menüler
KAYSERİ HAVA DURUMU

Siyasi Partilerde Demokratik Olgunluk

Şenel GÜNGÖR
Şenel GÜNGÖR
13 Ekim 2020, Salı
BİLİNDİĞİ üzere, yakın siyasi tarihimizde zaman zaman, genel seçimler sonrası hükümeti tek başına kuracak çoğunluğun oluşamaması nedeniyle, koalisyon kuran siyasi partilerin anlaşmazlıklarından kaynaklı çok kısa süreli hükümetler, sürekli bir seçim atmosferi ve seçim ekonomisi yüzünden,Türkiye o yılllarda sıkıntılar da çekmişti.
Bu dönemlerde güzel hizmetler de yapılmış olmasına rağmen, yine de Türkiye’de gelişim bazı koolisyon hükümeti dönemlerinde daha yavaş olmuştur...
Bu koalisyon dönemlerini günümüz gençliği, yani Y ve Z jenerasyonları, tevellütleri gereği bilmezler, hatırlamazlar.
Tıpkı, X jenerasyonu olan bizlerin 1960 Darbesi ve 1961 Anayasa sürecini yakın tarih olarak okuduğumuz ya da büyüklerimizden dinlediğimiz gibi. Günümüz gençliği de bu konuları yakın siyasi tarih literatürünü tarayacak veya büyüklerinden dinleyecektir artık...
Hatırlanacağı üzere, 2001 büyük finansal krizi ve sonrasında da reel sektorde deprem etkisi yaratan ekonomik buhran akabinde yapılan, 2002 Kasım Genel Seçimleri ile birlikte Ak Parti, bir kaç partiyi sandığa gömerek, milletten tek başına hükümet etme görevi almış ve (7 Haziran 2015 Genel Seçimleri hariç ki; Kasım 2015 de seçim tekrarı yapılmış idi) taki iktidar olmak için yüzde 50+1çoğunluğu gerekli kılan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi (CHS)’ne kadar, 15 yıl boyunca tek başına iktidar olmuştur.
Hakkını da teslim etmek lazım ki ; Ak Parti uzun yıllar, doğru kadrolarla, liyakatli kişilerle çalışmanın meyvesini de alarak, ülkemize güzel hizmetler de yapmıştır.
“16 Nisan 2017 Anayasa Değişikliği Referandumu” ile de yönetim sistemi değiştirilerek, parlamenter sistemden CHS’ne geçiş yapılmıştır.
Doğrusunu söylemek gerekirse, CHS’ni de destekleyenlerden idim. Hatta, referandum döneminde sahada aktif de çalışmıştım.
CHS ‘ne yönelik yapılan referandum süecinde “Sivil Dayanışma Platformu Kayseri Temsilciliği” olarak, sistem değişikliğinin gerekliliği konusunda Kayseri’de onlarca işyeri/fabrika ziyareti yapıp, CHS’nin Türkiye’ye getireceği faydalar konusunda gönüllü olarak insanları bilgilendirmekte idik...
Gerçekten de CHS’ni ; vatanını, miletini seven, demokrat bir insan olarak ; Türkiye’yi hak ettiği gelişmişlik düzeyine getiremeyen koalisyon hükümetlerinden tamamen kurtulma, daha istikrarlı, çağın hızına uygun karar mekanizmaları olan, innovativ, her alanda gelişmiş, yasama, yürütme ve yargı güçleri arasında denge denetleme sistemi iyi işleyen, TBMM’nin milleti temsil kabiliyetinin artacağı, demeokrasinin güçleneceği, bakanların liyakat sahibi kişilerden oluşacağı, özgürlükler, insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi konularda dünya arenasında hak ettiğimiz yerde olacağımız bir ülke konumu hayalim nedeni ile desteklemiş idim...
Lakin, Anayasa değişikliği ile sistem değiştirip, CHS’ne geçildikten sonra siyasi arenamız, ülke olarak hiç yabancı olmadığımız ve yeni tabirle ‘ittifak’ dediğimiz koalisyonlara doğdu yeniden evrildi...
Tek fark, yeni sistemde siyasi partilerin bu sefer koalisyonu seçim sonrasında değil, seçim öncesinde yapmaları oldu...
Ancak, yeni sistemde propoganda döneminde taahhüt edilenlerin aksine, aşırı merkeziyetçiliğin de etkisi ile devlet kurumlarında liyakat, tarafsızlık, bağımsızlık, denetim ve şeffaflık vb evrensel yönetim ilkelerinde ciddi zaafiyetler oluştu/çoğaldı...
Hal böyle olunca, bu sefer de yeni sistem ile birlikte ‘gelen gideni aratır’ misali, toplumda 2002 öncesinde olmadığı kadar kutuplaşma, gerginlik, ekonomide de ciddi darboğazlar oluşmaya başladı...
Yeni sistemde yapılan hayati hatalar sonucu küçülen ekonomi, tekrar yükselen faiz ve enflasyon, düşen alım gücü, rekor üstüne rekor kıran işsizlik...
Dünyada yurtdışından rekor borçlanma maliyeti...
Kamuda liyakat sorunu nedeniyle yaşanan güven problemi...
Yurtdışı yatırımcıların, o ülke için güven endeksi saydıkları ve ülke risk pirimi olarak adlandırılan rakamlarda dünya şampiyonlukları nedeni ile dışardan gelmeyen-kaçan sermaye sorunu...
