menüler
KAYSERİ HAVA DURUMU

Kanser ve sağlıklı beslenme

İsa ALTUN
İsa ALTUN
10 Mart 2020, Salı

Giderek artan bir tehlike tüm dünyayı etkisi altını alıyor.  Özellikle 50 yaş ve üzerinde görülmesine rağmen gençlerde de sıklıkla ortaya çıkıyor. Kolon kanseri değişen yaşam koşulları ve baş edilemez boyutlara ulaşan obezite sebebiyle yaş gözetmeksizin herkesi etkileyebiliyor. Avrasya Hastanesi’nden Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Hasan Lice, kolon kanserine dair bilinmesi gerekenleri anlatıyor.

Kolorektal (Kalın bağırsak kanseri)kanser nedir?

Kolon ve rektum sindirim sisteminin kalın barsak olarak adlandırılan kısmını oluşturur. Kalın barsakların yaklaşık 150-180 cm’lik üst kısmına kolon 15-17 cm’lik alt kısmına ise rektum adı verilir. Yiyecekler mide ve ince barsaklarda sindirildikten sonra kalın barsaklara gelirler. Burada barsak içeriğinin içinde sindirim sisteminin daha üst kısımlarında emilmemiş olan su da vücutça emilerek geriye gaita olarak adlandırılan katı kısım kalır. Gaita kolon ve rektum boyunca ilerleyerek daha sonra anüs yoluyla vücuttan atılır. Kalın Bağırsak Kanseri diğer adı ile Kolorektal kanser (kolon ve rektum kanseri) bu bölgelerin kanseridir ve ülkemizde önemli bir sağlık sorunudur.

Türkiye’de her yıl 6 bin kişiye kolon kanseri teşhisi konuluyor!

Kanser türleri arasında en yaygın olanlardan biri olan kolon kanserine dünyada her yıl 1 milyon Türkiye'de ise 6 bin kişi bu hastalığa yakalanmaktadır. Kolon kanseri ülkemizde erkeklerde akciğer, prostat ve mesane kanserinden sonra 4. sırada, kadınlarda ise meme kanserinden sonra 2. sırada görülmektedir.

Belirti vermeyen ve yavaş ilerleyen hastalık özellikle 50 yaş ve üzerindekileri tehdit eder. Erken teşhis edilen kolon kanserinde başarı oranı yüzde 95'tir. Kalın bağırsak kanseri olarak bilinen kolon kanseri 50 yaşından sonra görülen kanserler içinde sıklık derecesi açısından önemli bir yer tutuyor. Düzenli sağlık taramalarının yapıldığı toplumlarda ise kolon kanserlerinde ciddi bir oranda bir azalma söz konusudur. Bu da erken tanının önemini bir kez daha göstermektedir. Önemli olanın erken teşhistir. ABD'de her yıl yaklaşık olarak 30 bin kişinin hayatı kurtarılabiliyor. Erken tanı konulduğunda başarı oranı yüzde 95’lere ulaşır. Ancak ülkemizdeki hastaların sadece 5'te 1'inde erken evrede tanı konulabiliyor.

Belirti ve bulguları nelerdir?

Belirti ve bulgular kanserin kalın bağırsak içinde yerleştiği bölgeye göre değişiklik gösterir.

Kalın bağırsağın sağ tarafında (ince bağırsakla birleştiği bölgeye yakın bölgelerinde) en sık görülen belirtisi dışkı ile birlikte gizli (fark edilmeyen) kan kaybıdır. Hastalar gözle fark edilemeyen bu kanamaya bağlı kansızlık ve halsizlik şikayeti ile doktora gelirler. Aşırı yorgunluk, eskisi gibi iş yapamama ve nefes darlığı şikayetleri de ek olarak görülebilir. Diğer önemli bir bulgu da bağırsak alışkanlıklarında değişikliktir. Zaman zaman kabızlık ve / veya ishal atakları olabilir. Bu dönemde karın ağrısı, şişkinlik, aşırı gaz bu bulgulara ek olarak ortaya çıkabilir. Kalın bağırsağın sol tarafında (makata yakın kısımlarında) yerleşen kanserlerde sıklıkla kanla ile karışık dışkılama şikayeti gözlenir. Hastalar dışkılama alışkanlıklarında değişiklikten, sıklıkla kabızlıktan şikayet ederler. Dışkılama sonrası rahatlayamama, karın ağrısı (özellikle sol alt taraflarda görülür) ile aşırı gaz ve şişkinlik diğer belirtilerdir. Bu belirti ve bulgular aynı zamanda başka hastalıklarda da gözlenebilir. Bu nedenle kesin tanı için detaylı bir inceleme yapılması gereklidir. Karın ağrısı ve kilo kaybı genellikle yaygın hastalığı gösteren geç semptomlardır. Pek çok polip ve kanser, belirti ve bulgu vermez. Bu nedenle hastalar, genelde doktora, hastalığın ileri evresinde başvurur. Karın ağrısı ve kilo kaybı genellikle ilerlemiş hastalığa işaret eden geç belirtilerdir.

