menüler
HAVA DURUMU

ÜÇ AYLAR’I NASIL GEÇİRMELİYİZ?

Abdullatif ACAR
Abdullatif ACAR
08 Mart 2019, Cuma
 Mamulünüz üç aylara girmiş bulunuyoruz. Recep ayının ilk cuma gecesi olan Regaip Kandili’ni idrak ettik. Üç aylar haram ayların ilki olan Recep ayıyla başlar, şaban ayıyla devam eder ve Ramazan ayıyla huzur ve sükûnet, mağfiret ve bereket zirveye ulaşır. Bu nedenle Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed(s.a.v.), üç aylara çok önem vermiş ve bu aylar girince "Ya Rabbi, Recep ve Şaban'ı bizler için mübarek kıl ve bizi Ramazan’a eriştir" diye dua etmiştir. Çünkü Recep ayı rahmete ve mağfirete giriş ayıdır, Şaban ayı olgunlaşma ve ahlaki güzelliğe erişme ayıdır, Ramazan ayı sevap ve mükâfatın zirvelere ulaştığı, insanın en yüce makamlara eriştiği, günahlardan tamamen azat olduğu ve kurtuluşa erdiği, bunu, bayramla taçlandırdığı bir aydır.
       Evet, bu aylar rahmetin sağnak sağnak yağdığı, fırsat Kapılarının açıldığı, tövbe imkanlarının daha bir karşılık bulduğu aylardır. Zaman sermayesi elimizden kayıp gitmekte, nice anlamsız, gayesiz ve faydasız şeyler uğruna heba edilmektedir. Bu nedenle bu ayların bizlere sunduğu imkanları bir fırsat olarak görüp, en güzel şekilde değerlendirmeliyiz.  Bu üç aylarda başımızı ellerimizin arasına alıp bir köşeye çekilerek, belki gecenin bir vaktinde uyanıp geçmiş günlerimizi muhasebeye tabi tutmalıyız.  Nereden geldik nereye gidiyoruz? Niçin yaratıldık, biz nasıl yaşıyoruz. Kime kulluk ediyor, kimin arkasından yürüyoruz. Kuran bize neyi emrediyor, biz bunlara hangi ölçülerde uyuyoruz. Allah’ın kelamı açıp okuyor muyuz; okuduğumuzu anlıyor, anladığımızı tatbik ediyor muyuz? Allah’ın nice nimetlerinden faydalanıyoruz peki şükrünü eda ediyor muyuz?  Allah’ı ve resulünü her şeyden daha çok sevdiğimizi iddia ettiğimiz halde bu sevgimizi nasıl ve ne şekilde ispat ediyoruz.
 Cennetin ve cehennemin varlığına inandığımız halde bizi cehenneme sürükleyen amelleri işlemeye devam ederken hiç korkmuyor muyuz? Cennete gireceğimiz amellerimiz nelerdir.  Ölümün varlığını inkâr etmiyoruz ancak ölmeyecekmiş gibi niye yaşıyoruz. Allah’ın rızasını mı, insanların taktirini mi önceliyoruz? Riya, kibir, enaniyet haset hayatımızı karartırken kalbimizi katılaştırırken ne yapıyoruz. Günah işlediğimizde bir mümin hassasiyetiyle üzülüyor sevap işlediğimizde seviniyor muyuz?  Fakiri fukarayı yetimi öksüsü yolcuyu yolda kalmışı görüp gösteriyor muyuz? Bütün bunları bir muhasebe edip kendimize gelmeliyiz.  İş işten geçmeden uyanmalıyız.
    Geçmişin muhasebesini yaparken geleceğe ümit tohumları ekmeliyiz.  Gaflet içerisinde geçirdiğimiz her gün için nefsimize hayıflanmalıyız. Onu terbiye etmek için oruçla belini kırmalı, sadakayla gücünü elinden almalı, namazla elini, kolunu, dilini bağlamalıyız.
     Peygamberimiz buyuruyor ki:
   “Haram aylarda bir gün oruç tutup bir gün yemek çok faziletlidir.” (Ebu Davud)
    “Recep ayında Allah-u Teâlâ'ya çok istiğfar edin; çünkü Allah-ü Teâlâ'nın, Recep ayının her vaktinde Cehennemden azat ettiği kulları vardır. Ayrıca Cennette öyle köşkler vardır ki, ancak Recep ayında oruç tutanlar girer.” (Deylemi)
     Zünnün Mısrî der ki:
  "Recep ekme ayıdır, Şaban sulama ayıdır, Ramazan derleyip toplama ayıdır. Herkes ne ekerse onu biçer ne yaparsa cezasını çeker. Bir kimse ekimi bırakırsa, hasat zamanı ekmediğine pişman olur. Kıyamet gününde ise çok kötü duruma düşer." (Abdürkadir Geylani, Üç aylar ve Faziletleri)
