HaberlerKöşe Yazıları
Anasayfa'ya Geri Dön
13 Punto 15 Punto 17 Punto 19 Punto

Kim yüksek maaşlı milletvekili olmak istemez?

Mehmet Sena KÖSEDAĞ
Mehmet Sena KÖSEDAĞ
Türkiye’de her şeyin “karanlık” olduğu dönemde, en güvenilmez kurum siyaset, en güvenilmez kişiler ise siyasetçilerdi.
2 Ocak 2012 Pazartesi
11:10

Millet, çoğu zaman körü körüne “peşinden gitse de” siyasetçilere güvenmez, sevmez ama mecburiyetten dolayı katlanır, itibar göstermiş gibi yapardı. Olur ya, gün gelir “bir işi düşer ve bu işi ancak siyasetçiler halledebilirdi… En azından vatandaş öyle düşünürdü.

AK Parti ile birlikte başlayan büyük değişim ve şeffaflaşma süreci ile birlikte siyaset kurumu da itibar kazanmaya, siyasetçiler “gerçek manada” saygı görmeye başladılar. İnsanlar yeniden siyasete ısınmaya, umut bağlamaya yöneldiler. Bunun neticesinde ise son seçimle birlikte, Cumhuriyet tarihinin en büyük katılımlı seçimi gerçekleşti ve yine Meclis’te en yüksek temsil oranına ulaşıldı.

Tam da siyasetçilerin o “kötü imajları” siliniyor dediğimiz bir dönemde, milletvekili maaşlarına yapılan zam yeniden o eski günleri, eski siyasetçileri anımsattı. Halkın büyük bölümü, “bunların hepsi aynı, fırsat bulduğunda kendine yontuyor” algısı oluştu. Son 10 yılda hemen her konuda ayrışan, çok farklı düşünen ve karşı karşıya gelen tarafların söylemleri bile, bu meseleyle birlikte örtüşmeye başladı. Öyle sanıyorum ki bu durum, hem iktidar hem de muhalefet partileri tarafından da fark edilmiş olacak ki, geri adım atmak durumunda kaldılar.

Aslında herkesin, toplumun burada “gerçekte neye tepki gösterdiğini” çok iyi anlaması gerekir. Türk halkı, bir süreden beri “ekonomik durumundan” çok memnun olmasa da, ileriye doğru bir gidişin olduğunu görüyor ve bu nedenle sıkıntılara, zorluklara karşı sabır gösteriyor. Çözümün “herkesin ortak fedakârlığından geçtiğini” iyi biliyor. Geleceği kazanma adına, bugünün zorluklarına göğüs geriyor. Ve doğal olarak aynı tavrı, aynı anlayışı, Devleti, hükümeti yönetenlerden de bekliyor. Bu düşünceye aykırı görünen yaklaşımlara karşı da bu şekilde sesini yükseltiyor.

Bazı milletvekillerinin “geçim sıkıntısı altında ezildikleri” şeklinde yapılan savunmalarda haklılık payı vardır ve bu şekilde birçok örnek sıralanabilir. Ama çok daha kötü durumda olan, işsiz, memur, öğretmen, kaynakçı, inşaatçı, vs. de güç koşullar altında yaşam mücadelesi veriyor. Eğer iyileştirebiliyorsak, hepsinin koşullarını iyileştirelim. Yok, yapamıyorsak, herkes bir süre “daha dişini sıkacak.” Kaldı ki -Allah daha çok versin- birçok milletvekilimizin aldıkları bu maaşlara bile ihtiyacı olmadığı iyi bilinen bir gerçek.

Demem o ki, bu mesele karşısında toplamsal bilinç devreye girmiş ve herkesi kolektif hareket etmeye zorlamıştır. Olay bu yönüyle sevindiricidir.

Olayın bir başka ve belki de en önemli yanı ise şudur. Şimdi bir süreliğine kendimizi o makamlarda bulunan kimseler olarak düşünelim. Ve diyelim ki önümüze, böyle bir teklif geldi… Acaba kaçımız, ötekileri düşünüp, kendimizden de fedakârlık yapıp, bu teklifi reddederdik?

Eğer yarımız, hiç düşünmeden ve gönül rahatlığıyla “elbette” demiyorsa, millet olarak vay halimize!
Bu yazı toplam 500 defa okundu
Yorum Yazın


KAYSERI
  ÇOK OKUNANLAR
  ANKET OYLAMA
MatbaaKayseri Evden Eve Nakliyat