menüler
KAYSERİ HAVA DURUMU

Asrın Hastalığı Kibir

Abdullatif ACAR
Abdullatif ACAR
27 Eylül 2019, Cuma
Yüce Allah bir ayet-i kerimesinde şöyle buyuruyor:
 
“Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Zira Allah, kendini beğenmiş, övünüp duran kimseleri asla sevmez.” (Lokman, 18)
 
Evet, bugün en büyük ve tehlikeli hastalık nedir? derseniz hiç tereddüt etmeden kibir ve bencillik derim. Kibir ve bencillik insanın içerisine sirayet eden, çok sinsi bir hastalık şeklidir. Her insanın içerisinde barındırdığı bir Firavunu vardır. Birileri o Firavunun sesini kısmayı başarmışken başka birileri ona söz geçirmede yetersiz kalmışlardır.
 
İzzetli olmayı kibirde gören insanların hali başka bir felaketi yansıtıyor. Benlik davası güdenlerin çoğu izzetlerini ve şahsiyetlerini koruma isteğiyle, kendilerini savunma ve belki büyük görme zarureti içerisinde hissediyorlar. Peki, bu kibirde izzet arama insana gerçekten şeref kazandırır mı? Elbette ki kazandırmaz. Zira kibrin içerisinde güzellik ve fayda yoktur. İşin görünüşü çoğu zaman insanı aldatır. Birinin bir sözü ve saldırısı karşısında onu hemen onur meselesine dönüştürüp fazlasıyla mukavemet gösterenler güya kendi değerlerine değer kattıklarını düşünüyorlar. Hâlbuki insanı değerli eden tek şey var, oda; insanın haddini bilmesi, kendi kusurlarına yoğunlaşmasıdır.
 
Anlatıldığına göre, Haccac'ın ordu komutanlarından biri olan Muhelleb b. Surfe bir defasında ipekli üniforması içerisinde çaka sata sata Mutrıf b. Abdullah’ın yanından geçiyordu. Mutrıf “ Ey Allah’ın kulu bu yürüyüş Allah ve resulünün nefret ettiği bir yürüyüştür” dedi. Bunun üzerine Muhelleb ona “beni tanıyor musun?" diye sordu. Mutrıf kendisine şu cevabı verdi: “Evet, tanıyorum, başlangıcın murdar bir meni damlası, sonun iğrenç kokulu bir leş, bu ikisi arasında da bir gübre çuvalının hamalısın.” Bu cevap üzerine Muhelleb bir daha öyle çakalı yürümemiştir.
 
Evet, insan bir damla sudan ibaret; Evveli toprak olduğu gibi ahirde toprak olacak. Kim olduğumuz değil, ne olacağımız önemli. Nasıl bir zenginlik içerisinde yaşadığımız değil, sonunda fakir bir şekilde bir kefene sarılıp toprak altına gireceğimiz önemli. Adamlığımız başkalarının iltifatıyla olmaz. Âdem olmadan da adam olunmaz.
 
Öldüğümüzde “er kişi” diye cenaze namazımıza niyet ediyorlar. Bundan ötesi yok… Hani anlatırlar: Yüz başı rütbesinde birisi vefat etmiş. İmam efendi “er kişi niyetine” diye namaza niyet etmelerini söylemiş cemaatine. Onun askerlerinden biri hemen müdahale edip “hocam o er değildi, yüzbaşıydı” diye itirazda bulunmuş. Hoca efendinin şu sözleri çok anlamlıdır: Evladım! Ölünce makam, mevki rütbe yok oluyor. Ne olursa olsun buraya gelince herkesin rütbesi sökülüp, er oluyorlar.
 
Peki, son makamımız belliyken bu kadar küçülmeye gerek var mı? İnsanları bu kadar üzmeye, onları küçük görerek onların sırtından menfaatler devşirmeye gerek var mı?
 
Aslında birazda böyle hastalıklı insanların bu durumuna bizler sebep oluyoruz. Mütekebbirin de hoşuna gidiyor. Hastalık adeta damarlarına hücrelerine kadar yayılıyor. Hani anlatılır: Bir gün Firavunun, birisi kapısını çalmış. Firavun içerden “kim o” demiş. Kapı açılınca adam Firavuna “sen nasıl ilahlık iddiasında bulunuyorsun ki, bir kapı ötesinde kim olduğunu bilmiyorsun.” Firavun ise şu itirafta bulunuyor: “ Bende ilah olmadığımı biliyorum ancak insanlar beni ilah kabul etiler, buda hoşuma gidiyor.”
 
Adamına göre muamele ahlaki olmadığı gibi, makamına, mal varlığına göre karşıdakine iltifat göstermekte ahlaki değildir. İnsana insan olduğu için değer göstermeliyiz. Büyük olmanın yolu kibirden değil, tevazudan geçtiğini bilmeliyiz. Her konuda olduğu gibi bu konuda da, kul peygamber olmayı kabul eden, küçük büyük, fakir zengin, demeden herkese değer veren, yeri geldiğinde ev işleriyle uğraşıp elbisesini diken, evini süpüren, yemeğini yapan, fakirle oturup onların davetine icabet eden Peygamberimizi örnek almalıyız.
 
O kâinatın Efendisi buyuruyorlar ki:
 
"Muhakkak Allah Teâlâ, bana, sizin mütevazı olmanızı vahyetti" (Rizazu's-Salihin).
 
"Her kim Allah için alçakgönüllülük yaparsa, Allah muhakkak onun derecesini yükseltir" (Müslim ).
 
