menüler
HAVA DURUMU

BAĞIMLI VE AİLE

İsa ALTUN
İsa ALTUN
31 Ağustos 2018, Cuma
Bir nesilin sağlıklı geleceği öncelikle aile içinde şekilleniyor.Kişi ailesinden öğrendiği şeylerle yaşıyor.
 
Aile bizi bütün yapan varlıktır.Yaradanın gönderdiği bir armağandır.Aile mutluluğun kaynağıdır.Bu mutluluğu ve güzellikleri yaşamak isteyen o kadar çok çocuklar var ki tahmin bile edemezsiniz.Kuşkusuz, her insanın yüreğindeki hayat yükü kendine göre ağırıdır.Verdiği savaşı,çektiği acıları,mücadeleyi,zorlukları ancak çeken bilir.Yaşam sonuçta bir sınav.Bu çetin imtihanı geçmek için kimileri maddeye bağımlı kalarak destek ararken,bazıları da yüreklerindeki yaşama sevinciyle direnirler. Aile de bu konuda etken bir ocaktır.Yüzyılın illeti olan bağımlılık da ,zengin-fakir,eğitimli-eğitimsiz demeden toplumların tüm kesimlerini olumsuz yönde etkilemeye devam ediyor.Ailenin her türlü alışkanlıkta önemli bir unsur olduğunu belirtmeye gerek yok sanırım.Bireylerin gözlerini dünyaya açtıkları ilk yer olan aile kurumu kutsal bir yer tutuyor.Hatta bir bilge de ailenin önemini anlatırken de şöyle söyler: ‘Aile kralların bile giremeyeceği çok özel bir yerdir. ’Ailenin hayatımızdaki yerini anlatmak isteyen bir vatandaşımız şahsıma ait isaaltun.com sitesine yaşadıklarını bire bir anlatan bir iletiden etkilenerek bizimle paylaşmak istiyor.Biz de mektubunu dokunmadan olduğu gibi yayımlayalım:’Henüz 7-8 yaşındayken aile yaşantımızın ne denli kötü olduğunu anlatan bir tablo vardır.Annem ve babamın yanımda onurumu kıran şiddetli tartışmalar yaptıklarını hatırlıyorum. Babam ailenin bütün sıkıntısını sırtında taşıyordu, bütün gün eve ekmek getirebilmek için gündelik işleri takip ediyor yorgun argın eve dönüyordu. “Daha ne yapsın ki ” en azından kendisi böyle düşünüyordu. Annem ise kendi açısından haklıydı; o da bütün gün evin işleri, çamaşır bulaşık ve temizlik derken gündelik telaşın içerisinde yorgun düşüyordu. Olan bana ve dört kardeşime oluyordu.14 yaşıma geldiğimde Babam beni tamirhanede işe soktu. Artık ben de para kazanıyor, dolayısıyla evde söz sahibi olabiliyordum.
 
Tamirhanede benimle birlikte çalışan Selçuk isimli arkadaşımın ilk sigara teklifini hatırlıyorum. Boğazım ne kadar da yanmıştı. Birkaç öksürüğün arkasından zorlansam da o sigarayı bitirmiştim. Artık sigara kazandığım paranın önemli bir bölümünü ayırmam gereken önemli bir alışkanlığım olmuştu. Bir de diğer tamirhanede çalışan arkadaşlarla birlikte düzenlediğimiz tiner partileri vardı. Bu iş için seçtiğimiz mekan ise mezarlıktı. Şimdi yaşadığım hayata bakıyorum da belki o yıllarda kendimize mekan olarak seçtiğimiz mezarlık şu an adım adım yaklaştığımız bir kötü sonu temsil ediyor. Esrar maddesine geçişim ise 16 yaşımda en sevdiğim arkadaşım Orhan`dan sigara istediğimde “Sana daha iyi bir sigara vereyim mi ? ” diyerek bana uzattığı sarma şeklindeki sigarayla oldu. Artık kazandığım paranın büyük bir bölümü esrara gidiyordu. Esrar beni peşinden koşturan ve bir türlü yakalayamadığım bir madde haline gelmişti. 19 yaşıma geldiğimde ise artık bir kız arkadaş edinmiştim.
 
