menüler
KAYSERİ HAVA DURUMU

Çocuk Eğitiminde Sevgi Ve Hoşgörünün Önemi

Abdullatif ACAR
Abdullatif ACAR
25 Haziran 2019, Salı
Camiler, özellikle yaz döneminde çocukların cıvıl cıvıl sesleri, ışıl ışıl bakan gözleri ve kıpır kıpır heyecanlarıyla daha farklı bir güzelliğe bürünüyor. İsteyerek ve sevinçle camiye koşan evlatlarımızın bu güzel hali biz büyüklerin göğsünü kabartıyor. Öyleyse çocuklarımızın bu heveslerini en güzel bir şekilde değerlendirmeye gayret etmeliyiz. Onların istek ve heyecanlarıyla bizim sevgi ve şefkatimiz, azim ve gayretimiz birleştirildiğinde başaramayacağımız hiçbir şey söz konusu olamaz.
 
Malumunuz her yıl yaz kursları için Diyanet İşleri Başkanlığımız kuran, cami ve çocuk ekseninde farkındalık oluşturmak adına bir slogan belirliyor. Bu yılki yaz kuran kursu teması “Camiler Çocuk Dolsun, Ahlakı Kuran Olsun”
 
Evet, cami ve çocuk iki önemli masumiyetin simgesi. İkisi de geleceğe dönük toplumun ihya ve inşası için önemli iki unsurdur. Biri tohum; geleceğin nüvesini içerisinde barındıran çocuk, öteki çocukların bu özelliğini işleyecek tezgâh, meyve vermesi için en güzel ortam olan cami. Çocuklar camilerin güzel atmosferinde buluştukları zaman kendi kabiliyet ve masumiyetleriyle Allah’ın emrini öğrenecek, O’nun kelamıyla muhatap olarak kendini ve yaratılış gayesini tanıyacaklardır. O Kuran ki, onu okuyan Allah’la konuşmuş, onunla haşir neşir olan Allah’ın ziyafet sofrasından istifade etmiş olur. Kuranla hemhal olan, şeytanın tuzaklarından emin olur, ondan uzak olanın şeytan ve yandaşları aklını çeler.
 
Bugün ahlaksızlık ve bunalımın girdabında inim inim inleyen, yolunu şaşırmış, nerede ne yapacağını bilmeyen, karanlıkta er yordamıyla huzuru arayan insanlık şunu bilmeli ki; huzur ve saadeti yakalamak istiyorsak evlatlarımızı kuran ahlakıyla bezemeli, onun rahmet kurnasından, ruhumuzu yanaştırıp hep beraber kana kana içmeliyiz. Aksi taktirde ne ailede ne mahallede ne içtimaı hayatımızda ne iş hayatımızda nede ibadet hayatımızda istikamet üzere olmamız mümkün değildir.
 
Peygamber Efendimiz(s.a.v.):
 
“Hiçbir baba, çocuğuna güzel ahlaktan daha güzel bir miras bırakmamıştır.” (Tirmizi) buyuruyor.
 
Anne ve babalar olarak bugün, çocuklarımızın her dediğini yapıyor, onların geleceğini teminat altına almak adına hiçbir fedakarlıktan çekinmiyoruz; maddi ihtiyaçlarını en güzel bir şekilde karşılıyoruz; iş, aş, makam, mevki sahibi olmaları için uğraşıp duruyoruz. Buna karşın bizler öldükten sonra, bizleri hayırla yad edecek, amel defterimizi kapatmayacak, dünya ve ahret saadetlerine vesile olacak çocuklarımızın dini ve manevi eğitimine, edep ve ahlakına aynı özeni ve hassasiyeti gösterdiğimiz söylenemez. Maalesef dini hassasiyetlerimizdeki ihmalkarlıklarımız, imanımızın zayıflığı, şeytanın aldatmaları, gelecek adına bakışlarımızı ve değerlerimizi değiştirdi, ahret kaygılarımızın zayıflamasına neden oldu; dünyayı önceledik ahreti unuttuk. Maddeyi bulduk, manayı kayıp ettik. Bu sefer İslam ahlakından uzak yetişen gençlik sorun çözen değil, sorun üreten; problemleri halleden değil, problemin bir parçası haline geliverdi.
 
