menüler
HAVA DURUMU

28 ŞUBAT HORTLADI

Ahmet TAŞ
Ahmet TAŞ
03 Ocak 2019, Perşembe
28 Şubat döneminin üzerinden 22 yıla yakın bir zaman geçti. Dönemin komutanlarından Hüseyin KIVRIKOĞLU, bu dönem bin yıl sürecek demişti. Belki üzerinden bin yıl geçmedi ama, bugün yaşanan bazı uygulamalara bakarsak KIVRIKOĞLU’nun haklı olduğu, 28 Şubat’ın hâlâ devam ettiğine inanmamak ne yazık ki mümkün değil.
 
Dönemin darbecilerinin Genelkurmay Başkanlığına çağırarak talimat verdiği darbecilerin emir kulu olup, adaletin ve hukukun emir kulu olmayan hâkim ve savcıların aldıkları talimatlara uyarak hukuku ve vicdanlarını çöpe atarak yaptıkları yargılamalarla müebbet hapse mâhkum ettikleri Müslüman kimliğe sahip masumlar, kendilerini yargılayanlar 15 Temmuz kanlı darbe kalkışmasının failleri olarak yargılanıp bugün cezaevlerinde bulunmalarına rağmen! Bunların yeniden yargılanıp özgürlüklerine kavuşma talepleri bugünün iktidarları tarafından dikkate alınmadığı için hâlâ cezaevlerinde ömür tüketiyorlar.
 
Sivil toplum kuruluşlarının ve insan hakları kurumlarının bu masumlarla ilgili yıllardır meydanlarda, cezaevleri ve adliye önlerindeki yeniden yargılanma ve özgürlüklerine kavuşturma taleplerine de ne yazık ki iktidarlar tarafından kulak asılmadı.
 
Aradan 21 yıl geçmesine rağmen ve 28 Şubat darbesini yapanların darbe yaparak anayasal suç işledikleri, bu suçun karşılığı olarak da ömür boyu hapse mâhkum edildikleri mahkemelerin kararıyla ilan edilmesine ve darbenin sivil toplum, siyaset, basın ve sermaye ayağına hâlâ el atılıp hesap sorulamamış olduğu bugünlerde 28 Şubat darbe uygulamalarının ne yazık ki 16. yılını tamamlayan bugünkü iktidar döneminde de devam ettiğine şahit oluyoruz.
 
Kamuoyuna yansıyan siyaset, basın ve sivil toplum kuruluşlarına ulaştırılan bilgilere göre Kayseri başta olmak üzere bazı illerde kamu personeli sınavına giren, başarılı olup sınavı kazanan adayların akrabaları ve aile yakınları İHH, İLKDER, MAZLUMDER vb. insani yardım derneklerine üye yada sempatizan olduğu için senin güvenlik soruşturman olumsuz, bozuk çıktı diye sınavda başarılı olmalarına rağmen göreve başlatılmadılar. Tıpkı 28 Şubat dönemindeki darbecilerin yaptıkları uygulamalar gibi ayrımcılığa ve hak gaspına uğradılar.
 
Bugünkü bu uygulamalar ister istemez insanı düşündürüyor. Acaba 28 Şubat 1997’den bu yana ne değişti. Yukarıda belirttiğimiz kurumlar ve benzerleri ülke içinde ve dışında milletimizin ve devletimizin merhametini temsil edip mazlumların yardımına koşarken suç mu işliyorlar. Eğer böyle ise devletin ilgili kurumları neden bu dernekleri kapatıp faaliyetlerini sonlandırmıyor. Yoksa 28 Şubattan bu yana milletin çoğunlukla oy vererek seçtikleri idareciler “ İktidar oldular ama muktedir olamadılar mı? “Böyle olduğu içinde ülke için 28 Şubat döneminde tespit edilen sakıncalı kurumlar listesine dokunamadılar mı? Eğer böyle ise bu kurumlar irticai kurumlar olarak tanımlanıp ülkemiz için birinci sırada tehdit olmaya devam ediyor olup millette bu tehdide uygun siyasileri seçerek iktidar yaparak suç işliyor demektir.
 
“Şuuyu vukuundan beter” diye bir söz vardır. Yukarıda bahsedilen olay şaiya değil vukuu bulmuş bir olaydır. Araştırıp gereğini yapmak ve mağdur edilen sınav kazanmış gençlerin haklarını iade etmek görevi de ülkeyi ayırım yapmadan haklıyı haksızı ayırmak, sorumluluğunu gözetip adaletli bir yönetim göstermek sorumluluğunda olan idarecilere düşer. Aksi halde vicdanlar sızlamaya mazlumların ahı göklere yükselmeye devam eder.
 
Selam ve dua ile

En Çok Okunan Yazıları

DİĞER YAZILAR
    Copyright 2016 Tüm Hakları Saklıdır