menüler
KAYSERİ HAVA DURUMU

HALKIN DİLİYLE HALK SAĞLIĞI - İNTİHARLAR-

Prof. Dr. Elçin Balcı
Prof. Dr. Elçin Balcı
16 Nisan 2021, Cuma

-TOPLUM RUH SAĞLIĞI’NIN ACI KARNESİ: İNTİHARLAR-

İntihar; Türk Dil Kurumu Sözlüğü’ndeki anlamı ile “Bir kimsenin toplumsal ve ruhsal nedenlerin etkisi ile kendi hayatına son vermesi”dir. Aslında bu tanımdan da ipuçlarını görebildiğimiz şekilde içsel ve dışsal nedenlerle kişi hayatına son verecek kadar gücünü aşan, içinden çıkamadığı, çözüm bulamadığı, sağlıklı düşünmeyi kaybettiği için de yaşamanın, hatta nefes almanın bile dayanılmaz hissedildiği bir noktaya gelmektedir.

İntihar davranışının kabaca üç dönem içerdiğini görüyoruz. “İntihar düşüncesi”, “intihar girişimi” ve “tamamlanmış intihar”.

Kişinin içinde bulunduğu olumsuz şartlar nedeniyle özbenliğine karşı yavaş yavaş gelişen bir saldırganlık hali oluşuyor. İntiharı çare olarak düşünmeye başladığı bu dönemde sorunlarına sağlıklı çıkar yol bulmak yerine “Ölsem de kurtulsam” demeye ve intiharı gerçekleştireceği yol için arayışlara başlıyor. İşte tam da bu noktada kişinin olgunlaşmakta olan bu düşüncesinin, etrafındaki insanlarca fark edilmesi çok önemlidir. Çünkü her ne kadar “kendine karşı yok etme düşüncesi” gelişse de insanın kendini öldürmesi kolay değildir. Etrafındaki insanlara, ailesine, çevresine, iş arkadaşlarına bunun sinyallerini vermesi ve intiharı, ölümü dile getirmesi bir açıdan “yardım çığlığı” olarak kabul edilmeli ve dikkatli olunmalıdır. “Kendini öldürecek olan söylemez” diye bilinen (yanlış) halk inanışına karşın aslında buradaki çevreden sessiz yardım talebinin gizli de olsa var olduğunu görebilmek önemlidir. Zira yanlış kanının aksine “gerçekleşmiş ama tamamlanmamış intihar girişimlerinin”, tekrarlanıp “tamamlanmış intihar olgusu”na dönmesi de sık karşılaşılan bir durumdur.

Eğer kişiyi intihara sürükleyen içsel ve çevresel sorunlar çözümlenmediyse, kişi ilk fırsatta bu girişimi yeniden deneyecektir. Yani bu aşamada da çevredekilerin, aile bireylerinin, iş arkadaşlarının farkındalığı, hassasiyeti, gözlemi ve desteği çok değerlidir. Bu dönemlerde göremediğimiz veya ihmal ettiğimiz boyuttaki ayrıntılar, kişilerin tamamlanmış intiharlarla hayatlarına son vermelerine sebep olacaktır. Yani intihar eden her kişi için onunla beraber yaşayan ve intihara sürükleyen nedenlere kaynak olan beraber yaşadığı herkesin ve sistemlerin sorumluluğu vardır diye düşünebiliriz.

İntihar girişimlerinde” kadınlar, “tamamlanmış intiharlar”da erkekler daha büyük oranda karşımıza çıkmaktadır. Kadınlar intihar için kimyasallar ve ilaçları kullanırken, erkekler ateşli silahlar ve kendilerini asma yolunu tercih etmektedir.

Yazılı kaynaklar ve kayıtlardan elde edilen verilerden yapılacak değerlendirmeler ışığında “İnsanlar neden intihar ederler ve risk faktörleri nelerdir” diye bir bakalım. Buradaki değerlendirmeler, gerçekleşmiş intihar olgularının ortak ve farklı özelliklerinin yorumlanması ile elde edilmiş bilimsel genellemelerdir. Ve her vaka kendine özel olarak değerlendirilmelidir.

İçsel faktörler; kişilerin bizzat kendilerinin ve ailesel geçişli ruhsal hastalıkları, kişilik ve karakter özellikleri (melankoli, depresif mizaç), madde bağımlılığı vb nedenler sayılabilir.

Çevresel faktörler; toplumların birbirlerinden ayrı kültür, gelenek, inanç sistemleri olduğu için de farklılıklar göstermektedir.

Erkekler için bilinen en önemli risk faktörleri arasında işsizlik, ekonomik zorluklar, boşanmış olmak sayılabilir. Bazı dönemlerde belli yaş gruplarında meydana gelen vaka artışları, o dönemlere özgü çevresel şartların dikkatle incelenmesiyle anlaşılabilir.  Örneğin savaştan dönmüş genç erkeklerin peşi sıra ve hatta toplu intihar etmelerinin nedenleri, pek çok Avrupa Ülkesi’nde yaşanan yaşlı grup insanların intiharlarının nedenleri farklı nedenlere dayalıdır. Ya da belli inanç zafiyetlerinin yaşandığı dönemlerde insanların tarikat hareketlerinin gereği olarak gerçekleşen topluca intiharlarında sebep başkadır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaşanan genç kız ve kadın intihar olgularında her olgunun altında belki de bir “töre cinayeti” yatma ihtimali de unutulmamalıdır.

