menüler
KAYSERİ HAVA DURUMU

DEPREMDEN NASIL KORUNURUZ?

Abdullatif ACAR
Abdullatif ACAR
03 Ekim 2019, Perşembe
Her zaman söylüyorum. Bizim elimizin, dilimizin, fikir ve düşüncelerimizin ayarı yok. Aslında benimsediğimiz hayat anlayışımızın ayarı yok. Dengeyi yakalayamıyoruz bir türlü. Bazen ifrat’ın kucağında, bazen tefrit’in ocağında yaşam anlayışımızı büyüttükçe büyütüyoruz. Hakikat adına yol alan kervan hedefe ulaşmak üzereyken biz yolarda oyalayıp duruyoruz.
 
Neyse! Uzatmadan meseleye gireyim. Malumunuz İstanbul da bir deprem oldu. Hepimizin canı ağzına geldi. Çünkü beklenen büyük İstanbul depremi yıllardır konuşuluyor. Acaba bu sarsıntılar o büyük depremin habercisi mi diye insanlar korkuyor doğal olarak. Bu nedenle bilim adamları can kulağıyla dinleniyor, olası bir depremde en az zayiat verebilmek için neler yapılabilir diye enine boyuna tartışılıyor. Ancak biraz zaman geçince, depremi, kulların tedbirini, Allah’ın takdirini unutup, hiçbir şey olmamış gibi hayatımıza devam ediyor, yapmamız gerekenleri unutuyoruz; bu, her konuda böyle maalesef. Çok unutkanız çok... Allah, insanın çok unutkan ve gafil olduğunu bildirmiyor mu kuranı keriminde?
 
Asıl mesele şu: Televizyon ekranlarında depremle ilgili bilimsel analizler yapan, alınması gereken tedbirlere değinen akademisyenlerden bir kısmı haddi aşarak adeta sebepleri putlaştırırcasına, kendilerinden emin olarak ve ilminin verdiği rahatlıkla öyle bir konuşuyor ki siz, onları depremden sorumlu görevli melekler zannediyorsunuz. Ancak bunları yaparken sebeplerden öteyle adeta alay ediyorlar.
 
Bir kısım gazeteci geçinen hadsizler ise inancı hiçe sayıyor; efendim işimiz duaya mı kaldı. Ya da işimiz (hâşâ) Allaha kaldıysa yandık. Başka birisi tedbirlerden sonra duaya sıra gelineceğini söyleyerek Allah’ın kudretini işin başka bir yönüyle sınırlı tutuyor.
 
Bir diğer kesim var ki bunlarda dinde aşırı gidenler. Bunlar sanki dünyadan birileri değil başka bir âlemde yaşıyorlar gibi davranıyorlar. Adetullah ile Allah’ın kudretini birbirine karıştırıyor, bunu teslimiyet olarak değerlendiriyorlar... Her şeyi duaya bağlarken, kendi işlerini de ( hâşâ) Allaha yaptırmaya çalışıyorlar. Buda, belki iddialı bir cümle olacak, duayı putlaştırmaktır. Ben dua ettim o zaman mutlaka şu iş olacak, olmalı diye düşünüyorlar. İşte bütün bunlar aşırılıktan başka şeyler değildir; haddi aşmaktır.
 
Adam bir sel felaketinde kendini emin bir yere konumlandırıyor, tahmin etmediği yerden bir kayanın yuvarlanmasıyla ölüyor. Başka birisi savaştan kaçıyor, güvene kavuştum derken kaldırımda yürürken hızla gelen arabanın altında kalıp ölüyor; İşte bunlar Allah’ın takdiridir ve kimsenin dâhilinde değildir. Bir bakıyorsunuz bir ilde bir gece kondu mahallesi şiddetli bir depremle yerle bir olmuş, yanı başında ki 50 katlı bina dimdik ayakta. Bu ney peki? Bu da Allah’ın takdiri ancak birisinin ölümünde insanın ihmalkârlığı söz konusu değilken, ötekinde ihmalkârlık söz konusudur. Biz ise ihmal ettiklerimizden mesul olacağız.
 
Kısaca: Şu kâinatta her şey sebepler dairesinde cereyan eder. Bu, Allah’ın koyduğu kanundur. Lakin burada sebeplerin ötesinde ki bir teslimiyet, sebepleri yerine getirmeye engel değil. Yani tedbir alır, takdiri Allah’a bırakırız. Sağlam binalar yapar, deprem esnasında sebepleri yerine getirir, gerisine karışmayız. Buna karşın duayı da ibadet şuuruyla yaparız. Her halükarda netice bizim imtihanımızdır. İslam alimleri her iki durumu da dua olarak nitelendirmiş. Yani dua, fili ve kavli olarak iki kısma ayrılır. Tedbirlerde duadır dil ile yapılanda…
 
Gerçek bir mümin sebepleri yerine getirirken ümitlenir ancak o sebepleri Allah’a dayatmaz. Dua ettiğinde de o duayı putlaştırmaz… Çünkü dua her ibadet gibi insanın acziyetini yüce Yaradan’a sunmasıdır. Yani vesiledir. Dua edince duamıza Allah icabet edeceğini söylüyor. Duayla, Allah ya isteğimizi o an gerçekleştirir. Ama bunun çoğu zaman hayır olduğunu bilemeyiz. Çünkü nice imtihanlar ve sıkıntılar vardır ki sabredilirse mükâfata vesile olur. Nice rahatlıklar da vardır ki şükredilmese cezaya müstahak olmamıza sebep olur. İkinci icabet şekli duanın; başka bir felaketi önlemek için vesile olur. Üçüncüsü ise; duanın neticesi ahrete ertelenir orada mükâfat olarak karşımıza çıkar.
 
