menüler
KAYSERİ HAVA DURUMU

Patronlar Cumhuriyeti

Ahmet Türetmiş
Ahmet Türetmiş
09 Şubat 2021, Salı

İnsanlar tarih boyunca aile, köy, kent, ulus ve federasyon gibi farklıbüyüklük ve karmaşıklıkta birlikler oluşturdular. Bu organizasyonlar temelde tebaasında bulunanların ihtiyaçlarını karşılayıp refahını arttırmayı amaçlasa da uygulamalardaki zorluklar, değişen ihtiyaçlar ve insan faktörü yeni sistemlerin ortaya çıkmasına sebep oldu. Belki insanların tarihteki organizasyon ve yönetişim şekillerini ileride daha detaylı işleyebiliriz. Ancak bugün yakın tarihe geliyoruz ve demokratik yönetim’i mercek altına alıyoruz.

1789 Fransız Devrimi ile tarihte büyük bir sosyal kırılma yaşandı. Sosyal ve ekonomik pek çok alanda yaşanan bu kırılma özetle, yönetim hakkını toprak sahipleri, kilise ve soylulardan alıp dışlanan burjuvazinin ve vergi yükü altında ezilen halkın, yani çoğunluğun eline geçmesine sebep oldu. Toplum, temsilcilerini seçip kendini yönetecekleri belirlemeye işte böyle başladı ve tarihte “Cumhuriyetler” dönemi başladı.

Cumhuriyet, hükümet veya devlet başkanın halk tarafından belli bir süre için ve sınırlı yetkilerle seçildiği yönetim biçimidir. Cumhuriyetlerde vatandaşlar yasaların yapılması için temsilci, yasaların uygulanması için de yönetici seçmektedir.  Cumhuriyeti temsili demokrasi olarak da görebiliriz. Temsili demokrasi, bizleri çok sayıda insanın sık sık oylamalara katılması gibi pratikte çok zor olan angaryalardan kurtarırken, diğer yandan da yönetime etkin bir şekilde katılabilmemizi büyük oranda kısıtlıyor.

Saf demokratik yönetimler, çoğunluğun isteklerini baz aldığı için temel insan hakları, azınlık hakları gibi konularda, toplum demokrasinin de üzerinde anayasal haklar ile her bireyinin eşit ve devredilemez haklarını koruma altına almıştır.

            Şimdi tamamen farklı bir perspektiften bakalım istiyorum.

Ortalama bir insanın hayatının 90,000 saatini, yani nerdeyse 1/3’ünü iş yerinde geçirdiğini biliyor muydunuz?

            Bu rakam size küçük gelebilir; ama, zaten kendimizi bulmamız bile 20 yıla yakın sürerken, kalan vaktimizin belki de yarısını iş yerinde geçiriyoruz. Eğer sürekli fazla mesai yapıyorsak, hafta sonları çalışıyorsak ve hatta eve biraz iş götürüyorsak bu oran çok daha yüksek olacaktır.

Yaşamak için çalışmak yerine, çalışmak için yaşıyor gibiyiz.

Demokratik bir sistemde özgür bireyler olduğumuzu düşünürüz; ama, işin özünde vaktimizin çok büyük bir kısmını katı hiyerarşik düzene sahip iş yerlerimizde geçiriyoruz. Özgürlüğümüz için ya tek başımıza büyük riskler alarak bir girişim kurmamız ya da riski alan birisi için söyleneni yapmamız bekleniyor.

Aslında patronların cumhuriyetinde yaşıyoruz.

Elbette kimse bunlar için zorlanmıyor. Ancak genel geçer durum ne yazık ki bu. Z kuşağının iş ahlakı ile geçmiş nesillerinki çok farklı. Eskiden girdiği firmadan emekli olan insanları görebilirken, yeni nesil çalışırken dahi aktif olarak yeni fırsatlar aramakta. Şirkette sesini daha çok duyurmak isteyen bir Z kuşağı geliyor.

Yeni bir iş yapış şekli olarak kooperatif, üyelerin fikirlerini serbestçe ifade ettikleri demokratik ortamlar sunuyor. Sermayeden bağımsız herkesin sadece bir oy hakkı olduğu, iletişimin, müzakereciliğin ön planda olduğu, ortakların ana sözleşmelerinde bir nevi anayasalarında bulunan kriterlere göre karar alan bağımsız organizasyonlar olarak kooperatiflerin dünyada pek çok örneği bulunmakta.

İspanya’nın kuzeyinde 1956 yılında kurulan Mondragon işçi kooperatifi, dünyanın en büyük işçi kooperatifi olma özelliğini taşıyor. Diktatör Franco yönetiminin Bask bölgesinde yatırımları engellemesi sonucunda halk, eğitim ve sağlık gibi pek çok hizmetten yararlanamıyordu.  Bunları gören Katolik papaz Jose Maria ilk işköye bir teknik enstitü kurdu ve en başarılı 5 öğrencisini büyük şehirlere ileri eğitim almaları için gönderdi. Köylerine bilgi ve tecrübeleriyle geri dönen Mondragon’lu gençler, halen devam eden ve İspanya’nın en büyük 10 firmasından biri olan Mondragon işçi kooperatifini kurdular. İşçi ortaklarının yönetimiyle bugünlere gelen bu büyük kooperatif bize şirkette katılımcı politikaların hem çalışan motivasyonuna hem de şirket başarısına neler yapabileceğini gösteriyor.

Kooperatif ilkelerinin belki de en önemlilerinden biri olan demokratik yönetim ilkesi, demokrasinin sadece kamusal alanda değil, hayatımızın büyük bir bölümünü geçirdiğimiz iş yerlerimizde büyük bir ihtiyaç olduğunu gösteriyor.  2019 yılı itibariyle 81,507 çalışanı olan Mondragon kooperatifinde de görüldüğü üzere demokrasi kültürü doğru uygulandığında şirketin sürdürülebilirliği ve toplum merkezli olmasına büyük katkıda bulunuyor.

Kitleler tarihte büyük mücadeleler vererek kendi seslerine sahip olabildiler. Adım adım demokratikleşme hayatımızın her yerinde kendini gösteriyor. Çalışma alanında söz hakkına sahip olabildiğimiz kooperatifler bize patronlar cumhuriyetinde sahip olamayacağımız bir alan sağlıyor. Kooperatif yönetişim hakkında daha detaylı ve teknik bir yazıyı ileride paylaşacağım.

Bir sonraki yazımızda kooperatifçiliğin diğer bir ilkesi olan Ortakların Ekonomik Katılımı’nı konuşacağız.

En Çok Okunan Yazıları

DİĞER YAZILAR
Copyright 2016-2019
Kayseri Anadolu Haber Gazetesi
Kayseri Haber, Son dakika Kayseri haberlerini buradan takip edin. En son kayseri haberleri Kayseri Anadolu Haber'de.

Sitede kullanılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Yazı ve meteryaller hiçbir şekilde kullanılamaz!

Künye

Yazarlarımız

İletişim

Adres

Sahabiye, Ahmet Paşa Cd. No:7, 38010 Kocasinan / Kayseri

Telefon

+0.352 222 51 13 - 14

Email

kayserianadoluhaber@msn.com
Copyright 2016 - 2019 Tüm Hakları Saklıdır