menüler
HAVA DURUMU

MAHKEME KARARI MI KOMİSYON KARARI MI? ÜSTÜN!

Ahmet TAŞ
Ahmet TAŞ
07 Kasım 2018, Çarşamba
2016 yılı 15 Temmuz’un da meydana gelen kanlı darbe kalkışmasının üzerinden 2 yıldan fazla bir zaman geçti.
 
40 yıldan bu yana devlet kademelerine yerleşmiş FETÖ yapılanmasının oluşturduğu Paralel Devlet yapılanması elemanları, devletin en kılcal damarlarına kadar girdiği için! 15 Temmuz’dan bu yana yapılan temizlik operasyonları ne yazık ki sonuçlanamadı. Halende devam ediyor. Her gün haber saatlerinde kamu ve özel sektörde FETÖ üyelerine yönelik operasyon haberlerini dinlemeye devam ediyoruz.
 
Bu olaylar devam ederken, 15 Temmuz 2016’den bu yana FETÖ bağlantısı ihbarı (bazen adressiz, imzasız ihbarlar da dahil) ile aslında FETÖ ile ilgisi olmayan binlerce insan da, memursa görevine son verilerek, sivilse sorgulanarak haklarında işlem gördüler. Bu insanların binlercesi mahkeme kararı yada emniyet soruşturmaları sonucu FETÖ ile ilgisinin olmadığını ispat etti. Yani ya mahkeme yada emniyet raporu ile suçsuzluklarını ispat etmiş oldular.
 
Bizzat Cumhurbaşkanı RECEP TAYYİP ERDOĞAN 11 bin 480 kişinin Bylock mağduru olduğunu ilan etmişti. Suçsuzluğu ortaya çıkan bu insanlardan kamu görevinden ihraç edilenler büyük bir umutla OHAL komisyonlarına başvurarak görevlerine dönmek istediler. İstediler ama! çoğunluğunun hevesleri kursaklarında kaldı. Niye? Çünkü OHAL komisyonları Bu devletin değil de sanki başka bir devletin komisyonuymuş gibi bu devletin mahkeme ve emniyet raporlarını dikkate almayarak çok azı dışında müraacatlara olumsuz cevaplar verdi. Başvuranların en doğal hakkı olan göreve başlama taleplerine engel oldu.
 
Mahkeme kararı Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinin takipsizlik kararı, suçsuzluk kararı Türkiye Cumhuriyeti Emniyetinin suçsuzluk raporu, OHAL komisyonu da Türkiye Cumhuriyeti devletinin komisyonu ve OHAL komisyonunun görevi Emniyet ve mahkeme kararına göre işlem yapmak. Türkiye vatandaşlarının mağduriyetlerine engel olmaktır ama olmuyor.
 
Yani OHAL diyor ki; Mahkemede, Emniyette kim oluyor. Bu mahallenin devleti de, hükümeti de, Cumhurbaşkanı da benim. Kararım ve gücüm üstünde bir güç ve karar tanımıyorum. Adalette benden sorulur. Mağdurlar Cumhurbaşkanını suçlamış, hükümeti suçlamış, devleti suçlamış benim umurumda değil. Kanunda, nizamda, adalette benden sorulur demeye getirmiş oluyor veya böyle anlaşılıyor.
 
Yani, devlet yıpranmış, hükümet yıpranmış, Cumhurbaşkanı yıpranmış, vatandaşlar mağdur olmuş, mazlum olmuş adalet sağlanamamış beni ilgilendirmez, maaşımı devletten alırım ama devletin kurumlarının kararlarını takmam demeye getiriyor.
 
Sahi kim daha güçlü ve adaletli! Mahkemelerin ve emniyetin verdiği kararlarımı, yoksa OHAL komisyonlarının kararlarımı? Bilen varsa söylesin bizde aydınlanalım.
 
Selam ve Dua ile…

En Çok Okunan Yazıları

DİĞER YAZILAR
    Copyright 2016 Tüm Hakları Saklıdır