Evet, tek cümleyle; ne tedbirden muafız ne de duadan: Biri ötekinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır.
 
Allah bizi felaketlerden muhafaza eylesin ve aşırılıklardan korusun.
 
Selam ve dua ile…

En Çok Okunan Yazıları

DİĞER YAZILAR
SAFLARIMIZI SIKLAŞTIRALIM Kusur arama hastalığı SALGIN DAHA BİTMEDİ ARKADAŞLAR! Peki, kurban kesenlerin kusurları nelerdir? Bir damlacık tükürük kadar kıymeti olmayan dünya Biraz insaf! Oruç bizi tutmalı! Ramazanlaşmak ÜÇ AYLARIN RAHMET İKLİMİ KURAKLIĞA BİR DE BÖYLE BAKALIM! KURAKLIĞA BİR DE BÖYLE BAKALIM! Yardım etmek adına ne yapıyoruz? Bu virüs psikolojimizi bozdu ÖLÜM VAR ÖLÜM! KİM GELDİYSE GELDİ, FARK ETMEZ!... PEYGAMBERİMİZ VE ÇOCUK SAHTE İÇKİ GÜNDEMDEYKEN AKLIMA GELDİ!… PEKİ, KİM SUÇLU? BU NE REZALET... BOŞUNA UĞRAŞMAYIN! Kontrollü hayat, kontrolden çıktı... SÜ-İ ZAN HASTALIĞI Birlikten güç doğdu... Ücreti peşin ödenen yemekler Kurban kesmede ki gaye nedir? MÜSLÜMAN KENDİSİYLE ÜLFET EDİLENDİR-1 Oruç ve diğer ibadetler bizlere neler kazandırır? Ramazan’ı Kuşanmalıyız Bunca sene aldığımız nefesin hesabı ne olacak peki?! Bunca sene aldığımız nefesin hesabı ne olacak peki?! BU GÜNLER DE GEÇER. ŞEHİTLER TEPESİ TERK EDİLMEYECEK Düğünlerini Ahrete Erteleyen Şehitler Tebrikler Kayseri Anadolu Haber Gazetesi! Acılarımız Bizi Birbirimize Kenetledi.. Zalimler için Ağıt Yakılır mı? YILBAŞI BİZİM NEYİMİZ OLUR? O’NU ANIYORUZ! BİR MEHMET TANIDIM… BİR MEHMET TANIDIM… SEFER BİZDEN, ZAFER ALLAH’TAN DEPREMDEN NASIL KORUNURUZ? Asrın Hastalığı Kibir DİYARBAKIR ANNELERİ… KURBAN BİR TESLİMİYETTTİR SAYGI VE HÜRMET KALMADI ONURSUZ VE AHLAKSIZ YÜRÜYÜŞ… Çocuk Eğitiminde Sevgi Ve Hoşgörünün Önemi DÜĞÜNLERİMİZ EZİYETE DÖNÜŞMEMELİ KADİR GECESİNİN FAZİLETİ ORUÇ VE NEFİS TERBİYESİ HOŞ GELDİN ŞEHR-İ RAMAZAN BİTMEYEN TESETTÜR DÜŞMANLIĞI Kandiller Geçidi Üç Aylar ÜÇ AYLAR’I NASIL GEÇİRMELİYİZ? 28 ŞUBAT’I UNUTMADIK! KUYRUK ACISI! AH HOCAM AH! FİTNE BELASI ÇOCUKLARA CAMİYİ SEVDİRMELİYİZ GÖBEK BAĞI SEVGİNİN SECERESİ BİZ BUYUZ İŞTE! Cenazede Kıymalı Vermenin Dinde ki Yeri Nedir? PEYGAMBER(S.A.V.)’i ANLAMAK DÜNYAYA ALDANIP ASLİ VAZİFEMİZİ UNUTMAYALIM! Bizim Kıblemizi Kim Düzeltecek SÖZ DEYİP GEÇME
Copyright 2016-2019
Kayseri Anadolu Haber Gazetesi
Kayseri Haber, Son dakika Kayseri haberlerini buradan takip edin. En son kayseri haberleri Kayseri Anadolu Haber'de.

Sitede kullanılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Yazı ve meteryaller hiçbir şekilde kullanılamaz!

Künye

Yazarlarımız

İletişim

Adres

Sahabiye, Ahmet Paşa Cd. No:7, 38010 Kocasinan / Kayseri

Telefon

+0.352 222 51 13 - 14

Email

kayserianadoluhaber@msn.com
Copyright 2016 - 2019 Tüm Hakları Saklıdır