menüler
KAYSERİ HAVA DURUMU

Engelsiz yaşam herkesin hakkı.. Özellikle de engellilerin

Prof. Dr. Elçin Balcı
Prof. Dr. Elçin Balcı
21 Mayıs 2021, Cuma

Sizden bir iki senaryoyu hayal etmenizi istesem…Örneğin; herhangi bir engeliniz var ve çeşitli nedenlerle eğitim alamadınız.. Meslek edinemediniz.. Haklarınızı bilmiyorsunuz; çünkü öğrenemediniz.. İş bulamadınız ekonomik gücünüz yok.. Sağlıksız koşullarda yaşıyorsunuz ve sık sık hastalanıp bakıma ve sağlık hizmetine ihtiyaç duyuyorsunuz ama ödeme gücünüz yok.. Hizmetlere nasıl erişeceğinizi bile bilmiyorsunuz.. Sizi engeliniz olduğu için işe almak istemiyorlar..Yasal zorunluluklar nedeniyle alsalar bile ilk fırsatta işten çıkarıyorlar.. Az ücret ödemeye meyilli olunuyor.. Sosyal izolasyon yaşıyorsunuz, yalnızlaşıyorsunuz veya yardımsız yaşayamadığınız için başkalarına bağımlı bir hayat sürdürmek zorunda kalıyorsunuz.. Evlenip yuva kuramıyorsunuz çünkü kimse sizi oğluna veya kızına layık görmüyor.. Hatta belki aileniz bile sizi terkediyor. Yapayalnızsınız.

Veya bizzat deneyelim; gözünüzü tamamen kapatıp evinizin içinde hatta yakın çevresinde gezinin.. Ezberinizde, tanıdık bir çevre bile olsa her şey kolay olacak mıdır? Veya koltuk değneği kullanarak merdivenden çıkın.. Ya da tekerlekli sandalye kullanarak şehir içinde yardımsız tur atmaya çalışın..Trafik akarken geniş bir yoldan karşıdan karşıya geçmeye çabalayın..Toplu taşıma araçlarına tekerlekli sandalyenizle binip yolculuk etmeye gayret edin.. Bir kamu binasında resmi bir işinizi halletmeye çalışın görme- işitme engeliniz varmış gibi..Tüm bunları can ve mal güvenliğinizin sağlandığından  emin olacak şekilde yapabileceğinizi düşünüyor musunuz? Cevabınızın HAYIR olacağını tahmin eder gibiyim.. O zaman demek ki bu konuda yapılacak daha çok şey var..

Konunun teorik kavramlarına bir göz atalım..

Doğuştan veya sonradan oluşan nedenler, kişilerin normal yaşamlarını sürdürmelerine engel olacak şekilde bozukluk, kısıtlama veya tam engel yarattığı hallerde fiziki, sosyal, çevresel koşullarla toplumsal düzeyde bireylerin varlıklarını sınırlandırdığında engelli bir yaşamdan bahsederiz. Bireyin engelinin olması sağlıklı ve bağımsız bir yaşam sürdürmesine mani olmamalıdır. Mevcut kanun ve uygulamalar koruyucu, kapsayıcı tanımlanmış olsa bile, toplumun önyargıları, gelenekleri, alışkanlıkları ve bu bireylere karşı tutumları ne yazık ki onları ötekileştirebilmektedir.

Dünya nüfusunda kabaca 10 kişiden biri (yaklaşık 650 milyon birey) engelli şekilde hayatına devam etmektedir. Cihaz veya teknolojik desteğe ihtiyaç duyan engellilerin ise beşte birinden azı bu olanaklara erişebilmektedir. Ülkemizde en az bir engeli olan birey sayısı yaklaşık 5 milyondur. Bu sayının bir milyonu engeli olan çocuklardır. Engelli bir bireyin çocukluktan itibaren iyi bir eğitim alması hayatlarına yardımsız devam edebilmeleri için donanım kazanmaları açısından çok önemlidir. Bu nedenle engelli çocukların eğitimine yönelik sürdürülebilir uzun erimli politikalar oluşturmak da tüm engelli bireylerin kimseye ihtiyaç duymadan yaşayabilmeleri için yapılacak diğer faaliyetler gibi son derece önemlidir.

Peki nedir engellilik?

