menüler
HAVA DURUMU

HOŞ GELDİN ŞEHR-İ RAMAZAN

Abdullatif ACAR
Abdullatif ACAR
10 Mayıs 2019, Cuma

       Üç aylar girdiğinde peygamberimiz “Allah’ım recep ve şaban ayını hakkımızda mübarek kıl ve bizi ramazana kavuştur” diye dua ederdi. Peygamberimizin duası bizim içinde kabul gördü. Bu günlere bizleri kavuşturan Rabbimize sonsuz Hamdü sena etmeliyiz.  Çünkü ramazan ayı diğer aylara göre müminin hayatında farklı bir yer işgal eder. Ramazan ayı manevi hayatımızda nice değişim ve dönüşümlere vesile olan yine peygamberimizin ifadesiyle “Başı rahmet ortası mağfiret sonu günahlardan kurtuluş” olan bir aydır. Ramazan ayı ümmete has kılınmış bir ayıdır. Peygamberimiz “Recep Allah’ın ayı, Şaban benim ayımdır, Ramazan ümmetimin ayıdır” buyurarak bu ayda müminlere birçok ikram, lütuf ve ihsanın bahşedildiğini ifade etmiştir.  Bu ayda tutulan orucun mükafatını hiç kimsenin takdir ve tayin etmesi mümkün değildir. Onun mükafatı sadece Allaha aittir. O Allah ki, ramazanı kuşananlara lütfu ve keremiyle bol bol ihsanda bulunur.

     Ramazan ayı Allah’ın rızasını kuşanma ayıdır, orucuyla, kuran tilavetleriyle, teravih ve sadakalarıyla, adeta her salih amellerle insanın belli bir manevi atmosferde nice güzellikler yaşamasına ve sevaplar kazanmasına vesiledir.  Ramazan, hayatımızın istikamet üzere olması hususunda adeta lokomotif görevi yapar; şarj olma, kendine gelme, kendin olma ayıdır.   Müminler, günahların ağırlığı, nefsin hakimiyeti altında yorgun argın bir şekildeyken onun rahmet denizinde serinler, mağfiret ikliminde yeniden doğmuş gibi günahlardan arınırlar.

     Peygamberimiz(s.a.v.) buyuruyor ki:

 “Faziletine inanarak ve mükafatını umarak Allah rızası için Ramazan gecelerini ibadetle geçiren kimsenin geçmiş küçük günahları mağfiret olunur” (Riyazüssalihin, c.2 s. 463)

    O bizleri şereflendiren bir sultan, ikram ve nice lütuflarla kapımızı çalan bir misafirdir aynı zamanda.   Sıradan bir misafir değildir bu. Ona karşı saygı ve sevgiden, edep ve ahlaktan zerre kadar taviz vermemeli. Onun manevi atmosferine kendimizi bırakmalı.  Ancak ona olan rağbetimiz ve muhabbetimiz neticesinde fayda elde edebilir, rıza-i ilahiye kavuşabiliriz. Peygamberimiz buyuruyor ki:

   “Ramazan ayı size geldi. O bereket ayıdır. O ayda tam hayır vardır ve Allah sizi affeder, rahmetini inzal eder.  Sizin rağbetinize bakar ve sizin ile meleklere iftihar eder.  Onun için Allah’a kendi tarafınızdan hayır ödeyin. (Çok hayır yaparak ramazanın hakkını verin.)  Zira şaki Allah’ın rahmetinden mahrum kalan kimsedir.” (Rumuz’ul Ehadis, s. 9)

   Bu günler ve zaman dilimleri bizler için birer fırsat aralığıdır. Bir dahaki ramazana yetişeceğimizi bilemeyiz. Bu nedenle bu kutlu zaman dilimlerini boş ve anlamsız şeylerle geçirmemeliyiz. Yoksa kayıp edenlerden olur, kınananların durumuna düşeriz.

   Rivayet edildiğine göre   peygamberimiz hutbe iradı için minbere çıkarken birinci basamakta âmin dedi. İkinci ve üçüncü basamakta da aynı şeyi tekrarladı.  Minberden indiğinde sahabe sordu:

      “Ya Rasulüllah biz sizden daha önceden işitmediğimiz bir şey işittik. (Bunun hikmeti ne ki)”

   Bunun üzerine peygamberimiz buyurdular ki:

 “Minberde iken bana Cebrail geldi; Ramazan ayına erişip de bağışlanmayana yazıklar olsun (Allah onu rahmetinden uzak kılsın) dedi bende “âmin” dedim.