     Recep ayında kalp tarlamıza rıza tohumu, kulluk şuuru, ihlas ve samimiyet oluru ekmeden önce kalbi günahlardan iyice temiz hale getirmemiz gerekir. Nasıl ki, bir tarlanın taşını kayasını ayıklamadan, çalısını cırtısınız ve yabancı otlarını temizlemeden ekilen tohumla güzel bir verim elde etmek mümkün değilse Recep ayında da kalp tarlasının temizliğine ağırlık verilmeli, günahlardan pişmanlık duyup tövbe etmeli.  Usulüne göre, ahretimiz için gerekli olan ibadet ve iyilikleri dikmeliyiz. Sonra Şaban ayı geldiğinde bu güzel amellerimize, takviye ederek devam ettirmeliyiz, zikir ve fikirle sulamalıyız.  Farzların yanında nafilelerle süslemeliyiz. Günahlar işlendiğinde, kalbimizde bırakılan o lekeleri peşinen tövbeyle temizlemeliyiz.
     İbadetlerin insanı manevi olarak terbiye etmesi ve olgunlaştırması o ibadet ve itaatlerin şartlarına uygun bir şekilde yerine getirmesiyle mümkündür. Lakin işlenen bir günah ibadetlerdeki faydayı yok eder. Adeta büyütmeye çalıştığımız ahret meyvesinin içine girmiş kurt misali, bünyeye sirayet etmiş virüs gibi o emeğimizin çürümesine heba olmasına sebep olur.
     Ürün devşirme zamanı Ramazan’a ulaştığımızda ektiğimizi biçecek, yaptığımızın faydasını göreceğiz. Elimize aldığımız sertifika veya diploma bizim seviyemizi, derecemizi ve ahlaki gelişimimizdeki durumumuzu gösterir. Yani harman zamanı, diploma taktim törenidir Ramazan.  Şunu da unutmamalı: Hasılatı elde etmek, çoğu zaman ondan faydalanmak anlamında gelmemektedir. Yani bir insan Ramazan’da her güzelliğe kavuşsa da onu bir ömre yaymadıkça kazandıklarının ahrette faydasını göremez. Oruç tuttuğumuz halde midemizle beraber dilimizi muhafaza edecek kıvama ulaşmamış isek, namaza devam etmemize rağmen, elimizi dilimizi ve gönlümüzü kötülüklerden arındıramamış isek, yaptığımız hayır hasenatla başa kakarak iyiliğin yok olmasına sebep olmuş isek, riyadan kibirden insanların hakkına hukukuna girmekten kendimizi muhafaza edememiş isek, yapılan bu ibadetlerin ahrette pek faydasını göremeyiz.
      İslam’da bazı gün ve geceler aylar sadece bir fırsattır. Asıl olan bu fırsatlardan aldığımız güçle nefsimizi terbiye ederek ruhi olgunluğu yakalayarak hayatımızın her dakikasını rıza i ilahi için geçirmektir. Yoksa bu zamanlar geçtikten sonra aynı hatalara düşmek değildir.
    Üç aylarla ilgili hikmet ehli şöyle demiştir.
   Recep eza ve cefayı terk içindir, Şaban amel ve vefa içindir, Ramazan sıdk ve safa içindir.
    Recep tövbe ve pişmanlık ayıdır, Şaban muhabbet ayıdır, Ramazan kurbet (Allah'a yakınlık) ayıdır.
    Recep ibadet ayıdır, Şaban dünyanın sefasını terk etme ayıdır, Ramazan ibadetlerin mükafatını artıran aydır.
    Recep hürmet ayıdır, Şaban hizmet ayıdır, Ramazan nimet ayıdır.
   Ayrıca bu mübarek zaman dilimlerinde kuluna çok yakın olan, dua edince duasını kabul eden Allah’a halimizi arz etmemiz gerekir.  Yani dua etmeliyiz. Dua her zaman yapılabildiği halde özellikle bazı zaman dilimlerinde kabul edileceğine dair müjdeler vardır.
   Peygamberimiz buyuruyor ki:
   “Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez: Regaip gecesi, Şabanın 15. gecesi, cuma gecesi, Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı gecesi. (İ. Asakir)
        Selam ve dua ile…

En Çok Okunan Yazıları

DİĞER YAZILAR
Copyright 2016 Tüm Hakları Saklıdır