Birleşmiş Milletler tarafından “Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmesi”ndeki tanımına göre engelliler; “Diğer bireylerle eşit koşullar altında topluma tam ve etkin bir şekilde katılımlarının önünde engel teşkil eden uzun süreli fiziksel, zihinsel, düşünsel veya algısal bozukluğu olan kişiler” şeklinde tanımlanmaktadır. Dünya üzerindeki toplumların genel olarak yaşlanıyor olması, yaşlı ve hasta kişilerin sayıca artması, engelli ve bakıma bağımlı birey sayısındaki artışın en önemli nedenlerinden biridir. Ancak bu kişilerin toplum yaşamına katılımında karşılaştıkları kısıtlamalar; politika yetersizlikleri,  bu kişilere karşı olumsuz yaklaşım ve tavırlar, yeterli hizmetin sağlanamaması, hizmete erişimdeki yetersizlikler, finansman yetersizlikleri, eksik veriler ve araştırmaların yetersizliği nedeniyle planlamaların sağlıklı yapılamayışı gibi çok çeşitli nedenlere dayanmaktadır.

Çeşitli derecelerde zihinsel yetersizliği olanlar zihinsel özürlü, tek veya iki gözünde kısmi veya tam görme bozukluğuna sahip olanlar görme özürlü, tek veya iki kulağında işitme azlığı veya tam kaybı olan kişiler işitme özürlü, kas ve iskelet sistemindeki eksiklik, yetersizlik ve/veya fonksiyon kaybı olan kişiler ortopedik özürlü olarak tanımlanır. Ayrıca kronik hastalıklar nedeniyle yaşam fonksiyonları ve kapasitelerinin azalmasına neden olacak şekilde bakım gerektiren ve kişiyi başkalarına bağımlı hale getiren durumlar da yaşamsal açıdan pek çok engele neden olabilmektedir.

Noksanlık, özürlülük ve maluliyet kavramları ise birbirinden farklıdır. Noksanlık; sağlık açısından geçici veya kalıcı şekilde vücudun yapısal ve psikolojik işlevlerinde dengesizlik veya kayıp olması halidir. Özürlülük; sağlık açısından herhangi bir noksanlık nedeniyle bir insan için normal ve doğal kabul edilebilecek işlevlerin yapılmasındaki kısıtlılık veya tam kayıp halidir. Maluliyet; noksanlık veya sakatlık sonucunda yaş, cinsiyet, sosyokültürel durum gibi normal kabul edilebilecek faaliyetleri yapabilme yeteneğinin sınırlanması veya önlenmesine neden olan durumlardır.

1992 yılından bu yana 3 Aralık günü Birleşmiş Milletler (BM) tarafından Uluslararası Engelliler günü olarak kabul edilmiştir. Engelli bireylerin yaşadığı sorunların giderilmesi, bu kişilerin haklarının korunması ve geliştirilmesi için farkındalık kazandırmak amacıyla 2006 yılında Birleşmiş Milletler Genel Toplantısı’nda kabul edilen “Engellilerin Haklarına İlişkin Birleşmiş Milletler Sözleşmesi” gereğince dünya üzerindeki etkinlikler artarak devam etmektedir.

Farklı engeller konusunda dikkat çekebilmek ve engeli yaşayan bireyler için çalışmalara ivme kazandırmak için belirlenmiş gün veya haftalarda konu her yıl tekraren derinlemesine ele alınmaktadır. Örneğin tüm dünyada her yıl 2 Nisan’da Otizm Farkındalık Günü, Ocak ayının ikinci haftası da “Beyaz Baston Körler Haftası” etkinliklerine sahne olmaktadır. Engellerdeki belki de en önemli konu: pek çok engelin doğumdan hemen sonra erkenden tespitinin mümkün olması veya önlenebilir nedenlerle oluşmasıdır. Örneğin; görme kayıplarının neredeyse yarısı önlenebilir nedenlere bağlıdır ve bu çok önemli bir rakamdır. Ülkemizde yenidoğan bebeklere yapılan görme ve işitme testleri ile erken tanı şansı yakalayan bebekler geleceğin engelli bireyleri olmaktan korunmaya çalışılmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) dünya üzerinde 2 milyardan fazla insanın görme kaybı veya görme bozukluğu olduğuna ve en az bir milyarının önlenebilecek nedenlere bağlı olduğuna dikkat çekmektedir. Ülkemiz verilerine göre 250 bine yakın görme engelli birey vardır. Ancak bu gruptan kendi gelirini elde edebilecek ve kimseye ihtiyaç duymadan yaşayabilecek kişi sayısı oldukça azdır. Çünkü ülkemizde de pek çok ülkede olduğu gibi engelli istihdamında istenen noktaya gelinememiştir. Halbuki dünyanın 2030 Kalkınma Hedefleri’nden biri “Kimseyi Geride Bırakmamak” olarak belirlenmiştir. Kişiler engelli oldukları için, engeli olmayan bireylerden daha dezavantajlı koşullarda kalmamalı ve olanakların eşitlenebilmesi için çalışmalara hız verilmelidir. Ancak 2020 yılında başlayan ve halen dünyayı etkileyen Covid-19 Pandemisi’nde zaten doğal haliyle bile dezavantajlı koşullarda yaşayan engelli bireyler için hayat daha da zorlaşmıştır. Normal şartlarda bile sağlık, eğitim, iş olanaklarından yeterince faydalanamayan engelli bireyler, pandeminin olumsuz koşullarından daha yoğun şekilde etkilenmişlerdir. Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri pandemi nedeniyle kapalı olduğu için çocukların eğitimleri ve hastaların rehabilitasyonu aksamıştır.

