menüler
HAVA DURUMU

HER ŞEYİ DEVLET Mİ YAPMALI, KAMU YARARI OLMAYAN ÜVEY EVLAT MI?

Ahmet TAŞ
Ahmet TAŞ
26 Ocak 2019, Cumartesi
1923’te başlayan Cumhuriyet döneminde uzun bir süre her şeyi devletin yapması, hayatın her alanına (Eğitim, ibadet, ticaret, kültür, meslek seçimi) devletin karar vermesi, devletin karar vermediği işleri yapanların devlet düşmanı olarak algılanıp cezalandırıldığı dönemleri yaşadık.
 
Çok partili hayata geçtiğimiz 1950’den sonraki dönemde bir yandan çok partili hayata geçilmesi, diğer yandan sivil anlayışın ve özel sektörün önünün açılması ile insanımız derin bir nefes alıp ufuk ve maharetini kullanarak siyasi, sosyal, kültür, eğitim, ibadet, ticaret ve diğer alanlarda müteşebbis ruhuna uygun kurumlar oluşturmaya başladı.
 
27 Mayıs 1960, 12 Eylül 1980, 28 Şubat 1997 ve 15 Temmuz 2016’da ki darbeler ve darbe kalkışması dönemlerinde devletin vatandaşa suçlu muamelesi yapıp özel sektörü ve sivil hayatı rakip görerek her alana hükmetme ve sivil teşebbüsün önünü kesme girişimlerine şahit olduk.
 
İstisnalar dışında özel sektör kurumları ve hür teşebbüs yatırımları büyük oranda devletin yükünü paylaşan, onun vatandaşına hizmet sunan çoğu zaman devletin fahiş fiyatlara yaptığı yatırımları daha az maliyetle yapıp işleten ve devletin yaptığından daha fazla sayıda insana istihdam imkanı sağlayan kurumlardır.
Devletin özel sektöre, sivil hayata ve vatandaşlarına suçlu muamelesi yapıp onların faaliyetlerine üvey evlat anlayışı ile yaklaşarak piyasadan silmeye çalıştığı, millet gözünde onları vatan haini algısıyla yıprattığı 12 Eylül ve 28 Şubat darbe dönemleriyle, 1999’da yaşanan Adapazarı, Gölcük, Düzce (Marmara) depreminin yaşandığı zor günlerde canını dişine takarak bölgede yaraların sarılması için çalışan vakıf, dernek ve hayır kurumlarına o zamanki devlet idarecilerinin nasıl üvey evlat ve rakip muamelesi yaparak hizmetten alıkoyduklarını ve soğuttuklarını unutmadık.
 
28 Şubat’ın baskıcı ve ceberut yönetim anlayışının ortadan kalkması ile idarecileriyle barışan özel sektör ve sivil toplum çalışmaları, sağlanan olumlu ortamın da etkisi ile hem yurt içinde hem de yurt dışında büyük bir hizmet atağına kalktı. Uzak Doğu’dan uzak Batıya, Asya bozkırlarından Afrika çöllerine kadar Türkiye merkezli sivil yatırımlar (Ekonomik, Sosyal, Kültürel, Bilişim, Bayındırlık v.b) yaparak bir yandan ülkemiz insanının önünü açtı, diğer yandan devletimizin itibarına itibar katarak dünyada Türkiye’nin devlet ve sivil toplum tecrübesini tanınır hale getirmeye başladı.
 
Bunların hepsi güzel uygulamalar olup insanımızın moralini yükselten, göğsünü kabartan gelişmelerdir. Ama ne yazık ki! Ülkemizdeki her türlü icraat böyle moral yükseltici ve gönül okşayıcı devam etmiyor. Son yıllarda özelikle 15 Temmuz 2016 kanlı darbe kalkışmasından sonra hükümetin bazı bakanlıkların ve yerel yönetimlerin birçok faaliyetleri devlete bağlı yada kamu yararı statüsü verilen kurumlar kanalı ile yapılıp (Kızılay, Diyanet Vakfı, TİKA v.b) kamu yararı statüsü olmayan ve haklarında hukuk ve kural dışı hiçbir inceleme olmayıp soruşturma açılmayan kurumların devlet imkanlarından yararlanamadığı gibi 15 Temmuz’un travması ile kamu yararı belgesi olmayan STK’lara sanki kanun dışıymış gibi muamele yapılmaya başlandı. Vatandaşların bu kurumlara üye olmak, aidat ödemek, bağışta bulunmak ve programlarına katılmaktan korkarak kaçması, devlet tarafından fişlenirim endişesine kapılarak buralardan uzak durmaya başlaması, 7 gün 24 saat hiçbir mesai ve ücret anlayışı olmadan hizmet eden bu kurumların yöneticilerini tedirgin etmeye başladı.
 
Vatandaş şunu soruyor kamu yararına kurumlar statüsü almak devlet nazarında öz evlat, bu statüyü almamak üvey ve asî evlat yerine mi geçiyor. Devlet kurumları ve yerel yönetimler her şeyi devletin yetkisi ve imkanlarıyla yaparız, sivil toplum dediğiniz de kim? Bu hizmetlere layık değil mi diyor, yada sivil toplum kurumları, hakkında hiçbir olumsuzluk olmasa da güvenilmeyen kurumlar mı diyorlar.
 