Lise son sınıfa giden Özlem çok rahat bir kızdı. Zaten gelecek planlarında okula yer vermeyen birisiydi. Belki de beynime en çok zarar veren maddeler içeren haplarla tanışmam da Özlemin beni davet ettiği bir partide oldu. Herkesin hapını yanında getirdiği
bu partide teknomüzik ve yoğun bir gürültü vardı.
 
Hap almadan bu ritme nasıl ayak uyduracaktık ki ? Sigaranın, tinerin, esrarın ve hapların ardından hareketlerimde konuşma ve davranışlarımda gözle görülür dengesizlikleri iyiden iyiye hissetmeye başlamıştım. Zihnimi toparlayamıyor, bazen nereye gideceğimi ve ne yapacağımı hatırlayamıyor, nefes alıp vermekte de güçlük çekiyordum. Kalbimde çarpıntılar ve vücudumda dermansızlık belirtileri baş göstermişti.
 
Kullandığım maddeler yasadışı olduğundan adeta yeraltında yaşıyor, karanlık suratlı insanlarla görüşüyor, tanımadığım kişilerle kısa süreli ilişkiler yaşıyordum. Kazandığım para uyuşturucu giderlerime yetmemeye başlamıştı. Emekli olan babamdan zorla aldığım paralarla takviye yapmaya çalışıyordum. Bu arada yine para bulmak amacıyla yaptığım hırsızlıklar da cabası. Birkaç defa yakalandım ve kısa süreli hapis hayatım oldu. Şimdi vücudum Hepatit B gibi ağır bir hastalığın pençesinde. Kurtulmak için çok gayret gösterdim. Şu an oldukça pahalı, sıkıntılı ve zor bir dönem olan tedavi sürecine devam ediyorum.’Tam bir ibretlik.Anlıyoruz ki,bireylerin hayatında aile çok önemli bir yer kaplıyor.Çocuklukta bilinçaltına yerleşen izler yıllar geçse de etkisini yitirmeden kalıyor.Tıpkı bir şairin dediği gibi: ‘Korkmamak ne yalnızlıktan,ne karanlıktan hiçbir durumda, kurduğun dünyadan kopmamak.Ne gelirse gelsin ölüm bile, yani bir olmak. Sonsuz olmak, aile olmak sen ağladığında.
 
Senden çok ağlıyorsa annen, sen biraz daha iyi hayat sür diye canını vere biliyorsa baban. Her kavgadan,sevgiyle çıkıyorsa kardeşin ne mutlu sana. Bir ailesin şimdi ne elini tutamaman, saçına dokunamaman önemli annenin ne evi sarmayan taze kurabiye kokusu. Şimdi ne akşam olduğunda pencerede beklediğin halde gelmeyen babanın arabası önemli ne korkusuzca başını gömdüğün kucağın olmayışı sevilmişsen en derinden tadını biliyorsan şefkatin şanslısın demektir.O ağacın bir dalıysan eğer, yaprağını döksende baharda yine yeşereceksin demektir korkma! Ailen varsa yanında ne olursa olsun yalnız yürümeyeceksin demektir.’Anne ve baban varsa hep çocuksundur.
 
Ne zaman kaybettin onları,artık yetişkin olmuşsundur.
 
Aile içindeki güven ve güçlü sevgi bağlarlı sayesinde her türlü zorluğun üstesinden gelinir.Sevgi ve güven ilişkisinin olduğu yerde bağımlı bireyler yerine sağlam iradeli insanlar vardır.
 

En Çok Okunan Yazıları

DİĞER YAZILAR
    Copyright 2016 Tüm Hakları Saklıdır