menüler
KAYSERİ HAVA DURUMU

ÖLÜM VAR ÖLÜM!

Abdullatif ACAR
Abdullatif ACAR
01 Aralık 2020, Salı

    İnancımız, kişiliğimizi, kişiliğimiz hayatımızı;  hayatımız ne üzere öleceğimizi, ölümümüz ise ahretimizin nasıl olacağını gösterir.

    Hiç unutmam! Çok önceleri, köyde görev yaparken bir adam vardı, hiç namaz nedir bilmezdi; cami ve cemaatten uzak durur, ölümüne dünyalık biriktirirdi.

  Varı yoğu para puldu. Bir gün komşusu sabah namazından sonra yanıma geldi. “Hocam falanca adam çok hasta, bir yanına uğrasan” dedi. Gittiğimde,  yatakta son demlerini yaşadığı beliydi. Hani hiç olmasa kuranla ruhunu teslim etsin dedim. Hem kuran okuyor hem de arada bir kelime-i şahadet telkin ediyordum. Hiç konuşamıyor, tavanı göstererek işaretle bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. Anlamadım. Yanındakilere sordum ne demek istiyor diye.  Yakınları ne demek istediğini anlamak için adamın işaretlerine yoğunlaştılar.

   Bir ara kızı, babasının ne demek istediğini anlamış olacak ki kimseye bir şey söylemeden yerinden kalkıp akşamdan beri yanan lambayı söndürüverdi. Kısa bir süre sonra ruhunu teslim etti adam.  Merak edip kızına, merhumun işaretlerle ne demek istediğini sordum. Kızı, ah hocam ah!  Babam elektriğin boşuna yandığını gösterip söndürün diye işaret ediyormuş meğer.  Bende kalkıp söndürdüm.

 İsraf olduğundan değil ha! Fatura yüklü geleceğinden bunu yapmıştı.  Elbette ki biz neyin ne olacağını, kimin yarın ne ile muamele göreceğini bilemeyiz ancak  Kişi yaşadığı hâl üzere ölür ve öldüğü hâl üzere haşrolunur.” (Câmii’s-Sağîr, V, 663)peygamberimizin uyarısını hatırladım bir an.Köyü en son ziyarete gittiğimde bir hanımı vardı, onunda öldüğünü duydum. Şöyle eve bir baktım lambalar yanmıyor, karanlık içerisindeydi, yıkılmış virane olmuş, kapısına paslı bir kilit vurulmuştu.  Giderken hiçbir şey götürememişti beli ki…

 Karşı komşumuz Ali dayının da ayağına paslı bir çivi batmış, kana karışmış mikrop, bir şey olmaz bundan deyip hastaneye gitmeyi reddetmiş ve ölmüş. (Allah rahmet eylesin.) 

    İri yarı, taşı sıksa suyunu çıkarır misali Oduncu Ahmet Amcanın kapısından odun kırma sesleri duyup oraya yöneldim. Ormanları devirecek güç ve kudretteki Ahmet amca küçücük bir odunu kıracak mecali kalmamış, beli bükülmüştü; gözleri göremez, kulakları işitemez olmuştu.

 Yerinde bir an duramayan, köye sığmayan Kazım Amca tekerlekli sandalyeye mahkûm olmuştu. Allah şifa versin…

   Ev üstüne ev yapanlardan, kat üstüne kat çıkanlardan ölenler vardı; çok etkilendim.

   Hele caminin hizmetine ömrünü adamış Ali Amcanın ölümünü duyduğumda çok üzüldüm. Keşke dünya gözüyle bir kez daha görseydim, dedim; rahmetle andım.

      Daha yakın bir zamandı. Cemaatimden Hasan amca elinde dosyalar, otobüs durağında bekliyordu. Ayaküstü konuştuk; nereye gittiğini sordum.  “Hocam emekli oldum, çok yordu hayat beni, çoluk çocuğu evlendirdim. Şimdi yeni bir ev aldım. Artık rahat etmek istiyorum… Bu evraklarda o yeni ev için. Tapuya gidiyorum.” Dedi.

