzere yetkili sayılabilir. Ve bağış kararının altına onay imzasını atarak bağışa müsaade edebilirler. Uygulamada tersine işleyen bir durum ise; kişi ölümünden önce organ bağışı yapmış olsa bile ölümünden sonra, diğer aile bireylerinin bağışa karşı çıkmaları durumudur. Aileler konu hakkındaki farkındalıkları ve bilgi düzeyleri düşük olduğu için ve çoğunlukla dini gerekçelerle bağışa müsaade etmemektedir. Bu sorunun kanunen net çözümü şarttır ve uygulamada yaşanan bu aksaklık giderilmelidir.

Şimdi dileğim; size en yakın organ bağışı merkezine giderek bağış kararınızı kayıt altına almanız, oradan size verilecek bağış kartını cüzdanınıza, çantanıza koymanız. Böylece, ola ki herhangi bir nedenle bilincinizi kaybederseniz ve/veya makine olmadan yaşayamaz duruma gelirseniz; bu kartı bulanların bağış kararınızı yerine getirmesi için yetki şansı vermiş olursunuz. Ve herkes aynı duyarlılığı gösterirse bir adım sonrasında olur da yaşamak için sizin bir organa ihtiyacınız olursa, geçen her dakika çaresizce bağış listesinin güncel durumunu takip etmek zorunda kalmazsınız.

Öldükten sonra artık bizim hiçbir işimize yaramayacak olan organlarımızın; hayat ışığı bekleyen hastalar için “can bağışı” olduğunu unutmayalım. Onları ölümün soğuk ve karanlık elinden kurtarmak ve sıcacık bir umut ışığı olmak sizin elinizde….. Sadece organ değil “Can” bağışladığınızı unutmayın.

Sağlıcakla kalın..

En Çok Okunan Yazıları

DİĞER YAZILAR
Copyright 2016-2019
Kayseri Anadolu Haber Gazetesi
Kayseri Haber, Son dakika Kayseri haberlerini buradan takip edin. En son kayseri haberleri Kayseri Anadolu Haber'de.

Sitede kullanılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Yazı ve meteryaller hiçbir şekilde kullanılamaz!

Künye

Yazarlarımız

İletişim

Adres

Sahabiye, Ahmet Paşa Cd. No:7, 38010 Kocasinan / Kayseri

Telefon

+0.352 222 51 13 - 14

Email

kayserianadoluhaber@msn.com
Copyright 2016 - 2019 Tüm Hakları Saklıdır