Engelli bireyler yaşamlarını sürdürürken sağlıklı insanların hiç farkına bile var(a)madıkları çeşitli sorunlar nedeniyle “Erişilebilirlik” haklarından yararlanamamaktadır. Bu kavram geniş alt başlıklar içermektedir. Açıkça anlaşılabileceği gibi; kaliteli sağlık hizmetlerine, özel eğitim olanaklarına, evrensel tasarım ilkelerinin uygulandığı mimari çevrede yaşama hakkına, sosyal güvenlik kapsamındaki genel ve özellikli haklara, istihdam olanaklarına erişim gibi her normal vatandaşın sorunsuzca yaşama şansı olan alanlarda engelli bireyler ciddi sorunlar yaşamaktadır. Bu kadarla kalmayıp engellilerin ayrımcılığa maruz kalmaları, ötekileştirilmeleri, geleneksel yapı içinde utanç kaynağı olmaları yüzünden aileleri tarafından gizlenmeleri, eğitim ve tedavileri için yeterince destek görmemeleri gibi nedenlerle yararlanacakları hak ve hizmetler istenilen düzeye ulaşamamaktadır. Aslında yıllar içinde kanunlarda iyileşmeler sağlansa da konu hakkındaki bireysel, toplumsal ve kurumsal düzeyde yeterli farkındalığın olmaması nedeniyle ciddi sorunlar yaşanmaya devam etmektedir. Örneğin ailesinde engelli bireyi olan kişiler mevzuatta kendilerine tanımlanmış haklarını bilmemekte ve hak talebinde bulun(a)mamaktadır. Eğitim seviyesinin artışı ve sosyal hizmetlerdeki gelişmeler sayesinde haklarından faydalanmaları mümkün olabilecektir. Kamusal hizmetler veya yaşam alanlarında engellilerin ihtiyaçlarının gözetilmemesi yaşamlarını zorlaştırabilmektedir. Örneğin toplu taşım araçlarını kullanma, binalardaki merdiven, asansör düzenlemelerinin engelli bireylere göre yapılmaması eğitim görecekleri okul alanlarına erişimi engellediği için dolaylı olarak da olsa yasal olarak tanımlanmış eğitime erişim haklarını da engellemektedir. Yani atılacak her adım, bu konuda yapılacak her türlü girişimin çok yönlü düşünülerek hazırlanması ve uygulanmaya konması gerekir.

Yani önce farkındalık.. Sonra savunuculuk.. “Herkes bir engelli adayıdır” söylemindeki oryantalizmi kabul etmemeliyiz. Çünkü empati yapmak veya kişilerin hakkını vermeyi savunmak için illa bizden kötü durumda olmaları gerekmiyor. “Doğrusu bu olduğu için” savunuculuk yapmamız gerekiyor. Biliyoruz ki; “ENGELSİZ YAŞAM HERKESİN HAKKIDIR. ÖZELLİKLE DE ENGELLİLERİN”.

 

Aşağıda konuyla ilgili daha geniş bilgi edinmek isteyenler için Halk Sağlığı Uzmanları Derneğimizin (HASUDER) web sayfasındaki raporları ve konuya ilişkin mevzuat erişimleri mevcuttur.

file:///C:/Users/ADMIN/Downloads/221C4FC6-3EEE-0A13-6A49-80D9E47C70B0_HASUDER_Turkiye_Saglik_Raporu_2020_kapakli.pdf

https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.5378-20130425.pdf

https://kms.kaysis.gov.tr/Home/kurum/24304011

 

               

 

En Çok Okunan Yazıları

DİĞER YAZILAR
    Copyright 2016-2019
    Kayseri Anadolu Haber Gazetesi
    Kayseri Haber, Son dakika Kayseri haberlerini buradan takip edin. En son kayseri haberleri Kayseri Anadolu Haber'de.

    Sitede kullanılan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Yazı ve meteryaller hiçbir şekilde kullanılamaz!

    Künye

    Yazarlarımız

    İletişim

    Adres

    Sahabiye, Ahmet Paşa Cd. No:7, 38010 Kocasinan / Kayseri

    Telefon

    +0.352 222 51 13 - 14

    Email

    kayserianadoluhaber@msn.com
    Copyright 2016 - 2019 Tüm Hakları Saklıdır