    İkinci basamağa çıktığımda, ana babasına, yaşlılığına erişip de veya bir tekinin ihtiyarlığını görüp De onlara iyilik yapmayan (bu yüzden) cenneti kazanamayan kişiye yazıklar olsun, dedi bende. Bende “âmin” dedim.

     Üçüncü basamağa çıktığımda yanında senin adın söylendiği halde sana salat ve selam getirmeyene yazıklar olsun dedi bende “âmin” dedim (Et-Terhip ve’t Tergip c.2 s. 39)

     Sahabeler, Ramazan hilalini gördüklerinde büyük bir sevinç yaşar ve heyecan duyarlardı. Onu en güzel bir şekilde geçirme telaşı içerisine girerlerdi.  Cömert olan, ibadet ve itaatinden asla taviz vermeyen Peygamberimiz ramazan ayına girdiğinde cömertliği en zirve noktasına çıkar, ibadet ve itaatine daha bir ağırlık verirdi. Ramazan Ayı hürmeten esirleri salıverir, her istenilen şeyi verirdi. 

    Mükafatların kat be kat verildiği ramazan ayında bütün kötü alışkanlıklarımızı bir tarafa bırakıp iyilik ve ihsan üzere olmaya kendimizi kilitlemeliyiz. İnsanlara iyilik etmeyi, sadaka vermeyi, hayır hasenatta bulunmayı hedef haline getirmeliyiz. Bu ayda yapılan küçük bir sadaka dahi büyük bir amel yerine geçer; mükafatı da kat be kat verilir.

      Peygamberimiz(s.a.v.) buyuruyor ki:

    “Ey insanlar büyük bir ay sizi gölgelemiştir. O içinde bin aydan daha hayırlı bir gece bulunduran aydır.  Allah Teâlâ oruç tutulmasını farz kıldığı gecesini ibadet yapılmasını sevap kıldığı bir aydır.  Kim ki bu ayda iyi bir amelle Allaha yakınlık gösterirse diğer aylardaki farzı yerine getirmiş gibi olur. Kimde bu ayda bir farzı yerine getirirse diğer aylarda 70 farzı yerine getirmiş gibi olur.”

    Zaman içinde zaman, mekân içinde mekanlar yaratmaya muktedir olan Allah, Ramazan ayı içerisinde kadir gecesiyle bir ömre bedel zamanı gizlemiştir.  O kadir gecesi ki, kuranın indirilmeye başladığı, bin aydan daha hayırlı bir gecedir. Ramazan’ın kıymetine kıymet, değerine değer kadar bu zaman dilimini ramazanın bütün gecelerinde aramaya gayret etmeli, her geceyi kadir gecesi anlayışıyla geçmeliyiz.

    Allah bu aya olan rağbetlerimizi karşılıksız bırakmayacak, ihlas ve samimiyetimiz oranında bizlere ikram ve ihsanda bulunacaktır. Melekleriyle yardımımıza koşacak, onların istiğfarlarını günahlarımızın affına vesile kılacaktır.

   Peygamberimiz(s.a.v.) buyuruyorlar ki:

 “Ramazan ayı girdiğinde Allah Teala arşı taşıyan meleklere, teşbihten ellerini çeki, Muhammedîn ümmetine ve müminlere istiğfarda bulunmalarını emreder” (Rumuzu’l Ehadis s. 45)

 Öyleyse ramazan ayını layığı veçhile değerlendirelim. Niyetlerimizi rıza-i ilahi merkezli ayarlayalım. Bildiklerimizi imanlaştıralım, imanımızı hayatımıza yansıtalım.  İbadet ve itaatlerimizi Allah’ın istediği şekilde İhlas ve samimiyet içerisinde yerine getirelim. Oruçlarımızla nefsimizi terbiye ederken sadakalarımızla malımızı temizleyelim. Kıldığımız namazlarla kötülüklerden elimizi eteğimizi çekelim. Okuduğumuz kuranlarla kurtuluşumuzu sağlayalım, yolumuzu bulup istikamet üzere bir hayatı ömrümüze hâkim hale getirelim.

 Selam ve dua ile…

  

En Çok Okunan Yazıları

Copyright 2016 Tüm Hakları Saklıdır