menüler
HAVA DURUMU

DEVLET PARALELLERE NE YAPSIN?

Ahmet TAŞ
Ahmet TAŞ
04 Temmuz 2018, Çarşamba
Paralel devlet yapılanması tabiri 15 Temmuz 2016 da meydana gelen FETÖ kanlı darbe kalkışmasından sonra daha fazla gündemimize girdi ve sık kullanmaya başladığımız bir deyim oldu.
 
Neydi bundan kastedilen, devlet kurumlarında FETÖ örgütü 40 yıldan fazla bir zamandır kadrolaşmış, devlet memuru olan kamu görevlileri sivil hayatta FETÖ’nün müntesipleri oldukları için görevlerini âmirlerinin taleplerine göre değil, bağlı oldukları FETÖ imamlarının talimatlarına göre yapıyorlar. Yani maaşı devletten emri FETÖ’den alıyorlar. Böylece iki yüzlü bir hizmet görüyorlardı.
 
Allah’ın kendisine şirk (ortak) koşulmasını istemediği gibi devlette kendisine ortak koşulmasını istemediği için maksadını aşan, devleti kadro olarak ele geçirmek isteyen paralel devlet yapılanması FETÖ’ye karşı 15 Temmuz darbe kalkışmasından sonra ölümüne hayatta kalma mücadelesi başlattı. Bu mücadele halen farklı cephelerde devam ediyor.
 
Bu süreçte görüldü ki paralel yapı sadece FETÖ değilmiş. Ülkede faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları (cemiyetler, sendikalar) cemaatler, farklı meslek grupları, devlet içindeki müntesipleri ve üyeleri yoluyla devlet işleyişinde etkin olma, oralara emirler verip istekleri doğrultusunda kadrolaşma ve icraatlara yön vermeye başladılar. Bunu yaparken paralel devlet yapılanması FETÖ’nün hukuksuzluğunu ve hainliğini de dillerinden düşürmediler.
 
Bu kesimler ülkede sadece kendileri var, işleri en iyi kendi adamları yapıyor inancıyla tüm kadroların kendi üyelerince doldurulması, başka grupların devlet kadrolarında asla söz sahibi olmaması için muhteris bir gayretinde içine girdiler.
 
Bu kurum, grup ve insanlar kendilerini memleketin tek sahibi görürken kendi yanlarında olmayan ülke insanını yok sayma, öteleme, haklarından mahrum bırakma gayreti içinde oldukları akıllarına bile getirmiyorlar. Ne kadar zavallı, bencil ve muhteris olduklarının farkında bile değiller. Hırs gözlerini bürümüş, önlerindeki çukuru bile görmekten aciz hale gelmiş bulunuyorlar.
 
Acaba diyorum anayasa da devleti idare eden ve vatandaşlara karşı söylenen, kanun önünde her insan eşittir, hiçbir insana dininden, cinsiyetinden, etnik kökeninden, yaşadığı bölgeden, düşünce ve kanaati ile siyasi görüşünden dolayı farklı muamele yapılamaz demiyor mu? Elbette diyor. Aynı zamanda kanunlarda devlet kadroları tahsis edilirken ilgili şahıslarda liyakatli olmak ve yüz kızartıcı suçlardan hüküm giymemiş olmak gerekir demiyor mu? Elbette diyor.
 
Öyleyse niçin FETÖ’den sonra türemeye çalışan devletin atamalarına, kurumların ziyaretçilerine, makam ve mevkilerine getirilecek kamu görevlilerine müdahale etmeye çalışan, paralel yapı heveslilerine ses çıkarılmaz. Yoksa “Devlet, bekler bekler ve ummadık zamanda, hiç hesapta yokken FETÖ’ye vurduğu Osmanlı tokadını yeni paralel devlet heveslilerine de vurmak için zemin mi yokluyor.” Elbette devletinde bir bildiği vardır. Ne zaman ne yapacağı belli olmaz. Hiç kimse kendini bulunmaz Hint kumaşı, devlete yön vermeye çalışan bir konumda görmesin.
 
Dost acı söylermiş, benden söylemesi, ayağınızı denk alın. Selam ve dua ile

En Çok Okunan Yazıları

DİĞER YAZILAR
    Copyright 2016 Tüm Hakları Saklıdır