menüler
HAVA DURUMU

Kumar Bağımlılığı Yuva Yıkıyor

İsa ALTUN
İsa ALTUN
30 Ekim 2019, Çarşamba
Okuyucumuzun eşi sanal kumar bağımlısı. Eşi ile birlikte giyim atölyesi işletiyorlar. Eşinin tüm kazancı bilgisayarda sanal kumara yatırdığını, yüklü miktarda borçlandığını, evde huzur kalmadığını belirterek yardım istiyor.  Bağımlılık kronik bir beyin hastalığıdır. Beyindeki bazı biyolojik sistemlerin değişmesi sonucu ödül ceza merkezinin bozulmasıyla ortaya çıkan bir hastalıktır. NPİSTANBUL Beyin Hastanesi AMATEM Kliniği Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Onur Noyan sanal kumar ile ilgili şu görüşlere yer veriyor:
 
‘Dopamin, mutluluk hormonudur. Yemek yediğimizde, sinemaya gittiğimizde, kitap okuduğumuzda dopamin salgılarız ve hayattan tatlı bir keyif alırız. Bir kişi madde kullandığında, normal faaliyetlerden aldığı dopaminin 8-10 katı kadar fazlasını alır. Örneğin sinemaya gidildiğinde 70-80 birim dopamin salgılanırken; uyuşturucu madde kullanımında beyinde 800-900 birim dopamin salgılanmaya başlar. Beyin birdenbire bu yüksek dopamini arzular hale gelir. Düzenli kullanımla birlikte beyin yaptığı hiçbir faaliyetten keyif almamaya başlar. Bir süre sonra bu maddeleri kullanmazsa yoksunluk belirtileri ortaya çıkar. Yoksunluk belirtileri ortaya çıktığı zaman kişi strese girer, öfke nöbetleri geçirir; eve gitmeyip dışarılarda gezer ve bir şekilde o maddeye ulaşmayı ve kullanmayı hedefler. O maddeye ulaşmak için işlevselliği bozulur; işe gidemez, eşiyle kavga eder, okulunu bitiremez ve bir şekilde hayatı alt üst olur. Özetle sürekli madde kullanma isteği, madde kullanmadığında öfkelenme, madde kullanma sebebiyle de işlevsellikteki bozulma bağımlılığın en temel belirtileridir. Bağımlılık, ertelenebilir bir şeydir. Kişi hazzı ertelediğinde kullanacağı zamanı hayal eder. Erteledikçe o haz büyür ve beklenti de artar. Bir adet sigara içmek ile bir paket sigara içmek arasında hiçbir fark kalmaz. Çünkü beyin o maddeden yüksek dopamini ister.” Teknolojinin gelişmesiyle birlikte psikiyatrik hastalıklar da gelişmiştir. Bağımlılıklar önceden davranışsal bağımlılıklar, dürtü kontrol bozuklukları altındaydı ve bağımlılık psikiyatrisi ilgilenmiyordu. Günümüzde cep telefonu ile başlayan davranışsal bağımlılıklar silsilesi internet, internette oyun bağımlılığı, kumar bağımlılığı, sanal bağımlılık, online kumar bağımlılığı gibi birçok farklı davranışla birlikte artık karşımıza çıkmaktadır. Özellikle 3 yıl önce bütün dünyada kumar oynama bozukluğunun aslında bir bağımlılık olduğu ortaya kondu. Daha önce kişinin davranışlarını kontrol edememesi olarak adlandırılıyordu. Yapılan beyin görüntüleme çalışmalarında, uyuşturucu madde kullanan bir kişinin beyni ile kumar oynayan bir kişinin beyninde aynı değişikliklerin olduğu gösterilmiştir. Beyinde özellikle ödül ceza merkezinde bazı alanlar küçülürken bazı alanlar aşırı aktif olmaktadır. Kişi uyuşturucu maddeyi arayıp kullanmak yerine sürekli gidip kumar oynamak ister. Özellikle sanal bahis ya da sanal kumar denilen bir kumarın alt tipi gittikçe çok riskli hale