 “Allah hayırlı etsin” deyip ayrıldım yanından. Ertesi gün bir deli kanlı geldi, elinde bir kâğıt. Hocam ben Hasan’ın oğluyum, babam vefat etti, sala verir misin? Dedi. Bu, durakta konuştuğum Hasan Amcadan başkası değildi. Çok şaşırdım ve üzüldüm.   “Şimdi zamanı mı, daha evinde oturacak ve rahat edecekti” diyemedim bile!

   Evet, bu dünyada yolcuyuz. Ölüm bizim için. Nerede ve nasıl öleceğimiz belli bile değil. Planlarımız ve hayallerimiz var. Rahat olmayı hayal ettiğimiz zamanlar için bir ömrü heba ediyoruz. Emanetimiz ansızın elimizden alınıyor. “Başka bir bahara artık” demeye fırsatımız bile kalmıyor. Elimizdeki evraklarla “ha tamam şimdi oldu” dediğimiz anda ölüm salamız için birileri, nerede son namazımızın kılınacağına, hangi mezarlığa defnedileceğimize dair el kadar bir yazıyla imam efendinin kapısına varıyor.

Elbette ki,  ödememiz gereken faturalar var.  Ancak bu faturalar elektrik faturası gibi değil. Evin borcunu ödemek, tarlanın icarını tahsil etmek hiç değil. Bu fatura Allah’ın bize bahşettiği hayatın faturasıdır.

  Bizi yoktan var edip bütün güzelliklerle donatan, güneşi dünyamızı aydınlatan lamba, ayı, yıldızları dünya evinin süsleri olarak kubbemize yerleştiren, bütün nebatatı hizmetimize amade kılan Allah bize, ömrümüzü nerede harcadığımızdan, malımızı nerede tükettiğimizden hesap sormayacak mı zannediyoruz! Yaptıklarımızın mükâfatını veren Allah, yıktıklarımızdan, kırıp    döktüklerimizden  hesap sormasa olur mu hiç!?

 Bir tebessümü sadaka kabul eden dinimiz, onun bunun kalbini kırandan,  hak hukuk tanımayandan; adaletle iş yapmayandan, adam kayırandan, yetim hakkı yiyenden, yalancı ve dolandırıcıdan ağır faturayı ödemesini Allah’ın isteyeceğini bildirmiyor mu?

 Haksız kazanç sağlayan, faizle iş yapan,  işçinin sırtından para kazanıp alın terini sömüren insanların eline işletme hesap defteri tutuşturulmayacak mı zannediyoruz!

 Her işimize zaman ayırıp, aşıl işimiz olan ibadet ve itaati erteleyip, dünya için ahreti heba ettiğimizde “Bunca sermayeyle ahret için ne kazandın” diye sorulduğunda nasıl hesap vereceğiz? 

 Peygamberimiz buyuruyor ya:

‘‘Kıyamet günü insan şu beş şeyin hesabını vermeden Rabbinin huzurundan ayrılmaz.

1- Ömrünü nerede tükettiğinden,

2- Gençliğini nerede geçirdiğinden,

3- Malını nereden kazandığından,

4- Malını nerede harcadığından,

5- Bildiğiyle amel edip etmediğinden.’’

(Tirmizi, Kıyamet:1)

Sözlerin en güzeli ile noktayı koyalım. Yüce Allah buyuruyor ki:

"Her kim zerre miktarı hayır işlerse onu görecekler. Her kim de zerre miktarı bir şer işlerse onu görecektir" (Zilzâl, 7-8)

 Selam ve dua ile…

 

