menüler
HAVA DURUMU

Kim Bilir, Belki de!

Berna UTAŞ
Berna UTAŞ
26 Kasım 2018, Pazartesi
OTUZ iki yıl önce soğuk bir Şubat akşamı yaşanan bir kazadan sonra üç hayatta akla gelemeyecek kadar farklılıklar olacaktı.
 
17 Şubat 1986 yılında akşam üzeri belki de sadece film senaryolarında yazabilecek, akılların almayacağı bir kaza oldu.
 
Ankara’da cadde üzerine park etmiş bir kamyon tekerini değiştirmek isterken yanlışlıkla elinden kayan o teker yirmi dört yaşında, evine yeni taşınmış bakkaldan kızının gelmesini bekleyen bir kadına çarptı.
 
Çarpmanın hızı ile yere düşen kadın başını kaldırıma çarptı. Sol bacağında da bir kırık meydana geldi.
 
Akşam saati ve okulların çıkış zamanı olması nedeni ile hemen müdahale edilerek hastaneye kaldırıldı.
 
Maalesef yapacak hiç bir şey yoktu. Kadın ölmüştü.
 
O dönemlerde gazetecilik mesleği şimdi ki gibi kolay değildi.
 
Polis anonslarından haberleri dinleyen, o dönemde Günaydın gazetesinde çalışan Süreyya bey adresi alarak on sekiz Şubat günü kadının evine geldi. Kadının kocası ile konuşmak istedi fakat adam neredeyse nefes bile alamıyordu.
 
Çocuklara baktı, bir kaç fotoğraf çekti.
 
Komşularla konuştu bilgi almaya çalıştı.. Ama hep bir birine benzer şeyler duydu.
 
“...Çok iyi bir insandı. Kızlarına çok düşkündü. Elinden
her iş gelirdi, çok maharetliydi.”
 
Alması gereken bütün bilgileri aldıktan sonra belki de hayatı boyunca unutamayacağı o haberi yazmak için başsağlığı dileyerek evden ayrıldı.
 
***
 
Süreyya bey bir akşam işlerini bitirip eve geldi. Sosyal medya hesaplarına bakarken gelen arkadaşlık isteklerini kabul etti. Bir tanesini kabul eder etmez arkasından mesaj geldi.
 
“...Mesaj atmıştım size ama sanırım gelmedi. Arkadaş olmadığımız için galiba düşmedi.” “...Merhaba. Şimdi okudum.
 
Sizin acı olayınızı, babanızın ıstırabını hiç unutamadım. Vefat eden anneniz miydi?”
 
“...Evet annemdi.”
 
Telefon numarasını vererek o küçük kıza istediği zaman arayabileceğini söyledi. Hemen arkasından aradı kız. O güne şahitlik etmiş biri ile konuşmak istiyordu çünkü.
 
Hem belki gazetede yayımlanan o fotoğraf halen Süreyya beydeydi.
 
***
 
Süreyya bey ile tanışmam böyle oldu. Belki fotoğrafı halen saklıyordur diye. Uzun, biraz hüzünlü, biraz gururlu bir sohbet ettik. Yıllar geçmesine rağmen her şeyi en ince detayına kadar hatırlıyordu.
 
Fotoğrafını çektiği o küçük kız çocuğu bendim. O kazada ölende maalesef annem.
 
Evet, dinlemek aslında canımı acıtsa da telefonu kapatmadan önce ki söylediği o cümle beni çok mutlu etti; “...Öyle bir annenin kızı olduğu için bence mutlu olmalısın.
 
Konuştuğum herkes annen ile ilgili o kadar güzel şeyler söyledi ki! Belki de üzüntüm bundan dolayı daha da katlandı. Anneni ve sizi hiç unutmadım. O kazayı da!...”
 
***
 
Fotoğraf mı?
 
Maalesef o günün şartlarında gazete İstanbul’da basıldığı için oraya gitmiş.
 
Yani fotoğrafı bulamadım.
 
Ama Süreyya beyi tanıma fırsatını buldum.
 
Çokta memnun oldum.
 
Hayat bazen böyle çok tuhaf işte.
 
Bir fotoğraf ile başlayan arayışım sonunda o güne dair başka şeylerde öğrendim.
 
Son zamanlarda yaşadığım bazı duyguların değişmesine sebep oldu.
 
Belki bu bir tesadüf değildi.
 
Anlamam için gerekliydi!!!
 
Belki de otuz iki yıl sonra annem bizim karşılaşmamızı istedi...
 

En Çok Okunan Yazıları

DİĞER YAZILAR
Copyright 2016 Tüm Hakları Saklıdır