gelmeye başlamıştır. Sanal bağımlılık, sanal kumar bağımlılığı ya da çevrim içi bağımlılık, kişinin yerinden kalkmadan, hiç çaba sarf etmeden internette bir tuşa basarak oynadığı kumara denir. Kumarda, sürekli kazanma düşüncesi ya da kaybedileni kazanma düşüncesi ile sürekli risk alma, daha riskli yatırımlar yapma, daha riskli oyunlar oynama ve bu davranışları sürdürme devreye girer. Online ya da sanal bağımlılıkta ise sürekli internette olma hali söz konusudur. Kişi internette olduğunda yerinden kalkmadan bir tuşla 1 dakika sonraki oynanacak maçın ya da 1 dakika sonra oynayacağı oyunun cevabını anında alır. Genellikle orta yaşlı erkeklerde daha sık görünürken günümüzde ergenlikten itibaren başlamaktadır. Çünkü önceden bir kumar ya da şans oyunu için günlerce bekleniyordu ama şimdi 5 dakika sonra oynanan oyunun karşılığı alınıyor. Cevap ne kadar çabuk alınırsa o kişi o kadar çok bağımlı oluyor. Kişinin sürekli kumar oynamak için çaba sarf etmesi, oynaması engellendiği zaman öfke nöbetleri geçirmesi, bir şekilde oynamanın yolunu bulması, işini, evini, arkadaşlarını bırakıp sürekli kafasında oynayacağı konuları düşünmesi ve işteyken bulduğu en küçük boşlukta hemen gidip oynaması sanal kumar bağımlılığının tehlikeleri arasındadır. Kişi elinden cep telefonunu düşürmez, internetten çıkmaz, internet sürekli açıktır, başka hiçbir gelişmeyi takip edemez. Yakınları bunu fark ettiği zaman da riskler başlar. Yakınlarının ne oynadığını, ne yaptığını, ne kadar para kazandığını ya da kaybettiğini anlamaması için yalan söylemeye başlar. Bütün kaybettiklerini kazanma dürtüsüyle elinde ne var ne yok yatırır; onları da kaybedince artık yalan söylemeye başlar. Sanal kumar yasal olmadığı için bununla ilgili sorunlar yaşanabilir; aile bireylerinden gizli saklı işler yapar, telefonuyla gizli saklı yerlerde konuşur, zaman zaman ortadan kaybolur, gizli hesaplar açar ve bir şekilde artık kontrol edilemez bir davranış profili ortaya çıkar. Sanal kumar bağımlılığı tedavisi, öncelikle aileyi ve hastayı bilgilendirmeyle başlar. Gerekli incelemeler yapıldıktan sonra ilaç tedavisine geçilir. İlaçlar, kişinin oynamadığında yaşayacağı yoksunluğu azaltmak ya da o duyguları bastırmak için verilir. İlaçlarla birlikte psikoterapi kullanılır. Konuşma terapisinde kişi için tetikleyicilerin neler olduğuna, ne zaman hatırladığına, hatırladığında ne olduğuna, o davranışı gerçekleştirmekte zorlanıp zorlanmadığına bakılır. Aile bireyleri öncelikle kişiye empatiyle yaklaşmalı, öfkelenmemeli, sen hastasın bağımlısın, senin yüzünden ne hale geldik, diyerek doktora gitmeye zorlamamalıdırlar. Bunun yerine; çok üzüldüklerini, sağlığı için çok endişe ettiklerini, bu durumun gittikçe aile hayatlarını etkilemeye başladığını ve çeşitli tedavilerin olduğunu söyleyerek doktora birlikte gitmeyi teklif etmeliler. Çözümü birlikte aramak, biraz daha anlayışlı biraz daha alttan alarak davranmak karşıdaki kişinin motivasyonunu arttıracak ve tedaviye yönelmesini sağlayacaktır.’

En Çok Okunan Yazıları

DİĞER YAZILAR
    Copyright 2016 Tüm Hakları Saklıdır