menüler
HAVA DURUMU

TASARRUF EKONOMİSİ

Süleyman Tuna Han TAŞÇI
Süleyman Tuna Han TAŞÇI
11 Kasım 2018, Pazar

Türk insanının yaşantısı son yıllarda ciddi manada değişmeye başladı.

Alışkanlıklar, alışveriş kültürü köklü olarak Batı’ya benzedi.

Zengin ile fakir arasındaki yaşantı da neredeyse bir birine benzemeye başladı.

Eskiden dar gelirli insanların ev, araba, tüketim konusundaki alışkanlıkları çok farklıydı. Bu kesim, genelde tasarruf ekonomisi ile yaşamını sürdürür, borçlanmamaya gayret eder, elindeki kaynakları idareli kullanmaya büyük önem verirdi.

Ama serbest piyasa ekonomisi, medyanın farklı yaşantılara özentiyi artırması, insanların bu alışkanlıklarını zaman içerisinde değiştirdi.

Şimdi zengin ile fakirin ev eşyaları arasında genel olarak fazla bir fark yok. Hemen hepsi de evinin eşyalarının tam olmasını istiyor.

Giyim konusunda da modayı takip etme hastalığı toplumun geneline yaygınlaştı. Giyim alışverişinin büyük bölümü alışveriş merkezlerinden yapılıyor. Her sezon alış veriş yapmak adeta alışkanlık oldu.

Mutfak harcamaları ve gıda tüketimi konusunda ise daha keskin bir benzerlik söz konusu. Son yıllarda hemen ülkenin dört bir sathına yayılan büyük marketler, zengin fakir demeden herkese benzer ürünleri, benzer fiyata satıyor. Tüketim çılgınlığı, en zengin semtten en ücra mahalleyi sarmış durumda.

Peki, gelirleri aynı olmamasına karşın bu kesimler nasıl bir birine yakın harcama yapabiliyor dersiniz?

Bir kere insanlarda tasarruf etme alışkanlığı tamamen ortadan kalkmış gibi gözüküyor. Bütün kazancını tüketime harcamaktan çekinmiyor. Hatta kazancından fazlasını harcamayı bile ihmal etmiyor. Bankalardan alının konut, araç ve tüketici kredilerinin miktarlarına bakın, ülkenin büyük bölümünün yaşantısını nasıl sürdürdüğünü anlarsınız. Daha da ötesi var. Kredi kartı ile alış veriş her geçen sene ikiye üçe katlanıyor. Üstelik kredi kartı borçlarının çok önemli bir miktarı ise ödenmiyor.

Bu rakamlar, insanların tasarruf ekonomisini unutup, israf ekonomisine geçtiklerinin ayan beyan göstergesidir. Hatta daha da ileri gidip, borçlanarak yaşamaktan korkmadıklarını, geleceklerini bu açıdan planlamadıklarını rahatlıkla ortaya koymaktadır.

Bu anlayışın derhal terk edilmesi gerekir. Aksi halde ekonomisi bozuk olan bir ferdin, bir ailenin, bir toplumun kalkınması mümkün olamaz.

En Çok Okunan Yazıları

DİĞER YAZILAR
    Copyright 2016 Tüm Hakları Saklıdır