menüler
KAYSERİ HAVA DURUMU

BİR BUDİST’İN İSLAM HAYRANLIĞI

Abdullatif ACAR
Abdullatif ACAR
07 Mayıs 2022, Cumartesi

Geçenlerde bir akrabamın cenazesine katılmıştım. Gözlemledim ki;  acı hep aynı acıymış, akan gözyaşlarının rengi değişmiyormuş.   Ancak ahret inancının varlığı insanı ayakta tutuyormuş. Vefat eden bu kardeşimiz Fransa’da yaşıyordu. Vefat edince defnedilmek üzere naaş’ını Kayseri’ye getirdiler. İşte bundan sonrası önemli! Asıl anlatmak istediğim de zaten bu.    Zira onunla beraber  Fransa’da yaşayan Hindistanlı bir Budist arkadaşı da  defin işlemlerine katılacağım diye ta oralardan gelmiş.  Tanıştık, vefalı olmasının yanında en dikkatimi çeken şey İslam'a olan hayranlığıydı.  Mezarlığa bizimle beraber gelip bizzat defin işleriyle ilgilendi.  Dua ederken gözyaşlarına hâkim olamıyor, tercüman vasıtasıyla “Şu dünya boş, insan her şeyi geri de bırakıp gidiyor. Ölüm kimseyi ayırt etmiyor” diye duygularını ifade ediyordu. Hele ezan başlayınca elini kalbine götürmesi, Hz. Muhammed’in ismi anılınca yüzünün tarifi imkânsız bir güzelliğe bürünmesi, başını eğip içinden bir şeyler mırıldanması yok mu duygulanmamanız mümkün değil.

    Namaz vakti girip ezan okunmaya başlayınca  “ Ben de camiye gelsem bir mahsuru olur mu?  diye sorduğunda “Hiçbir mahsuru yok, elbet gelebilirsin” dedim. camiye beraber gittik. Cemaat namazını kılarken o gerilerde bir yerde oturup kıldığımız namazı,  rabbimize toplu halde secdeye kapanışımızı izliyordu. Hangi duyguları yaşadı, neyi gözlemledi, neler hissetti bilemeyeceğim. Ancak selam verip geriye dönüp baktığımda ayakta olduğunu, ellerini bağlamış vaziyette beklediğini gördüm. Daha sonra kendisine ayağa kalkmasının sebebini sorduğumda aynen şöyle dedi: “Çok etkilendim namazınızdan, oturmak istemedim. Nasıl oldu bilmiyorum ancak  öyle yaptım. Bir ara acaba onların arasında olsam nasıl olur diye düşündüm.”

    İslam hayranı bu arkadaşla beraber camiden çıkıp taziye yerine giderken bu olumlu intibaya bizim Müslümanlar gölge düşürmeseler keşke, diye düşünüyor hem de içten içe rabbime dua ediyordum.

    Mesela bir esnafın yanından geçerken müşterisini aldatmaya çalıştığını duymasa,  parkta küfürle bir birlerine  hitap eden, bağırıp çağıran Müslüman gençlerinin bu durumuna şahit olmasa diye düşündüm.  Kalplerimizde ki bir birimize olan kinimizi, öfkemizi ve düşmanlığımızı hissetmese diye temenni ettim.  Kardeşlerini aldatanları, kardeşlerinin aleyhine olanları, rüşvet alıp verenleri, kamu malını yiyenleri, ana babasına asi olanları, komşusuna eziyet edenleri görmese, bilmese ve  görmese diye dua ettim. Ne kadar başarılı oldum  veya olabiliriz bilemiyorum. 

    Evet,  İslam güzellikler dini, bunda şüphe yok.  Ancak biz onu yeterince temsil edebiliyor muyuz, asıl soru bu.   Bir müdür hata edince o hatanın bütün o kuruma zarar verdiğini bildiğimiz  gibi bir din görevlisinin yanlışlarının doğrudan din hakkında olumsuz intibanın uyanmasına sebep olacağını da bilmeliyiz.  Peki  bir müslümanın her hareketinin  İslam’ın emri diye algılanabileceği  aklımıza geliyor mu?   Yaptığımız hata ve kusurların bizimle sınırlı kalmayacağını, bundan dünyanın en ücra köşesinde ki insanların bile  etkileneceğini hesap ediyor muyuz?