En Çok Okunan Yazıları

DİĞER YAZILAR
SAFLARIMIZI SIKLAŞTIRALIM Kusur arama hastalığı SALGIN DAHA BİTMEDİ ARKADAŞLAR! Peki, kurban kesenlerin kusurları nelerdir? Bir damlacık tükürük kadar kıymeti olmayan dünya Biraz insaf! Oruç bizi tutmalı! Ramazanlaşmak ÜÇ AYLARIN RAHMET İKLİMİ KURAKLIĞA BİR DE BÖYLE BAKALIM! KURAKLIĞA BİR DE BÖYLE BAKALIM! Yardım etmek adına ne yapıyoruz? Bu virüs psikolojimizi bozdu ÖLÜM VAR ÖLÜM! KİM GELDİYSE GELDİ, FARK ETMEZ!... PEYGAMBERİMİZ VE ÇOCUK SAHTE İÇKİ GÜNDEMDEYKEN AKLIMA GELDİ!… PEKİ, KİM SUÇLU? BU NE REZALET... BOŞUNA UĞRAŞMAYIN! Kontrollü hayat, kontrolden çıktı... SÜ-İ ZAN HASTALIĞI Birlikten güç doğdu... Ücreti peşin ödenen yemekler Kurban kesmede ki gaye nedir? MÜSLÜMAN KENDİSİYLE ÜLFET EDİLENDİR-1 Oruç ve diğer ibadetler bizlere neler kazandırır? Ramazan’ı Kuşanmalıyız Bunca sene aldığımız nefesin hesabı ne olacak peki?! Bunca sene aldığımız nefesin hesabı ne olacak peki?! BU GÜNLER DE GEÇER. ŞEHİTLER TEPESİ TERK EDİLMEYECEK Düğünlerini Ahrete Erteleyen Şehitler Tebrikler Kayseri Anadolu Haber Gazetesi! Acılarımız Bizi Birbirimize Kenetledi.. Zalimler için Ağıt Yakılır mı? YILBAŞI BİZİM NEYİMİZ OLUR? O’NU ANIYORUZ! BİR MEHMET TANIDIM… BİR MEHMET TANIDIM… SEFER BİZDEN, ZAFER ALLAH’TAN DEPREMDEN NASIL KORUNURUZ? Asrın Hastalığı Kibir DİYARBAKIR ANNELERİ… KURBAN BİR TESLİMİYETTTİR SAYGI VE HÜRMET KALMADI ONURSUZ VE AHLAKSIZ YÜRÜYÜŞ… Çocuk Eğitiminde Sevgi Ve Hoşgörünün Önemi DÜĞÜNLERİMİZ EZİYETE DÖNÜŞMEMELİ KADİR GECESİNİN FAZİLETİ ORUÇ VE NEFİS TERBİYESİ HOŞ GELDİN ŞEHR-İ RAMAZAN BİTMEYEN TESETTÜR DÜŞMANLIĞI Kandiller Geçidi Üç Aylar ÜÇ AYLAR’I NASIL GEÇİRMELİYİZ? 28 ŞUBAT’I UNUTMADIK! KUYRUK ACISI! AH HOCAM AH! FİTNE BELASI ÇOCUKLARA CAMİYİ SEVDİRMELİYİZ GÖBEK BAĞI SEVGİNİN SECERESİ BİZ BUYUZ İŞTE! Cenazede Kıymalı Vermenin Dinde ki Yeri Nedir? PEYGAMBER(S.A.V.)’i ANLAMAK DÜNYAYA ALDANIP ASLİ VAZİFEMİZİ UNUTMAYALIM! Bizim Kıblemizi Kim Düzeltecek SÖZ DEYİP GEÇME
Copyright 2016-2019
Kayseri Anadolu Haber Gazetesi
Kayseri Haber, Son dakika Kayseri haberlerini buradan takip edin. En son kayseri haberleri Kayseri Anadolu Haber'de.

Sitede kullanılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Yazı ve meteryaller hiçbir şekilde kullanılamaz!

Künye

Yazarlarımız

İletişim

Adres

Sahabiye, Ahmet Paşa Cd. No:7, 38010 Kocasinan / Kayseri

Telefon

+0.352 222 51 13 - 14

Email

kayserianadoluhaber@msn.com
Copyright 2016 - 2019 Tüm Hakları Saklıdır