 

Kalın bağırsak kanserinde görülen özetle belirti ve bulgular:

Makattan kan gelmesi,

Dışkıya kan bulaşması,

Dışkılama alışkanlıklarında değişim,

Dışkının incelmesi,

İshal ve kabızlık atakları,

Anemi(kansızlık), halsizlik, devamlı yorgunluk,

Şişkinlik, aşırı gaz,

Bir anda yaşanan kilo kaybı.

 

Tanı yöntemleri

Yapılan araştırmalar, bugün kolon kanserinin taranabilir ve önlenebilir bir kanser olduğunu ortaya koyuyor. Erken tanı hastalığa bağlı ölüm oranlarını önemli ölçüde azaltıyor. Kolon kanserinde kullanılan tanı metotları; Dışkıda kan testi: Dışkı, laboratuvardan alınan özel bir kağıda konarak ve laboratuvarda inceleniyor. Bu testle dışkıda görülmeyecek kadar az miktardaki kanamanın özel bazı testlerle saptanması amaçlanıyor.

Sigmoidoskopi: Bu incelemede video görüntüleme cihazına bağlanmış olan bir sistem ile kalın bağırsağın alt kısmını incelenir

Kolonoskopi: Kalın bağırsağın tümünün incelenmesini içeren bir yöntemdir. Kolonoskopinin de mamografi gibi tarama amaçlı olarak yaptırılması önerilmektedir. 50 yaşın üstündeki kişilerin risk durumuna göre kolonoskopi yaptırması görüşünde birleşiyorlar. Polip saptandığında işlem sırasında çıkarılır ve incelenmek üzere patolojiye gönderilir. Bir kez polip alınan kişinin daha sonra yıllık olarak kolonoskopi ile izlenmesi gerekiyor.

Sanal Kolonoskopi: Tomografi cihazından elde edilen bilgilerin, özel bilgisayarlarla endoskopik görüntülere dönüştürülmesi şeklinde tanımlanan sanal kolonoskopide barsağın tümü görüntülenebiliyor. Sanal kolonoskopi bir cm den daha büyük poliplerin tanısını kolonoskopi ile benzer doğrulukla yapabiliyor. Ancak kalın barsak iç yüzeyinin hastalıklarının tanısı, poliplerin çıkarılması ve parça alınması için standart kolonoskopi yine de gerekebiliyor.

Biyopsi: Bağırsaktan bir parça alınarak mikroskop altında inceleniyor.

Nasıl bir tedavi süreci işliyor?

Ameliyat, kolon kanserinin başlıca tedavisini oluşturuyor ve en çok kullanılan metotların başında geliyor. Ameliyatla tüm kanserli dokunun temizlenmesi hedeflenmektedir. Operasyonda, görünen tümör dokusunun çıkarıldığı durumlarda bile tümörün barsak katmanlarına ve lenf bezlerine yayılımına göre bazı hastaların kemoterapi ve radyoterapiye ihtiyacı olabileceğini belirtilmiştir. Kemoterapi ve radyoterapi ile gözden kaçabilecek kanser hücrelerinin de yok edilmesi hedeflenmektedir.

Kolorektal kanserlerden korunmak için…

Fiziksel egzersiz yapmak: Araştırmalar, düzenli egzersiz yapan bireylerde, Kalın Bağırsak Kanseri dahil bir çok kanserin gelişme riskinin azaldığını göstermiştir. Haftada 5 gün, 30-60 dk arasında orta şiddette veya günlük 150 kalori harcanmasına neden olan egzersizler yapılmalıdır. Aşırı kilolardan kurtulmak: Fazla kilolar kanser riskini artırmaktadır. Sigara kullanmamak: Diğer kanserler gibi sigara kullanımı, kolorektal kanser riskini de anlamlı oranda arttırmaktadır. Aşırı alkolden sakınmak: Yapılan çalışmalar alkolün kolon kanser riskini artırdığını göstermiştir. Erkeklerin günde iki bardak kadınların ise günde bir bardaktan fazla alkol tüketmemesi gerekir. Sağlıklı gıda tüketimi: Kesin olarak kanıtlanmamış olsa da kolorektal kanserden korunmada, diyetin belirgin bir rol oynadığına dair bazı kanıtlar vardır. Bilindiği kadarıyla posadan, liften (fiberden) zengin, yağdan fakir diyet, kolorektal kanserden korunmaya yardımcı tek diyet şeklidir.

Beslenme şeklinizi değiştirerek ve düzenli kontroller ile kolon kanserinden korunun!

Kolon kanseri ile beslenme alışkanlıkları arasında bir ilişki vardır. Lifli gıdalardan zengin bir diyet, kolon kanserine yakalanma riskinizi azaltabilir. Ayrıca yağ oranı düşük besinlerin tercih ederek; hayvansal yağ ve özellikle kırmızı et tüketiminizi sınırlandırarak da kolon kanseri riskini azaltabilirsiniz. Düzenli kontroller de kolon kanseri riskinizi azaltır. Kolon kanserlerinin bir kısmı önce polip veya polipler şeklinde başlar ve zaman içinde kansere dönüşür. Kolonoskopi sırasında bu neoplastik poliplerin görülmesi ve çıkartılması kişiyi kolon kanserinden korur.

En Çok Okunan Yazıları

DİĞER YAZILAR
    Copyright 2016 - 2019 Tüm Hakları Saklıdır