Kalkan: 'Toplu sözleşme masasında alınan kararlarda aksama yaşanıyor'

Bu hafta Eğitim ve öğretim ile güncel konulara yönelik Memur Sen İl Temsilcisi Aydın Kalkan ile bir söyleşi gerçekleştirdik.

Kalkan: 'Toplu sözleşme masasında alınan kararlarda aksama yaşanıyor'

Yaptığımız söyleşide Memur Sen İl Temsilcisi Kalkan, toplu sözleşme masasında alınan kararların uygulanmasında aksaklıklar olduğunu ifade ederken, İlk San, eğitim-öğretim yılı değerlendirmesi, 1 Mayıs ve çocuklara cinsel istismar konularında görüşlerini paylaştı.

TOPLU SÖZLEŞME MASASINDAN EĞİTİMCİLER ADINA ELDE ETTİĞİNİZ KAZANIMLARINIZ SÖZ KONUSU. BURADA BİR AKSAMA VAR MI, İSTEDİĞİNİZ GİBİ YÜRÜYOR MU?

2016-2017 Toplu Sözleşme Masası biliyorsunuz ağustos ayında mutabakatla sonuçlandı kamu işveren heyeti ve Memur Sen heyeti ile. Eğitim Bir Sen olarak iş kolunda öğretmen arkadaşlarımız, çalışanlarımız için kazanımlarımız olmuştu bu masada. En önemli kazanımlarımız haftada öğretmen arkadaşlarımızın tutmuş olduğu ücrete iki saat ücret alınmıştı. Öğretmenlerle ilgili 2 saat nöbet ücretinin herhangi bir sıkıntısı yok ama ilkokullarda ve ortaokullarda müdür yardımcılarının tutmuş olduğu 2 saatlik nöbet ücreti sözleşmede de ödenir denmesine rağmen henüz yönetmelikte yok denilerek ilköğretim idarecilerimize o iki saat nöbet ücreti henüz ödenmeye başlanmadı. Dileğimiz bir an önce o masada kazanımımız olan nöbet ücretinin herkese ödenmesi ile ilgili gerekli çalışmanın yapılması. Yine ikincisi haftasonu yapılan sınavlarda öğretmen arkadaşlarımız 45 Lira para alıyordu. Yardımcı hizmetli bile 60 Lira para alırken, bir öğretmenin 45 Lira para almasının yanlış olduğu belirtilerek o masada yine imzalanan mutabakatta sınav ücretine geçilmesi kararlaştırılmıştı. Bu sınav ücretinde de bir sıkıntı var, katsayı belirlemesinde bir sıkıntı var. Sanki o masada imzalanan en önemli kazanımlardan ikisi olan nöbet ve haftasonu yapılan sınavları bakanlık bürokratları mı diyeceğim artık itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar Eğitim Bir Sen’in kazanımlarını. Bir an önce bunlarla ilgili düzenlemelerin yapılıp gerek nöbet ücreti, gerekse de haftasonu yapılan sınav ücretleri ile ilgili sıkıntının aşılıp öğretmen arkadaşlarımıza ve ilköğretim idarecilerimize yansıtılmasını buradan sizin aracılığınızla talep ediyorum.

İLK SAN SEÇİMLERİNE SENDİKANIZ KATILIM GÖSTERMEDİ VE BU KURUMA YÖNELİK ELEŞTİRİLERİNİZ OLDUĞUNU BİLİYORUZ. BU KONUDA NELER SÖYLEMEK İSTERİSİNİZ?

İlk San, ilköğretim öğretmenlerinin yardımlaşma sandığı olarak kurulan bir kurum. Yaklaşık 274 bin üyesi olan bir kuruluştur. Aylık 50 lira kadar üyelerden ücret kesiliyor. Yıllardır İlk San’ın iyi yönetilemediğine dair söylemlerimiz var bizim. İlk San feshedilsin. Hak sahiplerine hakları iade edilsin istiyoruz. Yine toplu sözleşme masasında ihtiyari olsun demiştik üyelik. Yani sınıf öğretmenlerinin göreve başladığı zaman İlk San’a üyeliği zorunlu. Biz yine toplu sözleşme masasında bunu görüşüp ve İlk San’a üyelik isteğe bağlı olsun istemiştik ve orada da isteğe bağlı olsun diye bir karar çıkmıştı. Ama Kamu Sen bunu mahkemeye götürdü. Danıştay bunu iptal etti. Biz de şimdi sendika olarak temyize götürdük. İlk San iyi yönetilmiyor. Eğer aydatlar olmazsa, İlk San’ın başka bir gelir kaynağı yok. Şu ana kadar İlk San’ın gelirleri çarçur edildi. Biz o yüzden İlk San feshedilsin ve hak sahiplerine hakları iade edilsin dedik. Buranın seçikleri dört yıl da bir yapılıyor. Biz bu yıl bu nedenlerden dolayı İlk San’ın seçimlerine girmedik. Boykot ettik. Zaten seçimlere katılım Kayseri’de yüzde 20 oldu, Türkiye genelinde de yüzde 20’lik bir katılım oldu ve İlk San yönetimi oluşturuldu ancak bizim istediğimiz gibi temyize götürdüğümüz aydat ödemeleri ihtiyari olsun kararı çıkar da ihtiyari, yani isteğe bağlı aydat ödemesi gerçekleşirse, İlk San birkaç yıldan kayyuma devredilir. Buranın tek gelir kaynağı aydatlar. Bunun dışında ayakta duracak hali yok. Aydatların dışında malvarlığı da yok. İlk San emekli olan öğretmenlere bir miktar ücret ödüyor. Birçoğuna da bu ücretleri ödeyemiyor. Biz de bu nedenlerle bu dönem İlk San seçimlerine katılmayarak boykot ettik.