Bu dar boğazdan çıkış yolunu Peygamberimiz şöyle gösteriyor:
 
“Size iki şey bırakıyorum onlara tutunduğunuzda delalete sapmasınız birincisi kuran ikincisi benim sünnetim.”
 
Evet, kuranın pratikteki karşılı Peygamberimizin hayatıdır. Kuran Peygambersiz anlaşılmaz, Kurandan peygamberi, peygamberden kuranı soyutlamak kuranın özüne zıttır.
 
Hz. Ayşe validemize soruyorlar “Peygamberin ahlakı nasıldı?” Diye. Hz. Ayşe validemiz “siz kuran okumuyor musunuz? Onun ahlakı kuranın kendisidir.” Buyuruyor.
 
Ahlakı kuran olan, güzel ahlakı tamamlamak için gönderilen, alemlere rahmet, herkesi sevgi ve şefkatle kucaklayan Hz. Muhammed’in çocuklara karşı özel bir ilgi ve alakası söz konusuydu. O çocuklara değerli olduklarını hissettirir, onlara selam verir ve selamlarını alırdı. Hastalandıklarında ziyaretlerine giderdi. Yeri gelir onlarla şakalaşır, hal ve hatırlarını sorarak gönüllerini kazanırdı.
 
Peygamberin mescidinde çocukta vardı onun annesi de. Hayatın bütün renklerini barındırırdı onun mescidi. Çocuk ve cami onun anlayışında ayrılmayan iki unsurdu. Öyle ki cemaatle Namaza durduğunda ağlayan bir çocuk nedeniyle annesi onunla ilgilensin diye namazı bile kısa tutmuştur. Yine bir gün hutbe irat ederken torunlarının kendisine doğru koşa koşa geldiklerini görünce minberden inip, kucağına çocuğu alıp o halde tekrar minbere çıkıp hutbesine kaldığı yerden devam etmesi çocuklara karşı farklı bir hassasiyetini yansıtmaktadır.
 
Namaza çok önem veren, namaz vakti yaklaştığında yanında ki insanları tanıyamaz duruma gelen Peygamberimizin(s.a.v.) rükûa gittiğinde bir çocuğun bacaklarının arkasından geçmeye çalıştığında kolayca geçsin diye bacaklarını aralaması çocuklara verdiği ehemmiyet ne kadar manidardır. Yine torunları secdedeyken sırtına bindiğinde heveslerini alsınlar diye secdeyi uzatmasında da aynı sevgi ve şefkat vardır. Nefret ettirmeden sevdirerek güçleştirmeden kolaylaştırarak onları eğitirdi. Bu yüzdendir ki çocuklar peygamberimizi çok severlerdi. Peygamber sevgisiyle büyüyen çocuk ve genç sahabeler İslam sancağını dünyanın dört bir yanında dalgalandırmışlardır. Şimdi peygamberin yolunu yol edinen bizler geleceğimizin teminatı çocuklara karşı sevgi ve hoşgörünün dışında nasıl bir yöntemle eğitebileceğimizi zannediyoruz. Çünkü severek yapılmayan bir ilim, ilim değil yüktür insana. Zoraki dimağlara ağırlık veren ilmin adı ne olursa olsun fayda vermez. Kuranı sevgiyle öğrenmeli ve öğretmeli ki o kuranın hayatımızda ki karşılığı olabilsin ve ahlakımız kuran olsun.
 
