menüler
HAVA DURUMU

Darbe Değil, İşgal Girişimiydi...

Metin KÖSEDAĞ
Metin KÖSEDAĞ
16 Temmuz 2018, Pazartesi
EZANLARI susturan darbelerden, darbeleri bastıran Ezanlara…”
 
Türkiye, 15 Temmuz 2016 gecesi, tarihinin en ciddi ve tehlikeli meydan okumasıyla karşı karşıya kaldı. Ülkemizin evlatlarını, bu coğrafyanın değerlerini su-i emellerine kalkan ederek devşiren ve kökleri dışarıda olan bu hain yapılanma (Fetullahçı Terör Örgütü – FETÖ-PDY), amaçlarını gerçekleştirebilmek maksadıyla hunharca tasarlanmış bir planı uygulamaya koydu.
“Su uyur düşman uyumaz.”
 
15 Temmuz 2016 gecesi, ülke ve millet varlığımızı imha etmeyi amaçlayan derin emperyalist odakların işbirlikçi hainleri harekete geçirerek yaptıkları kanlı bir darbe girişimi ile sarsıldı. Tankla, uçakla, helikopterle yapılan silahlı saldırıya ‘darbe’ dememiz, sadece genel adlandırma çerçevesinde kalmak içindir. Yoksa yapılan darbenin çok ötesinde doğrudan bir işgal girişimi, Haçlı zihniyeti ve taktiğiyle yapılmış düşmanca bir saldırıdır.
 
Doğal olarak içinde her türlü yalanı, caniliği, hunharlığı, hainliği, ihaneti barındıran bu saldırı, iktidarı değil, doğrudan milleti ve devleti yok etmeyi amaçlamıştır....
Türk Milleti. İnsanlığa hayat veren İslam Medeniyetinin banilerinden olan bu millet, tabir yerindeyse, genetik kodlarını cesurca ortaya koydu ve kendisine yöneltilen tanklara ve kurşunlara göğsünü siper etti. Şehit oldu, gazi oldu, ama namusuna halel getirmedi.
 
Saldırı yüzlerce yıllık tarihî deneyim ve birikimle oluşmuş millî iradeye, millî hisse, millî tasavvura, millî kimliğe öncelikle birleştirici sembolik değer, kurum ve şahsiyetleri hedef alarak millî varlığımıza yapılmıştır.
 
TRT merkez binası, ardından Türksat, sonra yine 50 şehit verdiğimiz Gölbaşı Polis Özel Harekât Merkezi’nin bombalanması, darbecilerin asıl ve gerçek niyetlerini ortaya koymaktadır. “Doğrudan istiklâl ve istikbalimizi hedef almışlardır.”
Bu çok açık ve önemli bir noktadır.
 
Nitekim kanlı darbe girişiminde bulunan bu yapının ‘Paralel İktidar’ olarak değil, ‘Paralel Devlet’ olarak örgütlenmesi tesadüfî değildir.
 
Farklı olsa da her kesimden ferdimiz, salalar eşliğinde gerekirse ölmek için “düğüne gidiyormuşçasına” evlerinden çıkarak sokaklara, meydanlara, havaalanlarına, köprülere, devlet kurumlarına ve kritik noktalara aktılar.
Her biri namusunu kurtarmaya, birbirini tanımasalar bile kırk yıllık yarenler edasında, sanki Sütçü İmam’ın, Nene Hatun’un, Karayılan’ın ve Kara Fatma’nın yanında yürüyormuşçasına tanklara ve zalimlere karşı yürüdüler.
7’den 70’e milyonlarca insan vatanını kurtarmak için çıkmıştı o gece, bir daha dönmemek pahasına.
 
Milletimizin beka davasına sahip çıkan herkesi kutluyor, tüm şehitlerimize Allah’tan rahmetler diliyorum.
 
GÜNÜN SÖZÜ
 
Zaferin büyüklüğü, mücadelenin zorluğu ile ölçülür. F. Grillparzer

En Çok Okunan Yazıları

DİĞER YAZILAR
    Copyright 2016 Tüm Hakları Saklıdır