Yasama, yürütme ve yargı güçleri arasında denge denetleme sistemi sorunu...TBMM’nin işlevsizliği...
Demokratik ülkeler liginde özgürlükler, insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi konularda dünya liginde sürekli aşağıya düşmemiz...Vs.Vs...
Evet bir ülke için “coğrafya kaderdir”söyleminin doğruluk payına ben de inanırım...
Lakin, siyasilerin/ülkeyi yönetenlerin hataları, faşizan eğilimleri, koltuk sevdaları, hukuk tanımazlıkları, adaletsizlikleri, beceriksizlikleri, bencillikleri, egoları vb. yüzünden toplumların çile çekmesi asla kader değildir.
Çünkü yaradılışımıza aykırıdır. Rabbim akıl ve irade vermiştir. Doğruyu-yanlışı, haklıyı-haksızı ayırma kabiliyeti vardır insanların.
Yeter ki dürüst olunsun, sahip olunan yetiler cesurca kullanılsın.
Nitekim siyasiler ve sempatizanları da iktidar hırslarının, nefislerinin esiri olmadan, gerçekten sözde değil, özde de vatan-millet sevdalıları ise Rabbimizin doğuştan bahşettiği bu güzel meziyetlerini ortaya koyabilirler...
Geçmiş yıllarda birçoğunun beğenmediği ve çokca da eleştirdiğimiz, farklı koalisyon hükümetleri kuran, hepsi rahmetli olan Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan, Erdal İnenü, Bülent Ecevit, Turgut Özal ve Alparslan Türkeş’in siyasette demokratik olgunluk göstererek, ideolojinin çok daha belirgin kabul gördüğü o dönemlerde bile bugün için”benzemezler” denen kesimlerin temsilcileri olarak, nasıl bir araya gelebildiğini toplumumuz gayet iyi hatırlar...
Peki ; Geçtigimiz günlerde İyi Parti ve CHP liderlerinin, Gelecek Partisi ve Deva Partisi genel merkezlerini her ne amaçla olursa olsun ziyaret etmesi, ortak basın açıklaması yapmaları özlediğimiz görüntüler değil mi sizce de ?
Bu siyasi nezaketi, Cumhur ittifakı paydaşları da millet ittifakı paydaşlarına gösterse nasıl da şık olur...
Ne olur ki ; Covid-19 tedbirleri çerçevesinde birlikte bir çay, kahve içilse. Hayırlı olsun dense...Kimsenin incisi dökülmez.
Bilakis seçmenleri de siyasilerin bu demokratik olgunluğundan memnun olabilir...
Gerçi o vakit de “bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı var” dendiğine göre, belki birbirlerine bu kadar bağırıp-çağıramaz, hain damgası vuramaz, toplumu bu kadar karpuz gibi ikiye ayıramaz, istedikleri algıyı yaratıp, tabanları konsolide edemezler...O da ayrı mesele.
Ancak; vatandaşlar farklı partilere oy da verse, farklı görüş ve ideolojiye de sahip olsa, ya komşudur, ya akrabadır, ya da aynı mahallede yaşıyordur, arkadaştır...
Dolayısiyle, gerçekten toplumun bu tür siyasi nezaket ve olgunluklara çok ihtiyacı var...
Mesela; Kayseri’de en büyük parti olan Ak Parti İl Başkanı böyle bir şey başlatsa...Gelecek Partisi ve Deva Partisi il başkanlarına hayırlı olsun ziyaretleri yapsa...
Sonuçda, Ak Parti de 2001’de başka bir partiden ayrılan bir kadro öncülüğünde kurulmuştu.
Üstelik bu son kurulan iki yeni parti, ulusal ve uluslararası arenada Ak Parti’nin en başarılı, özgüvenin en yüksek ve en demokratik olduğu dönemlerde, yıllarca çok önemli sorumluluk ve görevler üstlenmiş, bu vatanın öz evlatlarının liderliğinde kurulmuş yasal partiler...
Dolayısiyle, siyasilerin bu tarz nezaket ziyaretleri ne kadar şık ve hoş olur. Nasıl da yakışır Kayseri’mize...
Tabii bu fikrimi, eril cinsiyetin hakim, maçoluğun egemen olduğu siyasi arena için çok light/romantik bulanlar da vardır.
Neyse; Benim ki de şimdilik hayal işte...
Lakin, beyler alınmasın ancak, siyasete daha fazla kadın eli değdiği zaman, belki bu tür siyasi hoşlukları ülkemizde ve şehrimizde daha fazla görürüz. Kim bilir...

En Çok Okunan Yazıları

DİĞER YAZILAR
Copyright 2016-2019
Kayseri Anadolu Haber Gazetesi
Kayseri Haber, Son dakika Kayseri haberlerini buradan takip edin. En son kayseri haberleri Kayseri Anadolu Haber'de.

Sitede kullanılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Yazı ve meteryaller hiçbir şekilde kullanılamaz!

Künye

Yazarlarımız

İletişim

Adres

Sahabiye, Ahmet Paşa Cd. No:7, 38010 Kocasinan / Kayseri

Telefon

+0.352 222 51 13 - 14

Email

kayserianadoluhaber@msn.com
Copyright 2016 - 2019 Tüm Hakları Saklıdır