menüler
HAVA DURUMU

ADINI ANMAYACAĞIM

Ahmet TAŞ
Ahmet TAŞ
22 Mart 2019, Cuma
Geçen Cuma günü uzak doğunun ada ülkesi Yeni Zelanda’da fanatik, psikopat, kendini Müslüman düşmanlığına adamış bir teröristin Müslümanların Cuma namazı kıldıkları anda peş peşe 2 camiye yaptığı silahlı saldırıda 50 Müslüman hayatını kaybetti, bir o kadarı da yaralandı.
 
Bugüne kadar böyle bir terör saldırısı yaşamayan Müslüman, Hristiyan, Budist ve diğer dinlere mensup insanların aynı ülkenin vatandaşları olarak barış içinde yaşadığı sakin bir ada ülkesi olan Yeni Zelanda başta olmak üzere yaşanan bu katliam büyük tepki ile karşılandı. Halklar, STK’lar ve devlet yetkilileri (başta Türkiye olmak üzere) saldırıyı kınadılar, tepki gösterdiler.
 
Türkiye devleti, cumhurbaşkanı yardımcısı ve dışişleri bakanını Yeni Zelanda’ya göndererek Müslüman topluma ve şehitlerin ailelerine taziye dileklerini ileterek yanlarında olduklarını bildirdi. Türkiye başta olmak üzere dünyanın birçok yerinde Yeni Zelanda şehitleri için gıyabi cenaze namazları kılındı, dualar edildi, katliamı kınayan mitingler, gösteriler, yürüyüşler yapıldı. Bu tür katliamların bir daha yaşanmaması için Birleşmiş Milletlerin ilgili kurulları, İslam işbirliği Teşkilatı ve uluslar arası insan hakları örgütleri tedbirler almaya davet edildi. Ayrıca Kanada’da örneği görüldüğü gibi Müslümanların camilerinde namaz kıldıkları anda başka dinlere mensup erdemli insanların camiler etrafında el ele tutuşarak güvenlik çemberi oluşturmaları erdemli bir dayanışma örneği olarak dikkat çekti.
 
Yeni Zelanda’da yaşanan Müslümanlara yönelik insanlık dışı saldırı ve katliamın ardından bu ülkenin başbakanı bayan jacinda ARDERN’in şehitlerin yakınlarına ve Müslüman vatandaşlarına bir anne şefkatiyle sahip çıkışı, saldırının yapıldığı El Nur camiinde toplanan binlerce (her dinden) insanın okunan ezanı dinlemeleri, şehitlerin yakınlarını ziyaret eden başbakanın halkı (Esselamü Aleyküm) diyerek selamlaması, Yeni Zelanda meclisinin Kur’an-ı Kerim okunarak açılışı, bu ülkedeki dini önderlerin meclise kol kola birlikte girmeleri, Yeni Zelanda başbakanının katil için (onun adını asla anmayacağım) diye beyanat vermesi insanlık, örnek yöneticilik ve insan erdemi adına takdire şayan uygulama ve davranışlardı.
 
Uzak doğunun ada ülkesinde yaşanan ibadet eden insanlara yönelik saldırı, fanatik ve insanlık dışı algı ile yetişen Hristiyan bir psikopatın insanlığa ve Müslümanlara karşı yaptığı aklı selim ve vicdan sahibi ve hiçbir ilahi dinin kabul etmeyeceği bir saldırıdır. Başka dinlere mensup aynı anlayışla yetişen militanlarında aynı şartlarda yetiştirildiğinde kendinden olmayan din mensupları için bu tip saldırıları yapmayacağının hiçbir garantisi yoktur.
 
Asıl olan hangi din, hangi kültürün mensubu olursa olsun insanları insan oldukları için seven, kendi gibi olmayanları rakip ve düşman olarak değil, destekçi ve yardımcı olarak gören, yaratılanı yaratanın hatırına seven ve hoş gören, farklı din, ırk ve kültür mensubu olmayı zenginlik olarak görüp birlikte yaşamayı hayatın olmazsa olmazı kabul eden insanlar olabilmenin yolları aranmalı diye düşünüyorum.
 
Sahi bizim dinimizden, kültürümüzden, etnik unsurumuzdan, partimizden, ideolojimizden olmayanları yok etsek dünyayı, ülkemizi sadece bizler imar edip koruyabilir miyiz. Yoksa ıssız viraneler haline mi getiririz. Devamında da selam verecek, konuşacak, dertleşecek, gelecek için birlikte hayaller kuracak insanlar bulmaktan mahrum mu kalırız bir düşünelim. Eğer Allah isteseydi tüm insanları aynı anlayışta, aynı kavrayışta yaratabilirdi ama o zamanda imtihan olmazdı. Sonuçta insan insanın kurdu olsa da farklıklarını yok sayarak dünyada birlikte yaşayabilmeyi başarmak zorundadır.
 
Selam ve dua ile

En Çok Okunan Yazıları

DİĞER YAZILAR
    Copyright 2016 Tüm Hakları Saklıdır