   Malumunuz Amerikalı ünlü pop şarkıcısı Cat Stevens, İslam’ı kabul ettiğinde Yusuf İslam adını alıyor ve kendini İslam’a adıyor.  Kendisine İslam’ı seçmesindeki etkenin ne olduğu sorulduğunda şu ibretlik cevabı veriyor: “ Ben Kuran’ı okudum, müslüman oldum. İlk önce müslümanları tanısaydım asla müslüman olmazdım. Kusursuz olan İslam’dır müslümanlar değil.” Bunun gibi binlerce örnekler söz konusu.  

     Evet, bugün müslümanlar İslam’ı yaşamıyorlar. Kuranın tarif etiği İslam’la müslümanların yaşadığı İslam çok farklı. Müslümanlar pasif durumda, imanlarının karşılığında bir şey göremiyorsunuz, isimlerden başka bir şey kalmamış. İnandıkları gibi değil, yaşadıkları gibi inananlar var. Helal haram bilmeden, ahret yokmuş gibi yaşayanlar söz konusu.    

   Hâlbuki bizim hidayet rehberimiz Kuran’ın canlı örneği Hz. Muhammed az konuşur, çok yaşardı. Dil ile değil, hal ile davet ederdi. Yapmadığını söylemez, söylediğini mutlaka yerine getirirdi.  Tebliğ vazifesinde en etkili yöntem buydu. Bu din eylem dini ve hayat nizamıdır.  Bu nedenle   O’nun güzel cemaline deruni bir bakışla nazar edenler   “Bu yüz yalan söylemez, bunun getirdiği hak dinden başkası değildir” deyip iman ettiler.  

Kendisine inanmayan düşmanları bile onun doğruluğunu, emin olduğunu itiraf etmek zorunda kalmışlardı. O herkese merhamet nazarıyla bakmış,  dini inancı, mensubiyeti, ırkı, rengi nedeniyle kimseye şahsi  düşmanlık beslememişti. İnsanların hidayeti için hayatını feda etti. Varını yoğunu ortaya döktü. Nice sıkıntılara maruz kaldı yine de bu davadan vazgeçmedi.  İnsanlar inanmayacaklar diye kendini helak edercesine üzüldü.

    Peygamberimiz buyuruyor ki:

 “ Allaha yemin ederim ki, senin sayende Allahın bir kişiye hidayet vermesi senin için, dünyanın en kıymetli şeyinden daha hayırlıdır.( Müslim)

   Yine başka bir hadisi şerifinde de şöyle uyarı da bulunuyor:

“Kim hidayete çağrıda bulunursa, kendisine tabi olanların sevapları kadar ona sevap verilecek ve tabi olanların sevaplarından da hiçbir şey eksilmeyecektir. Kim de dalalete davet ederse, kendisine tabi olanların günahları kadar günah ona verilecek ve tabi olanların günahlarından da hiçbir şey eksilmeyecektir.” (İbn Mâce, Sünnet 14)

 Delalete değil, hidayete, şerre değil, hayra, kötülüğe değil, iyiliğe, vesile olabilmek ümit ve duasıyla…

 

