menüler
KAYSERİ HAVA DURUMU

Tedirginliğe Mahal Yok! Tedbir Bizden Takdir Allah’tan

Abdullatif ACAR
Abdullatif ACAR
14 Mart 2020, Cumartesi
Koronavirüs, adeta dünyayı alarma geçirdi. 130’dan fazla ülke bu virüsle mücadele ediyor. Avrupa’dan Asya’ya, Amerika Kıtasından Afrika’ya; Ortadoğu’dan dünyanın birçok yerine kadar her yere yayıldı.
Çok korkunç bir tedirginliğe sebep olan bu virüs binlerce kişinin ölümüne sebep oldu ve olmaya devam ediyor. Ülkeler sınırlarını kapattı. Okullar tatil edildi. Bazı şehirler karantinaya alınıp, giriş çıkışlar yasaklandı. Virüsün esas çıkış noktası olan Çin’in Vuhan kenti ve birçok ülkede bazı şehirlerin caddeleri ve sokakları bomboş; hayalet şehir görünümünde. Olağanüstü hal ilan eden ülkeler var. Dünya sağlık örgütü bu virüsü küresel salgın olarak ilan etti. Doğal olarak, dünya çapında ekonomik, psikolojik sıkıntılar şimdiden görülmeye başlandı.
 Bütün bunlara rağmen Türkiye erken davranıp önceden sıkı önlemler aldı. Korkulacak bir durumun olmadığı yetkililer tarafından açıklandı. Bir kişide görülen bu hastalık nedeniyle uyarılar yapılıyor, tedbirler alınmaya devam ediyor ve taviz vermeden devam edileceği hususunda yetkililer kararlı davranıyor.
Tedbir, hastalığın tedavisinden daha kolay bir önlem olduğundan, daha öncelikli bir mesele olarak karşımıza çıkıyor. Tedbirsiz tevekkül olmayacağı gibi, tevekkülsüz tedbir de insanın korkularını bastırması hususunda yeterli değildir.
Kaderimizde ne varsa onu göreceğimize olan inancımız bizi tedbirden alıkoyduğunda imanımıza ters bir davranışa girmiş oluruz. Kaderimizde olan şeyi biz bilemeyiz. Kaderimizden kaçıp yine kaderimize koşarız tedbirlerimizle.
PeygamberEfendimiz’ in şu hadisi şerifi günümüze de ışık tutmaktadır.
“Bir yerde bulaşıcı hastalık meydana çıktığını duyduğunuz zaman oraya girmeyiniz. Bulunduğunuz yerde bulaşıcı bir hastalık çıkarsa oradan da çıkmayınız.”(Buhari, Müslüm)
Yani bulaşıcı hastalığın olduğu yerler hususunda dikkatli olun; kendinizi tehlikeye sokacak davranışlardan sakının, tedbirde kusur etmeyin. Şayet böyle bir ortamda iseniz dışarı çıkıp başkalarını tehlikeye sokmayın. Buna bugün “karantina” diyoruz. Ve hastalığın yayılmasını önleyen önemli koruyucu tedbir olarak görülüyor.
 Özellikle temizlik, bulaşıcı hastalıklarda çok önemli bir önleyici unsurdur. Her hususta temiz olmayı emreden dinimiz,  temizliği imanın bir gereği olarak görmüş “ temizlik imandandır” buyurmuştur.
Bir gün Hz. Ömer, orduları teftiş için Şam’a giderken şehirde veba salgını olduğunu duydu.  Ordu Komutanı Ebu Ubeyd’e bin Cerrah ile Şam dışında görüştü. Şam’daki salgınla ilgili neler yapılması gerektiği hususunda görüş alışverişinde bulundu.
 Bu durum karşısında Ebu Ubeyd’e Hz. Ömer’e:
“Allah’ın kaderinden mi kaçıyorsun ya Emira’l Müminin?” dediğindeHz. Ömer’in şu cevabı İslam’ıntedbir, teslimiyet ve tevekkülanlayışı açısından çok manidardır:
“Evet, Allah’ın kaderinden Allah’ın kaderine kaçıyoruz. Bize düşen tedbir almaktır. Hastalığa teslim olmak değil. Tedbir de almak kaderdendir. Develerini iki yamacı olan bir vadiye götürsen, o yamaçlardan biri otlak, diğeri kıraç olsa, devlerini otlak yerde gütmek istediğinde Allah’ın kaderi ile gütmüş olmaz mısın?”
 İnanan insan, yine Hz. Ömer’in“Dicle nehrinin kenarında bir koyunu kurt kapsa korkarım ki onu Allah Ömer’de sorar” dediği gibi sorumluluk içerisinde hareket etmesi gerekir.
Bununla beraber Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri’nin
"Hak şerleri hayreyler
Zannetme ki gayreyler
Arif olan seyreyler
Görelim Mevla’m neyler neylerse güzel eyler" ifadelerinde olduğu gibiteslimiyetinden de taviz vermemeli bir mümin. Her iki erdem insanı olumlu bir yaşam çizgisinde tutar.
Koronavirüs’den daha tehlikeli olan şey; ümitsizliğe düşmek ve korkuya kendimizi teslim ederek irademizi devre dışı bırakmaktır.
Mümin, sebepleri yerine getirdiktensonra Allah’ın takdirine razıolup O’na tevekkületmeli.
 Bir gün bir adam Peygamberimize gelerek “Devemi salıverip mi Allah’a tevekkül etsem yoksa bağlayıp mı tevekkül etsem.” dediğinde peygamberimiz “Önce deveni bağla sonra Allah’a tevekkül et”buyurmuştur.
Her konuda olduğu gibi hastalıklardan korunmak için de ilk önce zahiri sebepleri yerine getirmeliyiz.  Allah, insana cüzi irade vermiş, o iradeyi kullanmasını emretmiştir. Bizler irademizin hakkını vermediğimizde sorumlu durumuna düşeriz. Çünkü bu dünyanın düzeni sebepler dairesinde sağlanmakta. Allah’ın dünyada koyduğu değişmez kanundur bu.
Nasıl ki, hastalanan insan tedavi için gerekli tedbirleri almakla sorumluysa hastalanmadan öncede uyarılara ve tavsiyelere dikkat etmesi gerekir.
Sebepsiz bile insanı korumaya muktedir olan Allah’ın bu gücünü kendi nefsanîyorumlarımızaaletedemeyiz. O zaman insan etkisiz ve yetkisiz bir varlık olur ki bu, Allah’ın razı olduğu bir davranış değildir. Çünkü Allah, insana akıl vermiş, birçok özelliklerle onu donatmıştır. Zaten sorumluluğumuzun temelinde de bu vardır. Yoksa akıl vermediği; irade yetkisini kullanama engeli olanı Allah hiç bir şeyden sorumlu tutmamıştır.
Kısaca:
Tedirginliğe mahal yok. Tedbir bizden takdir Allah'tandır.
Selam ve dua ile...
 

En Çok Okunan Yazıları

Copyright 2016 - 2019 Tüm Hakları Saklıdır