1 MAYIS KUTLAMALARINI NEREDE GERÇEKLEŞTİRECEKSİNİZ?

1 Mayıs, işçinin, emeğin bayramı olarak kutlanıyor. Tabi bir takım örgütler illa Taksim’i kutsallaştırmaya çalışıyor, illa kutlamaları Taksim’de yapalım şeklinde bir dayatmaları oluyor. Biz de Memur Sen olarak Türkiye’nin en büyük sivil toplum örgütüyüz. Yaklaşık 900 bin üye sayımız var. Biz de Taksim’de 1 Mayıs’ı kutlayalım diye talepte bulunduk. Ama talebimiz kabul edilmeyince, biliyorsunuz biz 2012’de Ankara Tandoğan’da, 2013’te Çanakkale’de, 2014’te Diyarbakır’da ve 2015’te de Konya’da, bu gibi kadim şehirlerde kutlamalar yapıyorduk bir tema ile, bu yıl da Kahramanmaraş’ta kutlama yapma kararı aldık. Burada kutlamalar yapacağız inşallah. Kahramanmaraş’a yakın illerimizden 17 ilimiz de buraya katılım sağlayacak. Coşku içerisinde emeğin, işçinin, kan dökmeden, esnafın malına zarar vermeden, kaldırım taşını sökmeden 1 Mayıs’ın kutlanabileceğini zaten gösteriyorduk ta baştan beri, yine bunu göstereceğiz. 1 Mayıs’ta biliyorsunuz illegal örgütler devreye giriyorlar. Bu illegal örgütler sizin yaptığınız o güzel işçi ile emeğin kutlanması olan 1 Mayıs’ı provoke ediyorlar. Onun için biz Taksim dayatmasında değiliz. Kadim şehirlerimizde olduğu gibi bu yıl Kahramanmaraş’ta da işçinin hakkını talep edeceğiz, emeği haykıracağız.

ÇOCUKLARIN CİNSEL İSTİSMARLARI KONUSUNDA NELER PAYLAŞMAK İSTERSİNİZ?