Son zamanlarda pandeminin getirdiği ekonomik olumsuzluklar (geçim zorlukları, iflaslar, alım gücünün azalması, işsizliğin artması vb) kadar, sosyal bağların zayıflaması, yalnızlıklar intihar sayılarındaki artışta etken olabilir. İşten çıkarılmaların yasaklanması ve devletin işsiz, gelirsiz kalanlara destek olması; sınırlı kaynağı olan, zorlanan ülke ekonomileri için sürdürülebilir olmamıştır. Sosyal güvenlik sistemleri iyi oturmuş ve kişilerin gelecek kaygısının az olduğu coğrafyalarda intiharlar da bu yüzden ekonomik değil başka sebeplere dayanıyor olabilir. Pandemi döneminde çok da uzun sayılmayacak bir yıllık gibi kısa süre zarfında, ekonomik çöküşü tüm şiddetiyle yaşayan genç grupta; iş bulamamış, geliri azalmış veya sonradan işini kaybetmiş, iflas etmiş, ekonomik nedenlerle boşanmak zorunda kalmış, aile içi şiddet olaylarını yaşamış, alkol ve madde bağımlılıkları artmış, kredisini borçlarını ödeyememiş vb kişilerde özelikle erkek intiharlarının artması beklenebilir. Yaşlı gruptaki intiharlarda da yalnızlaşma, sosyal bağların ve ilişkilerin zayıflaması, sosyal destek sistemlerinin kaybı gibi nedenler ön planda olabilir.

Peki neler yapılabilir?

Öncelikle son yıllarda gerçekleşen intiharların nedenleri bilimsel ve sosyolojik araştırmalarla ve çok sektörlü çalışmalarla ortaya konmalıdır. Artışın varlığı gerçek rakamlarla ispatlanmalı ve kendi ülkemize özgü gerçek nedenler izah edilmelidir. Sadece medyaya yansıyan değil, yansımayan tüm intiharlar geriye dönük olarak çok yönlü olarak (hastane kayıtları, emniyet kayıtları, aile ve iş ortamlarındaki bireylerin görüşleri alınarak vb) sorgulanmalıdır. Beklenen ve zaten bilinen ortak nedenler dışında; bölgesel, coğrafyaya özel, etnik, kültürel, pandemi dönemi için özellikli  nedenler varsa onlar da hassasiyetle irdelenmelidir.

Kendi bölgemize ait özel nedenler tespit ettiysek de “önleme programları” bu nedenlere özgü, yerel çözümlerimizi de getirecek şekilde hazırlanmalıdır. Örneğin eğer ilimizdeki intihar artışı ekonomik nedenleri işaret ediyorsa; kişilerin ekonomik sorunlarını azaltmaya ve/veya ortadan kaldırmaya yönelik çözümler üretilmelidir. Sorun olarak sosyal bağların zayıflamasını tespit ettiysek insanlar arası ilişkileri güçlendiren ve hatta belki hayatı evcil hayvanlarla paylaşımı artıracak projeler uygulanmalıdır. Sorun aile içi iletişimsizlik ise bunu geliştirecek ve düzeltecek faaliyetler düşünülmelidir. Ve bütün bunlar; tüm toplumun aktif katılımını sağlayan, sivil toplum kuruluşları, gönüllüler, medya, her yaştan, her meslekten insanın aktif çalıştığı ve devletin önderlik ettiği kontrollü faaliyetler olarak planlanmalı ve yürütülmelidir.

Medyanın rolü olumlu ve güçlü olarak kullanılması ve intihar haberlerinin prim yaptığı veya sansasyon yaratıp gündem oluşturduğu beklentisinden uzak şekilde bilinçli habercilik yapılması da intihar başlığında son derece önemlidir.

Son olarak yıllar önce okuduğum bir makaleden aklımda kalan bir bulguyu paylaşmak istiyorum. Avrupa ülkelerinde intihar olgularının artması üzerine “intihar önleme programı” çerçevesinde intihar haberlerinin gazetelerin birinci sayfasından, büyük punto ile verilmesi yerine üç veya dördüncü sayfadan küçük başlıklarla verilmesi sağlanmış ve bu uygulamanın intihar olaylarının azalmasına etkili olduğu gösterilmişti. Yani intihar olgularını duymak, görmek, konuşmak ve gerekçesiz şekilde bilimsel olmayan magazinel yönleriyle tartışmak intiharları artırıcı etki gösterebilir. Tam tersi bir etki için de medyaya büyük görev düşmektedir. Çünkü biliyoruz ki; inanç, sevgi, toplumsal bütünlük, geleneksel değerlere bağlılık insanın hayata tutunmasını sağlar, madde kullanımı ve intiharları da azaltır.

Bütün eksik yönlerimizi beraberce geliştirmek dileğiyle; her açıdan sağlıklı geçireceğimiz, sadece bedensel açlık kavramına değil ruhsal açlıklarımıza da odaklanabildiğimiz, yardımlaşmayı esas kıldığımız, manevi düzeyi yüksek bir Ramazan ayı geçirmenizi diliyorum. 

En Çok Okunan Yazıları

DİĞER YAZILAR
Copyright 2016-2019
Kayseri Anadolu Haber Gazetesi
Kayseri Haber, Son dakika Kayseri haberlerini buradan takip edin. En son kayseri haberleri Kayseri Anadolu Haber'de.

Sitede kullanılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Yazı ve meteryaller hiçbir şekilde kullanılamaz!

Künye

Yazarlarımız

İletişim

Adres

Sahabiye, Ahmet Paşa Cd. No:7, 38010 Kocasinan / Kayseri

Telefon

+0.352 222 51 13 - 14

Email

kayserianadoluhaber@msn.com
Copyright 2016 - 2019 Tüm Hakları Saklıdır