“Kişi kibirlenince, iki melek, "Ya Rabbi bunu alçalt!" derler. Tevazu ederse, "Ya Rabbi bunu yükselt!" derler.” (Beyheki)
 
Kibir, insanı alçaltırken tevazu insanı yükseltir. Başı dik olan insanlar, burnunu dikip gezenler yanı başındakileri dahi göremezken başını eğen, tevazu gösterenler kendi kusurlarını görerek yaptıkları hatalara her defasında yeniden düşmezler. Kibir şeytanın yolunu takip edenlerin, tevazu peygamberlerin ve salihlerin yolunu takip edenlerin yoludur.
 
Kibirli insanlar en çok kendilerine zarar verirler. Böylelerini ne Allah nede kullar sever. Mütekebbirlerin dostları da yapmacıktır. Sahip oldukları ellerinden gidince hiçbir insan yanlarında kalmaz. Tevazu sahibi insanların dostları daha samimi ve kalıcıdır. Tevazu sahibine haset edilmez. Tevazu sahibinin dostu çok, düşmanı azdır.
 
Selam ve dua ile…

En Çok Okunan Yazıları

DİĞER YAZILAR
SAFLARIMIZI SIKLAŞTIRALIM Kusur arama hastalığı SALGIN DAHA BİTMEDİ ARKADAŞLAR! Peki, kurban kesenlerin kusurları nelerdir? Bir damlacık tükürük kadar kıymeti olmayan dünya Biraz insaf! Oruç bizi tutmalı! Ramazanlaşmak ÜÇ AYLARIN RAHMET İKLİMİ KURAKLIĞA BİR DE BÖYLE BAKALIM! KURAKLIĞA BİR DE BÖYLE BAKALIM! Yardım etmek adına ne yapıyoruz? Bu virüs psikolojimizi bozdu ÖLÜM VAR ÖLÜM! KİM GELDİYSE GELDİ, FARK ETMEZ!... PEYGAMBERİMİZ VE ÇOCUK SAHTE İÇKİ GÜNDEMDEYKEN AKLIMA GELDİ!… PEKİ, KİM SUÇLU? BU NE REZALET... BOŞUNA UĞRAŞMAYIN! Kontrollü hayat, kontrolden çıktı... SÜ-İ ZAN HASTALIĞI Birlikten güç doğdu... Ücreti peşin ödenen yemekler Kurban kesmede ki gaye nedir? MÜSLÜMAN KENDİSİYLE ÜLFET EDİLENDİR-1 Oruç ve diğer ibadetler bizlere neler kazandırır? Ramazan’ı Kuşanmalıyız Bunca sene aldığımız nefesin hesabı ne olacak peki?! Bunca sene aldığımız nefesin hesabı ne olacak peki?! BU GÜNLER DE GEÇER. ŞEHİTLER TEPESİ TERK EDİLMEYECEK Düğünlerini Ahrete Erteleyen Şehitler Tebrikler Kayseri Anadolu Haber Gazetesi! Acılarımız Bizi Birbirimize Kenetledi.. Zalimler için Ağıt Yakılır mı? YILBAŞI BİZİM NEYİMİZ OLUR? O’NU ANIYORUZ! BİR MEHMET TANIDIM… BİR MEHMET TANIDIM… SEFER BİZDEN, ZAFER ALLAH’TAN DEPREMDEN NASIL KORUNURUZ? Asrın Hastalığı Kibir DİYARBAKIR ANNELERİ… KURBAN BİR TESLİMİYETTTİR SAYGI VE HÜRMET KALMADI ONURSUZ VE AHLAKSIZ YÜRÜYÜŞ… Çocuk Eğitiminde Sevgi Ve Hoşgörünün Önemi DÜĞÜNLERİMİZ EZİYETE DÖNÜŞMEMELİ KADİR GECESİNİN FAZİLETİ ORUÇ VE NEFİS TERBİYESİ HOŞ GELDİN ŞEHR-İ RAMAZAN BİTMEYEN TESETTÜR DÜŞMANLIĞI Kandiller Geçidi Üç Aylar ÜÇ AYLAR’I NASIL GEÇİRMELİYİZ? 28 ŞUBAT’I UNUTMADIK! KUYRUK ACISI! AH HOCAM AH! FİTNE BELASI ÇOCUKLARA CAMİYİ SEVDİRMELİYİZ GÖBEK BAĞI SEVGİNİN SECERESİ BİZ BUYUZ İŞTE! Cenazede Kıymalı Vermenin Dinde ki Yeri Nedir? PEYGAMBER(S.A.V.)’i ANLAMAK DÜNYAYA ALDANIP ASLİ VAZİFEMİZİ UNUTMAYALIM! Bizim Kıblemizi Kim Düzeltecek SÖZ DEYİP GEÇME
Copyright 2016-2019
Kayseri Anadolu Haber Gazetesi
Kayseri Haber, Son dakika Kayseri haberlerini buradan takip edin. En son kayseri haberleri Kayseri Anadolu Haber'de.

Sitede kullanılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Yazı ve meteryaller hiçbir şekilde kullanılamaz!

Künye

Yazarlarımız

İletişim

Adres

Sahabiye, Ahmet Paşa Cd. No:7, 38010 Kocasinan / Kayseri

Telefon

+0.352 222 51 13 - 14

Email

kayserianadoluhaber@msn.com
Copyright 2016 - 2019 Tüm Hakları Saklıdır