En Çok Okunan Yazıları

DİĞER YAZILAR
BİR BUDİST’İN İSLAM HAYRANLIĞI EKŞİ YÜZLÜNÜN BALI ACI OLUR BÖYLE ÖZGÜRLÜK MÜ OLURMUŞ? SAFLARIMIZI SIKLAŞTIRALIM Kusur arama hastalığı SALGIN DAHA BİTMEDİ ARKADAŞLAR! Peki, kurban kesenlerin kusurları nelerdir? Bir damlacık tükürük kadar kıymeti olmayan dünya Biraz insaf! Oruç bizi tutmalı! Ramazanlaşmak ÜÇ AYLARIN RAHMET İKLİMİ KURAKLIĞA BİR DE BÖYLE BAKALIM! KURAKLIĞA BİR DE BÖYLE BAKALIM! Yardım etmek adına ne yapıyoruz? Bu virüs psikolojimizi bozdu ÖLÜM VAR ÖLÜM! KİM GELDİYSE GELDİ, FARK ETMEZ!... PEYGAMBERİMİZ VE ÇOCUK SAHTE İÇKİ GÜNDEMDEYKEN AKLIMA GELDİ!… PEKİ, KİM SUÇLU? BU NE REZALET... BOŞUNA UĞRAŞMAYIN! Kontrollü hayat, kontrolden çıktı... SÜ-İ ZAN HASTALIĞI Birlikten güç doğdu... Ücreti peşin ödenen yemekler Kurban kesmede ki gaye nedir? MÜSLÜMAN KENDİSİYLE ÜLFET EDİLENDİR-1 Oruç ve diğer ibadetler bizlere neler kazandırır? Ramazan’ı Kuşanmalıyız Bunca sene aldığımız nefesin hesabı ne olacak peki?! Bunca sene aldığımız nefesin hesabı ne olacak peki?! BU GÜNLER DE GEÇER. Tedirginliğe Mahal Yok! Tedbir Bizden Takdir Allah’tan ŞEHİTLER TEPESİ TERK EDİLMEYECEK Düğünlerini Ahrete Erteleyen Şehitler Tebrikler Kayseri Anadolu Haber Gazetesi! Acılarımız Bizi Birbirimize Kenetledi.. Zalimler için Ağıt Yakılır mı? YILBAŞI BİZİM NEYİMİZ OLUR? O’NU ANIYORUZ! BİR MEHMET TANIDIM… BİR MEHMET TANIDIM… SEFER BİZDEN, ZAFER ALLAH’TAN DEPREMDEN NASIL KORUNURUZ? Asrın Hastalığı Kibir DİYARBAKIR ANNELERİ… KURBAN BİR TESLİMİYETTTİR SAYGI VE HÜRMET KALMADI ONURSUZ VE AHLAKSIZ YÜRÜYÜŞ… Çocuk Eğitiminde Sevgi Ve Hoşgörünün Önemi DÜĞÜNLERİMİZ EZİYETE DÖNÜŞMEMELİ KADİR GECESİNİN FAZİLETİ HOŞ GELDİN ŞEHR-İ RAMAZAN BİTMEYEN TESETTÜR DÜŞMANLIĞI Kandiller Geçidi Üç Aylar ÜÇ AYLAR’I NASIL GEÇİRMELİYİZ? 28 ŞUBAT’I UNUTMADIK! KUYRUK ACISI! AH HOCAM AH! FİTNE BELASI ÇOCUKLARA CAMİYİ SEVDİRMELİYİZ GÖBEK BAĞI SEVGİNİN SECERESİ BİZ BUYUZ İŞTE! Cenazede Kıymalı Vermenin Dinde ki Yeri Nedir? PEYGAMBER(S.A.V.)’i ANLAMAK DÜNYAYA ALDANIP ASLİ VAZİFEMİZİ UNUTMAYALIM! Bizim Kıblemizi Kim Düzeltecek SÖZ DEYİP GEÇME
Copyright 2016-2019
Kayseri Anadolu Haber Gazetesi
Kayseri Haber, Son dakika Kayseri haberlerini buradan takip edin. En son kayseri haberleri Kayseri Anadolu Haber'de.

Sitede kullanılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Yazı ve meteryaller hiçbir şekilde kullanılamaz!

Künye

Yazarlarımız

İletişim

Adres

Sahabiye, Ahmet Paşa Cd. No:7, 38010 Kocasinan / Kayseri

Telefon

+0.352 222 51 13 - 14

Email

kayserianadoluhaber@msn.com
Copyright 2016 - 2019 Tüm Hakları Saklıdır