menüler
HAVA DURUMU

KURBAN BİR TESLİMİYETTTİR

Abdullatif ACAR
Abdullatif ACAR
04 Ağustos 2019, Pazar

Kurban ibadeti yüce Allah’a yakınlaşmaya vesile olan, iman ve teslimiyetin bir göstergesi olarak hayatımızda yer alması gereken bir ibadettir. Bütün ilahi dinlerde var olan kurban ibadeti insanlık tarihi kadar eskidir. Ancak şekil ve amaç yönünden farklılıklar arz etmiştir.

Yüce Allah ayeti kerimede Hz. Ademin iki oğlunun kurbanlarından bahsederken kurbanı kabul olanın ihlas ve samimiyetine, kabul olmayanın ise samimiyetsiz olduğuna işaret etmiştir. Bugünkü şekliyle kestiğimiz kurban ibadeti ise atamız İbrahim aleyhissalamdan kalan bir uygulama ve sünnettir. O’nun hayatına baktığımızda vefa ve sadakatin teslimiyet ve tevekkülün zirvelerini müşahede ediyoruz.

İbrahim aleyhisselam yüce Rabbine;

“Yarabbi bana bir hayırlı erkek evlat ver” (Saffat,100) diye dua etti.

Allah buyuruyor ki: “Biz ona halim bir erkek evlat müjdeledik.” (Saffat,101)

Birkaç yıl sonra İbrahim’in, Hacer validemizden Hz. İsmail gibi nur topu bir erkek evladı oldu. Allah, o evladı halim vasfıyla sıfatlandırmıştı. Öyle ki, bu vasfını ilerde en barız bir şekilde Allah’ın emrine olan teslimiyetiyle gösterecekti…

Oğlu İsmail ise artık yürüyecek çağa gelmişti. Bir baba için en ağır bir imtihan başlamıştı. Rüyasında biricik oğlunu Allah yolunda kurban etmesi gerektiği ile ilgili uyarılar karşısında bir an, irkiliverdi. Bu rüyalar haktı. Çünkü peygamberlerin rüyaları bizim rüyalarımız gibi değildir. Bir peygamber baba, iki sevgili arasında tercih yapması gerekiyordu. Ya her şeyin sahibi olan Allah’a teslim olacak ya da biricik oğlunu tercih edecekti. İbrahim aleyhisselam şüphesiz yine Rabbini tercih etti. Annesine, göz bebeği İsmail’ini ziyafete götüreceğini söyleyerek hazırlamasını söyledi. Bir bıçak ve ip alıp beraberce koyuldular yola. Aslında herkes bu yolun yolcusu. Bu yola çıkamayanlar da var, yolda kalanlarda… Bu yol ne zorlu ve meşakkatli bir yoldur. Bu yolun üzerine kurulmuş nice tuzaklar vardır. Şeytan ve havarileri adeta pusuda her an beklemekte. Şeytan, İnsana nefsinin hoşuna giden şeylerle yaklaşmakta. Bizi zaaf noktalarımızdan alt etmeye çalışmakta. Duygularımızla oynayarak güzel ve süslü sözlerle istikametten alıkoymak istemektedir.

Teslimiyetin zirvesinde ki İbrahim alehisselamı dahi Allah’ın yolundan alıkoymak için nice oyunlar sergileyen şeytan, bu ağır imtihanda onun yanına sokuluverdi: “Bu çocuğu nasıl keseceksin buna kıyılır mı, sen babasın bunu nasıl yapıyorsun? Dedi.

İbrahim aleyhisselam tek kelimeyle kararlığını ifadede etti:

“Allah emrettiği için keseceğim.”

Bundan ümidini kesen şeytan Hacer validemize geldi.

“Nasıl oturuyorsun İbrahim oğlunu kesmeye götürdü.”

Hacer validemiz:

“Nasıl olur bir baba oğlunu keser mi?” dediğinde şeytan:

“Güya Allah’ın emrini yerine getirecekmiş.” diye cevap verdi.

Evet, bir anne evladına hitap ederken, “sana kurban olurum canımdan aziz bildiğim ciğerparem, yavrum, sana gelecek sıkıntı bana gelsin” der. Evladın ayağına diken batsa onu ilk önce anne hisseder.

Fakat kulluk; kurban olduğunu da Rabbin uğruna kurban etmektir. Bunu şöyle ifade ederek şeytana tepki gösterir Hacer validemiz.

“Nebiler batıl ile emrolunmazlar. Ruhum Allah’ın uğruna feda olsun. Oğlum Allah’ın uğruna feda olsun.”

Şeytan bu cevap karşısında iyice ümitsizliğe düşer. Ancak yine de boş durmaz, İsmail aleyhisselamın yanına gelerek, son bir ümitle, onu da kandırmaya çalışır:

“Sen gülüp oynuyorsun halbuki baban seni bıçakla kesecek, zannediyor ki bunu Allah emretmiş.”

İsmail aleyhisselam:

“İşittim ve rabbimin emrine itaat ettim” deyince şeytan ısrarla kandırmak için konuşmasına devam eder. İsmail aleyhisselam yerden bir taş alıp şeytana atar. Şeytan perişan bir vaziyette oradan uzaklaşır. Bunun için hac mevsiminde Mina da şeytan taşlamak vaciptir. Bu İsmail’in bir sünnetidir.

Şeytan taşlama mahalline gelindiğinde İbrahim aleyhisselam oğluna durumu anlatmaya karar verir.

Ayette bu şöyle anlatılır:

“Ben rüyamda görüyorum ki, seni boğazlıyorum. Artık bak ne düşünürsün.” (Çocuk ona şöyle) dedi:

“Babacığım sana ne emrediliyorsa yap, inşallah beni sabredenlerden bulacaksın. Ta ki bu surette ikisi de (baba-oğul, Allah’ın emrine) teslim oldular. İbrahim çocuğu yanı üzerine yıktı bizde ona şöyle nida ettik:

“Ey İbrahim, gerçekten rüyana sadakat gösterdin, şüphesiz ki biz güzel ameller işleyenleri işte böyle mükafatlandırırız. Muhakkak ki bu açık bir imtihandı. (Oğlunu kesmeye karşılık) ona büyük bir kurbanlık (semiz koç) fidye verdik (saffat süresi 99-107)

Koçu getiren Cebrail aleyhisselam:

“Allahü Ekber, Allahü Ekber”derken.

Hz. İbrahim de:

“Lailahe illallahü vallahü Ekber” der.

Hz. İsmail de:

Ekberü velillahül hamt diyerek tamamlıyor tekbirlerini. Bizde bu şekilde onlara uyarak tekbirlerle kurbanımızı kesiyoruz.

Evet ateşlerin bile yakamadığı İbrahim aleyhisselam bu ağır imtihanda alnının akıyla çıkmış, Yüce Allah’ın lütfuna mazhar olmuştu. Bu hadise bizler içinde en büyük örnektir. Ya kazanacağız veya kayıp edenlerden olacağız. Ya Allah’ın lütfu ve ikrama kavuşacağız ya da sahip olduğumuz her şeyi kendimizden bilip kibir ve eaniyetin kurbanı olacağız.

Kazananlardan olmak ümit ve duasıyla…

En Çok Okunan Yazıları

Copyright 2016 Tüm Hakları Saklıdır