1970’li yıllarda her şeyin devlet eliyle ve emriyle yapıldığı uygulamalar demir perde ülkelerinde vardı. Yoksa 2020’lere yaklaştığımız yıllarda ülkemizin idare anlayışı farkına varmadan ve vatandaşın vergisini alarak o dönemdeki uygulamalara mı savruluyor. Bu uygulamaların tesiri ile olsa gerek son yıllarda yeni yetişen genç çalışanlar bu baskıcı uygulamaların korkusuyla sivil kurumlara üye olmamaya, bu kurumlara bağış yapmamaya ve bunların faaliyetlerinden uzak durmaya başladılar. Gerekçe olarak da şunu söylüyorlar “Devletin ne yapacağı belli olmaz fişlenirim yada hakkımda olumsuz kanaat bildiren istihbarat raporları yapılır. En iyisi etliye sütlüye karışmamak.”
 
Acaba diyorum Allah göstermesin herhangi bir savaş, darbe kalkışması gibi durumlarda yöneticilerimiz bunlara karşı koymak ve vatanı savunmak için hiçbir kuruma üye olmayan bu vatandaşları mı meydanlara, sokaklara davet edecekler. Bunlara siz buyurun deyip sivil kurumlara üye olan vatandaşları mücadelenin dışında mı tutacaklar. Selam ve dua ile

En Çok Okunan Yazıları

DİĞER YAZILAR
ZERRE MİSKALDE HİZMET ETSE… BİRLİKTE BİZ OLACAĞIZ KEŞKE YAŞANMASAYDI “BİZE YAPILSA NE YAPARDIK” HUKUKSUZDUR, AYIPTIR, GÜNAHTIR KEŞKE VALİ EN SON KONUŞSAYDI DEVAMINI BEKLİYORLAR GÖNLÜMÜZDE DARBECİYE YER YOK NASIL BİR İRADE Kİ! CAMİLERİMİZ TEMİZ VE ESTETİK OLMALIDIR GÖNÜLLÜ KURULUŞLARDA ANLAMLI BAYRAMLAŞMA KARA BİR LEKE ÇERKES SÜRGÜNÜ RAMAZAN VE KAYSERİ RAMAZAN SEVABIMIZ OLSUN HATTABOĞLU ÖMER NEYİNİZ OLUR? ADALET HERKESE HER ZAMAN LAZIM KAZANMANIN YOLU STRATEJİ VE İTTİFAKTAN GEÇER YEREL SEÇİMLER VE UYARILAR ADINI ANMAYACAĞIM MEMURLAR KADROLARINDA ÇALIŞSIN, İKAMET ETSİN GÖNÜLLER İNCİNMESİN, SEVENLER KÜSMESİN BİN YIL SÜRMEDİ AMA…… ZULMÜ DEVAM EDİYOR MAZLUMDER’İN 21. YILI ATANMIŞLAR VE SEÇİLMİŞLERİN YÜKLERİ PAYLAŞILMALI DEVLET! SİVİL TOPLUMA GÜVEN VERMELİ SUÇ BAŞKASININSA NEDEN BAŞKASI MAHKUM HER ŞEYİ DEVLET Mİ YAPMALI, KAMU YARARI OLMAYAN ÜVEY EVLAT MI? AÇ KALAN KÖPEK FIRIN YIKAR ATEŞ DÜŞTÜĞÜ YERİ Mİ YAKMALI 28 ŞUBAT HORTLADI BOŞANMALARDA İLK 5 YILA DİKKAT ADALET! KİMLER İÇİN? İNSAN HAKLARI GÜNÜ VE MAZLUMDER ÖDÜLLERİ KUBBEDE BİR HOŞ SADA BIRAKIN ÇANAKKALE'Yİ YAŞAYARAK ZİYARET 28 ŞUBAT ZULMÜ YENİDEN Mİ? 28 ŞUBAT ZULMÜ YENİDEN Mİ? MAHKEME KARARI MI KOMİSYON KARARI MI? ÜSTÜN! KÜÇÜK MİLLET MECLİSLERİ VE ADANA BULUŞMASI KEŞKE AZ KONUŞSA KEŞKE AZ KONUŞSA PROTOKOL LİSTELERİ GÜNCELLENMELİ DEĞİL Mİ? KAYBETMEZSİNİZ, DUA ALIRSINIZ MAZLUMDER’İN ADALET ARAYIŞI SENDİKALAR ÜYELERİN VE MİLLETİNDİR KAMU YARARI BELGESİ OLMAYANLAR ÜVEY EVLATLAR MI? YAKIN TARİHİMİZİN UTANÇ GÜNÜ, 12 EYLÜL 1980 SAVAŞ MEYDANI MI? AKRABALARIN MI, CEMAATİN Mİ? BAYRAM KİMLERİN! SATHI MÜDAFAA VE TOPTAN KORUMA BUNLAR YAPILMASI ZOR ŞEYLER MİDİR? HATTAPOĞLU ÖMER NEYİMİZ OLUR DEVLET PARALELLERE NE YAPSIN? RAMAZAN DA SİVİL TOPLUM VE BELEDİYELER RAMAZAN’da KAYSERİ 24 HAZİRAN SONRASI ADALET İÇİN NE YAPILACAK GELİR’DE AD-Lİ İLAHİ SORAR ÖMER’den ONU 24 HAZİRAN SEÇİMLERİ VE VEKİL ADAYLARI 5 YAŞINDA İDİM POLİTİKADA GÖNÜL ADIMLARI CUMHURBAŞKANI YETKİSİNİ KULLANMALI RAKİP DEĞİRMENİNE SU MU TAŞIYORUZ? 15 TEMMUZ’U BÖYLE KUTLADIK
Copyright 2016 Tüm Hakları Saklıdır