Çocuk istismarları ile ilgili biliyorsunuz son dönemlerde baya bir artış var. Öğretmen arkadaşlarımız ve bizler de bu konuda çok tedirginiz. Biliyorsunuz öğretmen kadromuz 950 bin civarında. Büyük bir kitleye sahibiz. Mutlaka bir takım kendini bilmez insanlar olacaktır bu 950 bin kişinin içerisinde. Ama böyle bir olay olduğunda tamamen bu camia töhmet altında kalıyor. Yani sanki vatandaşımız şu anda öğretmenleri bu gözle görmeye başlıyor. Bunlar tabi ki olmamalı, bu gibi olaylar kesinlikle yaşanmamalı. Bizim öğrencilerimiz bizim çocuklarımızdır. Asla bu gibi çirkin davranışları tasvip etmemiz mümkün değil. Ama kısmi de olsa bir takım olaylar maalesef var işte Karaman’da, Kayseri’de, Eskişehir’de. Bu noktada çok dikkat etmemiz lazım. Yapılan bu çirkin davranışları da bütün bir camiaya mâletmenin kesinlikle yanlış olduğu kanaatindeyim. Bu suçu işleyen insanın da mutlaka cezalandırılması gerekiyor. Ben buradan şunu da belirtmek istiyorum: diyelim iki çocuğa kırık not verdi öğretmen. Ve o iki çocuk da bir araya gelip şu öğretmen bizi taciz etti dese, inanır mısınız o öğretmen kendini düzlüğe çıkaramıyor. Bir de özellikle ilkokulda öğrenciler öğretmenlerini babaları gibi görüyorlar. Yani çocuk geliyor sana sarılıyor. Sana sarılan çocuğu ittiğiniz zaman, mesafe koyup bir dokunuş yapmadığınız zaman sizin ona verebileceğiniz bir şey de kalmıyor aslında. Yani çocuk eğer sizi severse, dersi de seviyor. Bu noktada bu sevginin de yanlış anlaşılmadan öğretmen-öğrenci, anne-baba sevgisi ile düşünülüp bu şekilde eğitim-öğretimin devam etmesi lazım. Şu anda gerçekten öğretmen arkadaşlarımız da zor durumda. Yani böyle bir takım olumsuzlukların yaşanması diğer öğretmenleri de etkilemiş durumda. Şimdi öğretmen arkadaşlarımız çocuklara dokunmaya korkuyorlar ama dokunmadığınız çocuğa verebileceğiniz de çok bir şey olmuyor. Dokunmadan, iletişim kurmadan sizi sevmesi, sizi sevmeyen öğrencinin de dersi sevmesi çok mümkün olmuyor. Tabi okullarımızda herhangi bir taciz olayı olduğunda hemen savcılığa suç duyurusunda bulunulması ile ilgili bir durum var. Yani öğretmen arkadaşı dinlemeden iki tane kız öğrenci gelse, dese ki falanca öğretmen bizi taciz etti, bu durumda hiç karşı tarafı dinlemeden hemen savcılığa başvuru yapılıyor. Bu durumda suçu olmayan bir öğretmen, kendisini nasıl temizleyecek. Yani bu noktada iki tarafın da mağdur edilmemesi gerekiyor. Bir de biz biliyoruz ki müfredat programları çok yüklü. Yani öğretime dair çalışma çok fazla ama eğitime vakit ayrılamıyor. Çocukların ahlaki, sosyal bilgi ve değerlerini öğrenme noktasında daha fazla kazanımlar edinmesi sağlanmalı. Biz bu nedenle müfredat değişsin ve ders sayısı azaltılsın, hep öğretim değil eğitimin de verilmesi gerektiğini istiyoruz sendika olarak.  Eğitime ağırlık verilmediği için de böyle sıkıntılar yaşanıyor diye düşünüyoruz. Bir de Alo 147 hattı var. Her aklına gelen orayı arıyor. Burada şikayet edilen bir öğretmen hakkında da hemen bir soruşturma açılıyor. Bence bu Alo 147’de yanlış kullanılıyor. Bu hatta öğretmen arkadaşların bir öğrencinin kulağına dokunması, ya da öğretmenin çok sesli konuştuğu yönünde dahi şikayetler geliyor. Bence okullarda velilerin mutlak surette velilerin takip etmesi, en az ayda bir kez okula gelip öğrencinin durumunu öğrenmesi gerekiyor. Okul üç ayaklıdır. Öğrenci, öğretmen ve veli. Veli bu işin içerisine girmeden bu gibi olumsuzlukların önlenmesi mümkün değil. Diğer taraftan darp edilen öğretmenler de var burada. Bu da bir sıkıntı. Bu da yanlış. 

GERİDE BIRAKTIĞIMIZ EĞİTİM-ÖĞRETİM YILINI NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ?

Okullarımızı geziyoruz. Tüm Kayseri’deki okulları dönem sonuna kadar bitirmeyi hedefliyoruz inşallah. Okullarımızda öğretmenler odasında öğretmenlerimizle sohbet ediyor sıkıntılarını, dileklerini, isteklerini öğreniyoruz. Arkadaşlarımızın sıkıntıları şu burada. İşte bir öğretmen arkadaşımızın halk nezdinde, veli nezdinde, öğrenci nezdinde bir itibar kaybı var. Bunda dönemin bakanının da bunda etkisi var işte öğretmenler çalışmıyorsunuz, yatıyorsunuz şeklinde bir söylemi olmuştu dönemin bakanının. Biz de öğretmenin bu itibarının yeniden kazandırılmasını istiyoruz zaten kendileri de bunu istiyor. Kayseri’de şunu da söyleyeyim ben. Kayseri 2015 yılı YGS’de Türkiye’de 2. oldu Yalova’nın ardından. Yalova küçük bir il, bu bağlamda Kayseri ölçeğinde 2.’lik Yalova’ya kıyasla bence daha önemli. Benim gözümde Kayseri ilk sırada. Diğer bir sıkıntı da geçici görevli olan Pınarbaşı’daki, Sarız’daki, Yahyalı’daki gibi ilçelerde çalışan öğretmen arkadaşlarımız merkezdeki arkadaşlarımıza kıyasla 250-300-500 Lira fazla ücret alırlarsa orada kalacaklardır, geçici görev almayacaktır öğretmen arkadaşlarımız diye düşünüyorum. Bunun dışında Kayseri’de çok bir sıkıntı görünmüyor. Derslik sayılarına baktığımız zaman büyük ölçüde Avrupa standartlarına yaklaştı Kayseri. Sınıf öğrenci sayılarına bakarsanız ortalama 30 civarı, bu da istenen bir seviye. RÖPORTAJ: KAAN AKBAŞ