menüler
HAVA DURUMU

BUGÜNLERDE SİZİ KIRMIŞ OLABİLİR MİYİM?

Mustafa URHAN
Mustafa URHAN
01 Aralık 2018, Cumartesi
Onunla Seyyit Burhanettin’de karşılaştım. İyi giyinmiş biriydi. “Bana da bir çay ısmarlar mısın?”diyerek yanıma oturdu. Bir sigara çıkardı. Ucunu kırdı. Bir tane de bana uzattı. Hayır dediğim için kırılır gibi oldu ama ısrar da etmedi. Başını sağa sola sallaya sallaya kendi kendine konuşur gibi yaptı. Sonra zembereği bozulmuş saat gibi konuşmaya başladı.
 
“Hayatımın büyük bölümünü korka korka yaşadım. Birine bir şey olur korkusu, istemeyerek birini kırma korkusu, rızayı kaybetme korkusu bunlardan sadece birkaçı. Örneğin yanımdan sevdiğim biri geçti de selam vermedi mi hemen bir kusur ararım kendimde. Selam vermediğine göre onun duygularını incitmişimdir muhakkak, diyerek günlerce düşünürüm.Cesaret edebilirsem sorarım da.”Bugünlerde sizi kırmış olabilir miyim?” derim.Ancak itiraf etmeliyim çoğu kere bu cesareti de kendimde bulamam. Kesin kırmışımdır.Kaba saba hareketlerim vardır çünkü benim.Ya da ne bileyim kaba bir söz söylemişimdir kim bilir. Düşünmeden söylediğim bir söz karşımdakinin kalbine dokunmuştur da o da kırmamak için söylememiştir.
 
Kırılmayı göze alabiliyorum. Sevdiklerimin sitemlerini de göğüsleyebilirim. Hatta benden şikayet edenlere :“Affedin, rica ederim bilerek yaptığım bir şey değil. Beni bilirsiniz kötü bir niyetim asla olmaz. Haklısınız, yanlış yapmışım.” diyerek kendimi affettirmeye çalışırım. Hatta günlerce peşinden koştuğum kimseler vardır böyle.
 
Kafka’nın” Dava” isimli eserinde rastlamıştım böyle bir karaktere. Uzun bir zaman hangi suçu işlediğini öğrenmek için mücadele eden Joseph K.nın ölümüyle son bulur eser. Ben de hep suçsuzluğunu ispat edemeden ölen K.gibi hissederim zaman zaman.
 
Buna benzer bir hikayeye Necip Fazıl’ın Reis Bey isimli eserinde de rastlamıştım. Tiyatroyu bildiğinizi düşündüğüm için hızlı geçeceğim.Eski bir ağır ceza hakimi olan Reis Bey bir vicdan muhabesinden yaralı çıkmıştır.Bitirimlerin olduğu bir kahveye gitmektedir.O kahveye polis bir baskın yapar.Kahvedekilerden biri, “Nasılsa bu, eski bir ağır ceza hakimidir bunu aramazlar.”diye cebindeki uyuşturucu paketini Reis Bey’in cebine koyar.Suç unsuru,Reis Bey’in cebinden çıktığı için Reis Bey tutuklanır, cezaevine atılır.Koğuşunda Adem Baba dedikleri bir adam vardır.Adem Baba’yı hapishanedeki suçlular o kadar dövmüşlerdir ki herhangi bir suç isnat etseler Adem Baba hiç itiraz etmeden “Ben yaptım!”diyerek suçu kabullenir olmuştur.Kapının kenarında kâh ağlayan, kâh gülen, kâh bir anda ağlarken kahkahalarla boğulan bu adama bakarak Reis Bey:” Ben Adem Baba’dan daha kötüyüm.Bugün Amerika’da bir adam öldürülse ve bunu kim yaptı deseler, ‘ben yaptım’ diyesim geliyor.”der.
 
Kalbimdeki kırıklar o kadar fazla ki patron, beni elektrikli sandalyeye oturtun da bir an önce öleyim. Zira bu cam kırıkları içimi parçalıyor. Dünyadaki üzüntülerin kaynağı benmişim de hiç ölemiyorum düşüncesinin kederiyle boğuşuyorum her gün.
 
Bakma:
 
“ Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib,
 
Kılma derman kim helakim zehri dermanındadır.” diye dolaştığıma.
 
Biri elimden tutsun benim. Hoş moş değilim. Kapımı sabah rüzgarından başka kimse açmıyor bilesin.
 
Gözleri bakır bir tasın parıltısında olan ancak hiç su vereni olmayan yatalak bir hasta gibiyim. Bir yudum su vermeyin ancak “su yok” deyin.Yalvarırım beni bu herkesi kırmış ruh halinden kurtarın.Selam verin rica ederim,dedi.
 
Çayını içti. Kalktı. Bana bakmadı bile.
 
“Kimseye etmem şikayet ağlarım ben halime
 
Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime.” diyerek uzaklaştı.
 

En Çok Okunan Yazıları

DİĞER YAZILAR
Copyright 2016 Tüm Hakları Saklıdır