menüler
HAVA DURUMU

İSTATİSTİK YALANLARI

İsa ALTUN
İsa ALTUN
13 Aralık 2018, Perşembe
Dünyada artan güç savaşları, stratejik hamleler çok ince oyunlarla gerçekleştiriliyor. Madde bağımlılığı ve siber saldırılar da bu argümanlardan. Türkiye uzun yıllardır zaten hedefte. Bunu nasıl anlıyoruz? Avrupa ve diğer ülkelerden yurda giren gelen sentetik ve kimyasal zehirler ülkemizin üzerine oynanan oyunun bir göstergesi. Ülkemizin genç nüfus oranı yüksek. Ülkemiz içinde bulunduğu jeopolitik konumun da etkisiyle organize suç örgütlerinin hedefinde.
 
  Narkotik şubelerde uzun yıllar görev yaptım. 1994 yılından bu yana çeşitli gazetelerde ve dergilerde ‘Bağımlılık kültürü’ üzerine 1900’den fazla makale çalışması ile birlikte toplamda 1216 seminer sunumu gerçekleştirdim.
 
  7 kitap çalışması ile sahada( sorgu, ifade alma, bilirkişilik, adliyelerde duruşmaları takip ederek) edindiğim bilgi ve deneyimleri 7 kitapta toplayarak ülkeme faydalı olmaya gayret ediyorum. Haftanın 5 günü eğitim kurumlarında, STK’larda ve çağrıldığım özel şirketlerde bağımlılık konularında eğitimler veriyorum.
 
   Kimyasal ve sentetik maddelerle ilgili olarak gün geçmiyor ki basın yayın organlarında bir istatistik çıkmasın. Hiçbir veriye, bilimsel kaynağa ya da akla mantığa dayanmayan, manipülasyon içeren bu istatistikler tamamen kasıtlı bir şekilde algı yönetimi içeriyor.
 
   Hatta bazı siyasi oluşumlar konuyu öyle bir noktaya getiriyor ki sanki uyuşturucu ya da uyarıcı maddeler sanki hayatımıza dün girmiş gibi algı yönetimi içinde sorumluluğu devlete ya da yönetime yükleme derdinde. Kaldı ki bu sahte ve aslı astarı olmayan verileri sosyal medyada ya da basın yayın araçlarında paylaşıyorlar.
 
  Toplumu yanlış yönlendiriyorlar. Yaftalıyorlar. Kimyasal terör ile ilgili canla başla çalışan kurum ve kuruluşlar hedef gösteriliyor. Adına ‘kimyasal terör ‘ adını verdiğimiz bu illet sadece ülkemizin değil, tüm dünyanın sorunu.
 
Uyuşturucuyla mücadelede gece gündüz demeden çalışan ve adeta altın çağını yaşayan Türk Emniyeti'nin bu başarısını gölgelemek, bilim insanlarının uyuşturucuya yönelik yaptığı saha çalışmalarında alınan olumlu sonuçları baltalamak gibi hedefler içeriyor.
 
  Özellikle son yıllarda uyuşturucuyla mücadele alanında ortaya koyduğu gayreti sadece kolluk kuvvetlerinin başarılarının ötesine taşıyan Türkiye, ilgili bakanlıklar, üniversiteler, STK'lar gibi çok farklı kuruluşlarla yapılan çalışmalar neticesinde çok güzel sonuçlar alıyor.
 
Son zamanlarda ‘bağımlı sayısında patlama yaşanıyor’,’ Her 3 liseliden 2’si madde bağımlısı’ gibi hiçbir araştırma ve bilimsel gerçeği olmayan istatistikler servis edilip halk arasında infial yaratmak amaçlanıyor. Her gün liselerde eğitim seminerleri sunumu yapan bir birey olarak görüştüğüm liseli öğrencilere elbette sigara ve diğer maddelerle ilgili sorular soruyorum. Ama hiçbir liseli kardeşimden ‘biz 3 liseliden 2’miz sigara ya da madde bağımlısıyız’ sözünü asla ve asla işitmedim.
 
  Ülkemiz madde bağımlılığı konusunda dünyaya örnek. Birleşmiş Milletler bu konuda Türk Polisine defalarca resmi web sitesinde teşekkür etmiştir.
 
Nitekim Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı, Emniyet Genel Müdürlüğü TUBİM Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan, yenisafak. com’a yaptığı açıklamada, Türkiye'nin uyuşturucuyla mücadele noktasında dünyaya örnek olacak başarılara imza attığını belirtiyor.
 
İlhan, Türkiye'nin hem doğudan gelen uyuşturucunun hem de özellikle Balkan coğrafyasından gelen sentetik maddelerin merkezinde olduğuna dikkati çekerek, "Çin'den gelen uyuşturucular için de en önemli geçiş noktasında yer alıyoruz. Jeopolitik gerçekliğin yanı sıra genç nüfus oranımızın fazla olması da satıcılar için bizi 'hedef ülke' konumuna getiriyor.’ Sözleriyle bilimsel bir gerçeğin altını çiziyor.
 
  Polis Akademisi Başkanlığı Suç Araştırmaları ve Kriminoloji Araştırma Merkezi Müdürlüğü (SAMER), geçtiğimiz günlerde  'Uluslararası Uyuşturucu Konferansı' düzenlenmişti. 'Türkiye'de ve dünyada uyuşturucuyla mücadele' ana temasıyla gerçekleştirilen uluslararası konferansın açılış konuşmasını İçişleri Bakanı Süleyman Soylu gerçekleştirmişti.
 
 Bakan Soylu, denizde, karada, okul önlerinde, Kato Dağı'nda, Pülümür Yaylası'nda, 2000-3000 metre yükseklikteki operasyon noktalarında, uyuşturucunun bütün mecrası boyunca ciddi bir takip ve mücadele içinde olduklarını belirmişti.
 
 Hem bir saha pratiği hem de bir literatür ortaya koymaya çalıştıklarını dile getiren Soylu, bu yıl ele geçirilen uyuşturucuda son rakamları da açıklamıştı. Soylu, "Sadece 2018'de 134 bin 88 operasyon yaptık. Yaklaşık 80 ton esrar, 19,6 milyon captagon tablet, 7,8 milyon adet ecstasy yakaladık. Yakaladığımız eroin miktarı 15,9 tondu. Erzincan'da bir TIR'ın kasasında 1271 kilo eroin yakaladı. Bunu da rakamlarımıza ilave ettik. Tek seferde yakalamalarda önemli bir rakamdı. Emeği geçen bütün mesai arkadaşlarıma buradan selamlarımı ve tebriklerimi gönderiyorum. Eroin rakamına Erzincan'da ele geçirdiğimiz 1271 kilo eroin dahil değildir" diye konuşmuştu. Bu kadar başarılı ve özverili çalışmaları görmemek Türk Polisinin emeğine, vefasızlık ve saygısızlıktır. Uyuşturucu sorunu siyaset üstü bir konudur. Çünkü politize edilemeyecek kadar uluslar arası bir sorundur. Uyuşturucu suistimali asırlardır vardır. Sanki dün ortaya çıkmış gibi göstermek belden aşağıya vurmaktır. Biraz vicdan.

En Çok Okunan Yazıları

DİĞER YAZILAR
    Copyright 2016 Tüm Hakları Saklıdır