menüler
HAVA DURUMU

Özlenen de Özlüyor aslında…

Demet YALÇIN
Demet YALÇIN
14 Kasım 2017, Salı
Geçen uzun süredir görmediğim bir arkadaşımı ziyarete gittim. 
 
Oturma odasına beni buyur ettiğinde odanın değişik yerlerinde bulunan eski eşyalar dikkatimi çekti.
 
Eski gramofon, daktilo, hesap makinesi ve vitrinde sıralanmış eski fincanlar, tabaklar… Merakla sordum bunları neden biriktiriyorsun diye. “Böyle eski eşyaları görünce yaşanmışlıklar aklıma geliyor.
 
Geçmişi hatırlatıyor ve hissettirdiği o nostaljik havayı seviyorum.” Başka bir arkadaşım ise kartpostal biriktirmiş yıllarca.
 
Hatta yıllar önce ailesinin sıklıkla yaptığı bir geleneği devam ettirmek adına geçen yılbaşında tüm akrabalarına kartpostal ile yılbaşı mesajı göndermiş.
 
“BİZİM ZAMANIMIZDA HER ŞEY DAHA GÜZELDİ”
 
Kafe ve restoranlarda eski zaman eşyaların ağırlıkta olduğu dekorlarda belirgin bir artış olduğunu hatta çokta sevildiğini fark ettim. Birçok hatırayı barındırmış bu eşyaların yıpranmış çizgilerinde kim bilir ne yaşanmışlıklar saklı… Hatta bir kafede hemen yanımdaki eski gramofonu inceleyen özlemle bakan 60 yaşlarındaki çift dikkatimi çekti.
 
Kadın: “Anılarım tazelendi ne çok dinlerdim dedi. Bizim zamanımızda her şey daha güzeldi.” Sonra bu zamanı düşündüm. Şuan ki zamanın ilerisinde
acaba biz de diyecek miyiz, bizim zamanımız daha güzeldi diye… Fark ettim ki özlenende özlüyor aslında…
 
TÜKETTİKÇE TÜKENİYORUZ…
 
Günümüz tüketim çağında eşyanın değişimi akıl almaz bir hızla ilerliyor. Birini hayatımızın içine sindirmeden yeni ürünler hızla rafları süslüyor. Hızla tüketiyor, tükettikçe tükeniyoruz. Belki de bu yüzden geçmişin eskiyen eşyalarında zamanın bir diliminde eskimeyen duyguların ve samimiyetin izlerine sarılma ihtiyacı hissediyoruz. Ne yalan söyleyeyim şuan geçmişin o kıt zamanlarında özene bezene saklanan eşyaların azla yetinmenin, elindekiyle mutlu olma gayreti içinde olan, insanları görünce günümüz imaj dünyasından hayıflanmıyor değilim…
 
ESKİLER ASLINDA DUYGULARDA HİÇ ESKİMİYOR…
 
Toplumsal alanın asosyal bir dijital ortama taşındığı günümüzde teknolojinin yavan tadı insan ilişkilerinde de bir yüzeysellik oluşturuyor.
 
Kendi varolan karakterimizin dışında bir kişilik yapısı sergileme çabası içerisinde samimiyet havasından uzaklaşıyoruz sanki. Hiç deneyimleme fırsatı buldunuz mu bilmem ama 60-70 yaşında teyzeler ve amcalarla sohbet ettiğinizde onların
samimiyetindeki havanın ferahlatıcı etkisi insanda garip bir mutluluk hissi uyandırıyor.
 
En son Ürgüp’te yaşlı bir çift ile ayaküstü başlayan sohbetim sonunda bir fotoğrafla ölümsüzleştirdiğim paylaşımın altına düştüğüm not: ‘Allahım... Sizin gibi insanların varlığı öyle içimi rahatlatıyor ki... Bir anda ruhumdaki yorgunluklarım hafifliyor sanki. Yenileniyorum hayata, daha güçlü başlamak için. Teyzem : “Seni
Allah gönderdi, bak bizi unutma, benim kızım ol ve gel sürekli. Üzüm olunca
gel pekmezini falan ben yaparım” diyerek köy yumurtası, sarma için yaprağı sıkıştırıyor elime. İyi ki sizin gibi güzel insanlar bu dünya da var…
 
Eski zaman eşyaları bahane aslında… Hepimizin de derinlerde bir yerde yapmacıklıktan, çıkar ilişkisinden uzak, koşulsuz bir sevginin hüküm sürdüğü gülüşlerin özlemini çekiyoruz.
 
Cemal Süreyya ne güzelde özetlemiş varolanın yokluğunu: “Meğer ne çok canı yanarmış insanın, baktığı yerde göremeyince görmek istediğini. Eskiyen
eşyalar arasında eskimeyen değerde insanlar tanımanız dileğimle…
 

En Çok Okunan Yazıları

DİĞER YAZILAR
Copyright 2016 Tüm Hakları Saklıdır