Selam ve dua ile…

En Çok Okunan Yazıları

DİĞER YAZILAR
SAFLARIMIZI SIKLAŞTIRALIM Kusur arama hastalığı SALGIN DAHA BİTMEDİ ARKADAŞLAR! Peki, kurban kesenlerin kusurları nelerdir? Bir damlacık tükürük kadar kıymeti olmayan dünya Biraz insaf! Oruç bizi tutmalı! Ramazanlaşmak ÜÇ AYLARIN RAHMET İKLİMİ KURAKLIĞA BİR DE BÖYLE BAKALIM! KURAKLIĞA BİR DE BÖYLE BAKALIM! Yardım etmek adına ne yapıyoruz? Bu virüs psikolojimizi bozdu ÖLÜM VAR ÖLÜM! KİM GELDİYSE GELDİ, FARK ETMEZ!... PEYGAMBERİMİZ VE ÇOCUK SAHTE İÇKİ GÜNDEMDEYKEN AKLIMA GELDİ!… PEKİ, KİM SUÇLU? BU NE REZALET... BOŞUNA UĞRAŞMAYIN! Kontrollü hayat, kontrolden çıktı... SÜ-İ ZAN HASTALIĞI Birlikten güç doğdu... Ücreti peşin ödenen yemekler Kurban kesmede ki gaye nedir? MÜSLÜMAN KENDİSİYLE ÜLFET EDİLENDİR-1 Oruç ve diğer ibadetler bizlere neler kazandırır? Ramazan’ı Kuşanmalıyız Bunca sene aldığımız nefesin hesabı ne olacak peki?! Bunca sene aldığımız nefesin hesabı ne olacak peki?! BU GÜNLER DE GEÇER. ŞEHİTLER TEPESİ TERK EDİLMEYECEK Düğünlerini Ahrete Erteleyen Şehitler Tebrikler Kayseri Anadolu Haber Gazetesi! Acılarımız Bizi Birbirimize Kenetledi.. Zalimler için Ağıt Yakılır mı? YILBAŞI BİZİM NEYİMİZ OLUR? O’NU ANIYORUZ! BİR MEHMET TANIDIM… BİR MEHMET TANIDIM… SEFER BİZDEN, ZAFER ALLAH’TAN DEPREMDEN NASIL KORUNURUZ? Asrın Hastalığı Kibir DİYARBAKIR ANNELERİ… KURBAN BİR TESLİMİYETTTİR SAYGI VE HÜRMET KALMADI ONURSUZ VE AHLAKSIZ YÜRÜYÜŞ… Çocuk Eğitiminde Sevgi Ve Hoşgörünün Önemi DÜĞÜNLERİMİZ EZİYETE DÖNÜŞMEMELİ KADİR GECESİNİN FAZİLETİ ORUÇ VE NEFİS TERBİYESİ HOŞ GELDİN ŞEHR-İ RAMAZAN BİTMEYEN TESETTÜR DÜŞMANLIĞI Kandiller Geçidi Üç Aylar ÜÇ AYLAR’I NASIL GEÇİRMELİYİZ? 28 ŞUBAT’I UNUTMADIK! KUYRUK ACISI! AH HOCAM AH! FİTNE BELASI ÇOCUKLARA CAMİYİ SEVDİRMELİYİZ GÖBEK BAĞI SEVGİNİN SECERESİ BİZ BUYUZ İŞTE! Cenazede Kıymalı Vermenin Dinde ki Yeri Nedir? PEYGAMBER(S.A.V.)’i ANLAMAK DÜNYAYA ALDANIP ASLİ VAZİFEMİZİ UNUTMAYALIM! Bizim Kıblemizi Kim Düzeltecek SÖZ DEYİP GEÇME
Copyright 2016-2019
Kayseri Anadolu Haber Gazetesi
Kayseri Haber, Son dakika Kayseri haberlerini buradan takip edin. En son kayseri haberleri Kayseri Anadolu Haber'de.

Sitede kullanılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Yazı ve meteryaller hiçbir şekilde kullanılamaz!

Künye

Yazarlarımız

İletişim

Adres

Sahabiye, Ahmet Paşa Cd. No:7, 38010 Kocasinan / Kayseri

Telefon

+0.352 222 51 13 - 14

Email

kayserianadoluhaber@msn.com
Copyright 2016 - 2019 Tüm Hakları Saklıdır