menüler
HAVA DURUMU

HATTABOĞLU ÖMER NEYİNİZ OLUR?

Ahmet TAŞ
Ahmet TAŞ
02 Mayıs 2019, Perşembe
Rivayete göre Ömer bir savaştan dönüşte minberden Müslümanlara hitap eder. “Dinleyin ve itaat edin.” Der.
 
Bu söz üzerine ayağa kalkan bir sahabi “Üzerindeki elbisenin hesabını vermezsen dinlemiyor ve itaat etmiyoruz.” diye karşılık verir. Hz. Ömer’in üzerinde yeni bir elbise vardır. Savaştan yeni dönülmüş, ganimetler paylaşılmış, her gaziye yarım elbiselik kumaş düşmüştür. Ama Ömer’in üzerinde bir elbise vardır. Ömer oğlu Abdullah’ı yanına çağırır. Elbisenin hesabını Abdullah versin der. Ömer oğlu Abdullah cemaate hitaben, bana da, babam Ömer’e de yarım elbiselik kumaş düştü. Ben hisse mi babama verdim böylece ona bir elbise oldu diye izahattta bulunur. İtiraz eden sahabi ayağa kalkar Ya Ömer şimdi dinliyor ve itaat ediyoruz diye karşılık verir.
 
Yine bir gün Hz. Ömer kadınlara hitaben konuşuyor ve fazla talep edilen mehir konusunda onları uyarırken zenci bir Müslüman kadın buna itiraz eder. Ya Ömer Kur’an’ın ve peygamberin verdiği hakkı yok sayamazsın der. Kadının itirazı üzerine Hz. Ömer “Vallahi kadın doğru söyledi. Ömer yanıldı.” Diye karşılık verir. Yine bir defasında mescitte halka hitap eden Ömer şöyle bir soru yöneltir. Ben Allah’ın ve resülünün yolundan ayrılırsam ban ne yaparsınız der. Cemaatten biri ayağa kalkıp kılıcını yukarıya kaldırarak seni bu kılıcımızla düzeltiriz diye karşılık verir. Bunun üzerine Ömer ya rabbi sana şükürler olsun, yanlış yaptığımda beni düzeltecek kardeşlerim var diye dua eder.
 
Merhum Akif’in safahatında geçen kocakarı ile Ömer hikayesinde Hz. Ömer’in gece Medine kenarındaki haymelerinde ziyaret ettiği aç kalmış torunlarını çakıl taşını yemek diye kaynatarak avutmaya çalışan yaşlı fakir kadının “Durumunu niye halife Ömer’e bildirmiyorsun” diyen Hz. Ömer’e “Ömer de kim benim ondan kerimdi babam, ölürüm de yüz suyu dökmem sizin halifenize” diye karşılık verdiğini hatırlayalım.
 
Ey bugünün dünyaya meyleden! Biraz itibar, güç, makam, mevki, maddi manevi imkan sahibi olmuş ama ahirette vereceği hesabı, hesap gününün dehşetini ıskalamış sivil toplum önderleri, yerel yöneticileri, bürokratları, siyasi partilerin merkez, il, ilçe yöneticileri, bakanları, başbakanları, cumhurbaşkanları hasılı Allah’ın verdiği güç ve nimetleri kendinin zanneden müstağnileşen, kendilerini uyaranları, tenkit edenleri hain, ihanet eden diye nitelendirip es geçmeye, itibarsızlaştırmaya çalışan, dokunulmazlığı kendilerine layık gören sorumlular “ Sahi ikinci halife, adaletin timsali kenarı Diclede bir kurt aşırsa bir koyunu, gelirde ilahi adalet sorar Ömer’den onu diye inleyen “Hattaboğlu Hz. Ömer”, sizin neyiniz olur.” Hiç düşünüyor musunuz? Yoksa kocakarı gibi Ömer de kim ben ondan kerim adamım benden hesap sorulmaz, hesap verici de değilim mi diyorsunuz.
 
Cenabı Allah aklımız, izanımıza, kendimizin nefsimizin değil Allah’ın doğrularına teslim olmayı nasip etsin, müstağnilik, dokunulmazlık tekebbüründen uzak kılsın. Ahiret hesabı kaygımızı aklımızdan almasın.
 
Not: istisna insanımızı sorudan tenzih ediyorum
 
Selam ve dua ile

En Çok Okunan Yazıları

DİĞER YAZILAR
    Copyright 2016 Tüm Hakları Saklıdır